?Vatan toprağı kutsaldır; kaderine terk edilemez..!? Mustafa Kemal Atatürk
Merhabalar. Bu haftaki yazımızda Türkiye nin erozyonla olan ilişkisi, diğer bir deyişle, ülkemizin ekolojik özellikleri ve arazi özelliklerinin erozyonun ortaya çıkmasında etkili olup olmadığı ve ayrıca Türkiye deki erozyonun boyutları üzerinde durulacaktır. Daha önceki yazılarda da ifade edildiği gibi erozyonun oluşumunda etkili olan faktörler beş grup altında toplanmaktadır. Söz konusu bu faktörler iklim, yüzey veya toprak özellikleri, topoğrafik yapı ve engebelilik, bitki örtüsünün özellikleri ve insanlardır. Türkiye nin erozyona olan duyarlılığı da yine yukarıda verilen ?erozyonun oluşumunda etkili faktörler? ile ilgili ele alınarak incelenmelidir. Türkiye nin büyük bir bölümü kurak ve yarı kurak iklim rejimine sahiptir. Türkiye deki yağışlar genellikle kısa süreli ve sağanak şeklindedir. Bu iki husus, ne yazık ki hızlandırılmış erozyonun çok sevdiği iklimsel özelliklerdir. ?Ülkemizin iklimini değiştirmek mümkün olmadığına ve bu iklim özellikleri de erozyona neden olduğuna göre, iklimsel özellikler yönünden erozyon ülkemizin temel sorunu olmak zorundadır?. Anadolu yaklaşık 9.000 yıldır çeşitli medeniyetler tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle; topraklarımız aşırı derecede kullanılmış ve yorulmuştur, bilinçsiz, plansız ve amaç dışı arazi kullanımları hat safhaya ulaşmıştır, insanlarımızın yeni araziler kazanma hırs ve arzusu toplumsal bir alışkanlık halini alarak arazi kullanım şekilleri olumsuz yönde hızla değiştirilmiştir. Yorgun ve amacı dışında kullanılan toprakların erozyona karşı dirençleri son derece zayıftır. Bununla birlikte, eğer toprak üzerindeki bitki örtüsü de tahrip edilmiş ise söz konusu bu yorgun toprakları erozyondan korumak artık mümkün değildir. ?Türkiye nin doğal bitki örtüsünün önemli bir kısmı tahrip edildiğine ve topraklarımız uzun sürelerdir ve aynı zamanda hatalı ve yanlış kullanıldığına göre erozyon ülkemizin temel sorunu olmak zorundadır?. Ülke yüzölçümünün % 83 ü, % 8 ve daha dik eğimlere sahip arazilerden oluşmaktadır. Ülke arazilerinin yarısına yakın bir kısmında ise eğimler % 45 ve daha diktir. Yapılan bilimsel araştırma sonuçları, toprak yüzeyinin bitki örtüsü ile kaplı olmadığı ve arazi eğiminin de % 2 yi geçtiği ortamlarda erozyon olayının, yani toprak taşınmasının ve dolayısıyla toprak kayıplarının başladığını işaret etmektedir (TEMA, 2002). Yine bu araştırma sonuçlarına göre eğim % 8 i geçtiğinde ise erozyonla toprak kayıpları şiddetli düzeye ulaşmaktadır. Görüleceği üzere ülkemizin hemen hemen tamamı eğimli arazilerden oluşmaktadır ve bu topografik yapıya bağlı olarak eğer bitki örtüsü de tahrip edilmiş ise, ülkemiz arazilerinin erozyona uğramaması ve binlerce hatta milyonlarca yılda ancak oluşabilen topraklarının kaybolmaması mümkün değildir. ?Diğer bir deyişle, ülkemizin topoğrafik yapısı da erozyonun oluşması için son derece uygun bir durum sergilemektedir. O halde topoğrafik yapı yönünden de erozyon ülkemizin sorunu olmak durumundadır?. Orman alanları kaçak kesimler, yakmalar ve bakımsızlık nedeniyle hızla yok edilmektedir. Çayır ve meralar bilinçsiz ve aşırı otlatma neticesinde hızla bozulmaktadır. Eski orman, çayır ve mera alanları sürekli olarak yasalarla tescil edilmiş tarım arazileri haline dönüştürülmektedir. Bu dönüşümde söz konusu araziler ?orman niteliğini kaybetmiş alanlar? olarak nitelendirilmekte ve bu nedenle tarım arazisi olarak tescil edilmektedir. ?Halbuki bir alandaki orman ağaçlarının yok edilmesi veya herhangi bir nedenle bu orman örtüsünün yok olması, o arazilerin orman arazisi olma vasıflarını ortadan kaldıramaz. Yani, orman örtüsünü herhangi bir nedenle kaybetmiş olan araziler, eğer arazi yetenek sınıflaması esaslarına göre VI. ve / veya VII. sınıf arazi niteliklerine sahip ise, böyle arazilerin üzerinde tek bir orman ağacı dahi kalmamış olsa bile, bu araziler orman arazisi dışına çıkarılmamalıdır. Ülkemizde ise bunun tam aksi uygulamalara sıkça rastlanmaktadır. Sonuç olarak bitki örtüsü yönünden de erozyon ülkemizin sorunu olmak durumundadır?. Hoşçakalın...
Bu yazı 651 kere okundu.
|