?Bir insan toprak sahibiyse, toprak da o insanın sahibidir?... Emerson
Vatan demek, toprak demektir. Bir ulusun sosyal, ekonomik ve politik başarılarının temelinde de bu doğal varlığın korunması ve ideal olarak kullanımı yatmaktadır. Anadolu, yüzyıllardır savaş ve kavgalara neden olabilecek kadar verimli arazilere ve aynı zamanda son derece önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Tarihsel süreçte pek çok ulus, bu kıymetli topraklara sahip olma yolunda nice savaşlar yapmış ve son olarak da Türk toplumu, Atatürk ün önderliğinde yaptığı Kurtuluş Savaşı ile Anadolu da bağımsız bir Türk devleti kurmuştur. Milyonlarca şehidin kanı dökülerek kazanılan ve yine kan dökülerek korunan bu toprakların, hatalı ve yanlış kullanımlar neticesinde erozyon denilen canavar tarafından sinsice yerlerinden alınıp götürülmesini, dünyanın en modern silahlarıyla donatılmış orduları dahi durduramayacaktır. Zira ülke sınırlarını korumak, erozyonla kaybedilen toprakları geri getirmeye yetmeyecektir. ?Halbuki binlerce, hatta milyonlarca yılda ancak oluşabilen ve ulusların vazgeçemeyeceği bir üretim unsuru olan toprakların erozyonla yok oluşları, sadece ve sadece arazilerin tekniğine ve yeteneklerine uygun olarak kullanılmaları ve orman, çayır-mera alanlarının sadece korunması gibi son derece basit bir uygulama ile durdurulabilecektir?. Dünyanın hemen her yerinde olduğu gibi ülkemizde de erozyon, en önemli toplumsal sorunlardan biri olmuştur. Ne yazık ki ülkemizde artık müzminleşmiş olan toplumsal umursamazlık, kıvraklığını ve gücünü neredeyse kaybetmiş bir yargı sistemimiz ve yasalarımız, erozyon sorununu çözmekten çok, giderek boyutlarının büyümesine neden olmaktadır. Sonuç olarak, iki binli yılların başlarında olduğumuz şu dönemde, gözümüzü dahi kırpmadan, korumak için kanımızı ve canımızı halen feda etmeye hazır olduğumuz bu vatanın, erozyon sorunu bulunmayan ve sel felaketi yaşamayan bir tek bölgesi veya yöresi ne yazık ki kalmamıştır. Arazi, toprak ve doğa tahribatı böyle devam ettiği sürece, insanların paylaşacakları besin maddeleri giderek azalacak ve yeterli paylaşım miktarının altına düşüldüğünde ise hem yetersiz beslenmeden kaynaklanacak hastalıklar ve toplu ölümler artacak ve hem de insanlar kendi yaşamlarını öncelikli hak olarak görerek, diğer insanların aşına ve ekmeğine göz dikecektir. Bu durumun sonucunda ise çok ciddi toplumsal kavga ve savaşlar başlayacak ve acı çeken, ölen ve kaybeden yine insanoğlu olacaktır. Hoşçakalın...
Bu yazı 680 kere okundu.
|