?Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa, dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usül bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler?. Lumbee Clan
Merhabalar... Doğanın yıkımı, aşırı nüfus artışı ve erozyon olgularıyla birlikte ortaya çıkan olgulardan bir tanesi de ?kırsal yoksulluk?tur. Ormanlar, meralar ve tarım toprakları üzerindeki ağır sosyal baskı, marjinal tarım topraklarının genişlemesine neden olmaktadır. Diğer bir deyişle, mera ve orman olarak kullanılması hem teknik hem de ekonomik açıdan uygun olan toprakların tarıma açıldığı görülmektedir. Köylünün kısa dönemde gelir ve besin sağlamak üzere başvurmak zorunda kaldığı bu yol, kırsal yoksulluk kökenlidir, ama aynı zamanda kırsal yoksulluğun da kaynağını oluşturmaktadır. Böyle bir süreç yaşanırken ülke köylüsü yalnız bırakılmış, özellikle 1950 lerden sonra uygun tarım ve hayvancılık politikaları maalesef yürütülememiştir. Ormanlardan ve meralardan kazanılan topraklar erozyon nedeniyle giderek verimlerini kaybetmiş, bu ise yeniden orman ve mera açmaya neden olmuştur. Bugün ülkede ormanlardan veya meralardan kazanılabilecek tarım toprağı hemen hemen tükenmiş durumdadır. Dahası, genel tabloda bu sınırın çok üzerine çıkılmıştır. Düşük verimli, küçük veya parçalanmış bu marjinal tarım topraklarından köylünün elde ettiği gelir ve dolayısıyla oluşturduğu tasarruf doğal olarak hayli düşük düzeydedir. Gelir ve tasarruf yetersizliği köylünün yatırım yapma, teknolojisini ve verimini geliştirme, üretim sisteminin sürdürülebilirliğini sağlama gibi olanaklarını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca söz konusu köylü eğitimli olmadığı ve girişimci niteliklere sahip bulunmadığı için tarım dışı üretimlere de yönelememektedir. Hatta, kooperatifçilik de yoksul köylülük ortamında yürütülememektedir. Yani bu sayılan nitelikler, çok önemsenmesi gereken örgütlülüğün de karşıtı durumundadır. Türkiye de kişi başına düşen doğal kaynak düzeyi azalırken, verimlilik de yeteri kadar yükselememiştir. Böylece iki yönlü bir darboğaz yaşanmıştır. Kişi başına düşen doğal kaynak düzeyinin ve bunun verimliliğindeki artışın yetersizliği, ancak teknolojik önlemler almak ve intansif (yoğun) tarım, hayvancılık ve ormancılık yapmak suretiyle giderilebilir. Ne var ki, esasen finans zorluğu çeken devlet ve zaten gelir yetersizliği içinde olan köylü için bu önlemler hiç de kolay görünmemektedir. Bu, toprakta azalan verim yasasının ortaya çıkması anlamına gelmektedir ve kırsal yoksulluk kısır döngüsünün de temelini oluşturmaktadır. Sözünü ettiğimiz kısır döngü asıl olarak, marjinal tarım topraklarındaki çiftçi için olumsuz sonuç vermekte ve böylece kırsal kesimler arasında gelir farklılıkları büyümektedir. Öte yandan tarımsal kesim için refah ve gelir erozyonu demek olan ve adeta bir kural olarak çalışan iç ve dış ticaret hadlerindeki olumsuz gelişmeler de unutulmamalıdır. Köylünün satın aldığı malların fiyatları hızla artarken, ürününün fiyatının daha yavaş artması demek olan bu olumsuz sürecin önüne geçmek üzere düşünülen önlemlerin başarıyla hayata geçirildiği de iddia edilemez. Genelde başarılı olsa bile bu önlemler de yine yoksul köylü kesiminin göreceli olarak daha da yoksullaşması sonucunu doğurmaktadır. Kaldı ki, son dönemde dış dünyadan tarımsal ürün fiyatlarının artışını engelleyen baskıların geldiği de unutulmamalıdır. Hoşçakalın...
Bu yazı 540 kere okundu.
|