?Hava bizim için kıymetlidir ve hava hayatta tuttuğu her şeyle ruhunu paylaşır; doğadaki her şey aynı solunumdan payını alır...? Red Indian Chef Seattle İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda endüstriyel gelişim yaşamımıza büyük rahatlıklar getirmekle birlikte, doğaya ve üzerinde yaşayan canlılara zarar veren çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla çevre sorunları aniden ortaya çıkmamış, endüstriyel gelişim ile birlikte zaman içerisinde birikerek ortaya çıkmıştır. İnsanların faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim faaliyetleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek, yeryüzündeki canlı hayatını tehdit eder bir konuma gelmiştir. Önce hava, su ve toprak kirlenmeye başlamış; ardından da bitki ve hayvan türleri hızla yok olma sürecine girmiştir. Ozon tabakasının incelmesi ve küresel ısınma, geniş alanlarda doğal denge bozulmalarını ortaya çıkarmış; insan sağlığını tehdit eden çevre felaketleri yaşanmaya başlamıştır.(Günlük yaşantımızda hatta literatürde ?Ozon delinmesi? tabiri daha sık ve yıllardır kullanılmaktadır. Ancak bu tabir bilimsel açıdan değerlendirildiğinde uygun değildir. Söz konusu tabakada sanıldığı gibi geniş çaplı bir delik değil, incelme mevcuttur. Zaten mantıksal açıdan da değerlendirildiğinde, atmosfer tabakasında bir delik olması düşünülemez.) Yeryüzündeki canlı hayatının sürmesi için vazgeçilmez bir yere ve öneme sahip olan hava, tüm hayatı etkileyecek biçimde endüstriyel artıklarla değişik yollardan kirlenmektedir. Bu kirlenme ilk kez 1940-1950 li yıllarda gelişen sanayileşmenin bir sonucu olarak dünyanın çeşitli şehirlerinde havanın aşırı kirlenmesiyle görülmeye başlanmış ve bu nedenden dolayı da ?insanlar tarafından atmosfere karıştırılan yabancı maddelerle hava bileşiminin bozulması olayına? hava kirliliği denilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü nün (WHO) hava kirliliği tanımı ise şu şekilde yapılmıştır: ?Hava kirliliği, canlıların sağlığını olumsuz yönden etkileyen veya maddî zararlar meydana getiren havadaki yabancı maddelerin, normalin üzerindeki yoğunluğudur.? Hava kirliliğinin ne olduğuna daha yakından baktığımızda; hava kirliliği, havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek ya da yaşamdan, maddi nesnelerden yararlanılmasını engelleyecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmaları durumudur. Bu duruma sebep olan havanın tabii bileşimini değiştiren gaz, sıvı veya katı halde bulunabilen kimyasal maddelere de hava kirleticileri adı verilmektedir. Gaz dışındaki kirleticiler havada aerosol halde olup, bazıları da sis, mist, duman gibi özel adlar ile adlandırılmaktadır. Hava kirleticilerinin miktarının artması, hava kalitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yönde belirlenen Hava Kalitesi Sınır Değerleri mevcuttur. Hava kalitesi sınır değerleri, insan sağlığının korunması amacıyla, çevrede kısa ve uzun vadeli olumsuz etkilerin ortaya çıkmaması için atmosferdeki hava kirleticilerinin bir arada bulunmaları durumunda, değişen zararlı etkileri de göz önüne alınarak tespit edilmiş derişimlerle ifade edilen seviyelerdir. Genellikle hava kalitesi sınır değerleri, hava kirleticilerin düşük miktarlarının uzun sürede solunmasıyla ortaya çıkan kronik etkiler için verilen üst sınır değerleri gösteren Uzun Vadeli Sınır Değerler (UVS) ve kısa sürede hava kirleticilerin yüksek derişimlerinin solunmasıyla ortaya çıkan, kısa süreli akut etkiler için verilen sınır değerleri gösteren Kısa Vadeli Sınır Değerler (KVS) olmak üzere iki başlık altında değerlendirilmektedir (Özdemir, 2001). Ancak burada, söz konusu bu sınır değerler üzerinde ayrıntılı olarak durmaya gerek görülmemiştir. Hava kirliliğinin şüphesiz canlı hayatı üzerinde de önemli etkileri vardır. Özellikle, hava kirliliğinden bazı gruplar daha kolay etkilenmektedir. Bu gruplar; bebekler ve gelişme çağındaki çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar, yaşlılar, kronik dolaşım ve solunum sistemi hastalıkları olanlar, endüstriyel işletmelerde çalışanlar ve düşük sosyo-ekonomik grup içerisinde yer alanlardır. Havadaki karbon tozları, katı parçacıklar, karbonmonoksit, kükürt dioksit, doymamış hidrokarbonlar, aldehitler ve diğer kanserojen maddeler insanlarda solunum yolları hastalıkları, nefes darlığı ve akciğer kanseri gibi değişik hastalıklara yol açabilmektedir. Buraya kadar olan kısımda genel olarak hava kirliliğine değinilmiş, hava kirliliğinin başlangıcı, nedenleri, gelişimi ve bazı etkileri üzerinde kısaca durulmuştur. Bir sonraki yazıda yerel ölçekte Soma da hava kirliliği sorunu, buna bağlı olarak ortaya çıkan asit yağmurları ve bunların etkilerine değinilecektir. Hoşçakalın...
Bu yazı 1003 kere okundu.
|