|
“Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan,
yanlışı yapan kadar suçludur”.
Türkiye’de aşırı boyutlardaki toprak ve su kaybının belki de en büyük nedeni hatalı uygulamalardır. Ülkemizde 6.3 milyon hektar arazi her ne surette olursa olsun kuru tarımda kullanılamaz niteliktedir. Çünkü bir taraftan topraklar yüzeysel, diğer taraftan da eğimler fazladır. Mutlak mera ve orman alanı olarak kullanılma zorunluluğu olan buraların toprak işlemeli tarıma açılmaları zamanla erozyonun şiddetlenmesine neden olmaktadır. Kuru tarım alanlarımızda işlenmeyen tarım alanları (çayır-mera, orman ve tarım dışı) toplam alanların büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Buralardaki erozyonlar diğer verimli bölgeleri de verimsiz duruma dönüştürmektedir. Toprak erozyonunu önlemenin vazgeçilmez yolu da mevcut bitki örtüsünü zenginleştirmekten geçer.
Ülkemizde özellikle 1950’li yıllardan sonra mevcut meralar talan şeklinde tahrip edilmiş, büyük bir bölümü (yaklaşık 12 milyon hektar) önce işlenip tarla şekline dönüştürülmüş, ancak birkaç yıl (organik maddelerce zengin olduğu dönemlerde) ürün alındıktan sonra, ya işlenen ancak şiddetli derecede erozyona uğrayan, ya da terkedilerek ürün vermeyen araziler grubuna dahil edilmiştir. Ülkemiz, bu sorunu en acı biçimde yaşayan ülkelerdendir. Meralar ve ormanlar, genellikle yüzeysel topraklı eğimli alanlarda yer almaktadır. Tahripleri durumunda olabilecek toprak erozyonu şiddeti de bundan kaynaklanmaktadır (Tarman, 1972). Gerçekte orman ve meralar, toprak koruyucu ve toprak ıslah edici bazı özellikleri nedeniyle ülke topraklarını muhafazada vazgeçilmez doğal kaynaklardandır.
Doğal bitki örtülerinin, yani orman ve çayır-meraların toprak muhafazasının vazgeçilmez unsurları olduğu bir gerçektir. Bu gerçek, bu tür bitkilerin bir taraftan toprağı ıslah ederek, diğer taraftan da yağmur sularının aşındırıcı etkisini azaltarak, olumlu yönde ortaya çıkmaktadır. Nitekim ABD’nin değişik bölgelerinde yürütülen araştırmalara göre, bir buğdaygil merasında, temiz işlenmiş nadas veya mısır tarlasına göre 526 - 1029 kez daha az toprak kaybı; 5 - 277 kez de daha az yağış suyu kaybı saptanmıştır (Graffis, 1985). Hoşçakalın…
Bu yazı 260 kere okundu.
|