Haber Ara
Canlı Yayın
Gazeteler
Genel Editör
Yazarlarımız
8 EYLÜL SEL FELAKETİ
Bekir DERİNÖZ
|
|
8 EYLÜL SEL FELAKETİ |
Merhabalar. Bu haftaki yazıda 8 Eylül günü ülkemizde yaşanan sel felaketine değinilecektir. Yaşanan felaket, İstanbul ve çevresindeki son 20 yılın en büyük ve önemli sel felaketi niteliğindedir. Felakette vatandaşlarımızdan bazıları hayatını kaybetmiş, birçoğu da yaralanmış, maddi ve manevi zarara uğramıştır. Yaşanan olay esasında bir felaket değildir. Olağan bir doğa olayıdır. Yüzyıllardır ülkemiz dahil, tüm dünya üzerinde bu tür olaylar yaşanmıştır, hala yaşanmaktadır ve gelecekte de yaşanacaktır. Geçmişte olduğu gibi, bu doğal olayı da felaket haline getiren, olaydaki birinci dereceden sorumlu varlık yine maalesef insanoğludur. Onun yüzyıllardır bitmek tükenmek bilmeyen, yanlış ve bir o kadar da ısrarcı uygulama ve tutumlarıdır. Doğa kendisinden alınanın intikamını en acı bir biçimde bir kez daha almıştır. Olay ile ilgili çeşitli medya organlarında işlenen felaket senaryoları da çok gereksiz ve anlamsızdır. Millet olarak bu tür senaryolar üretmekteki başarımız oldukça yüksek olmasına karşın, çözüm üretmekte son derece zayıf olduğumuz görülmektedir. Geçmişte yaşanan deprem felaketleri bunun en güzel kanıtlarındandır. Önemli olan çözüm üretmektir. Yaşanan ve büyük bir trajediyle sonlanan bu olaydan sonra ne yapılması gerektiğidir. Bir daha bu tür olayların yaşanmaması için ne tür önlemler almak gerektiğidir. Geçmişte ülkemizde başta Senirkent ve Trabzon olmak üzere bu tür birçok hadise yaşanmıştır. Yani bu felaket ülkemizde yaşanan ilk sel felaketi değildir ve maalesef bu gidişle son felaket de olmayacaktır. Haftalardır köşe yazılarında ısrarla üzerinde durduğumuz erozyonun önemi ve ciddiyeti zannediyorum bu olayla birlikte çok daha iyi anlaşılmıştır. İleriki haftalarda yine bu konu üzerinde farklı şekillerde durulacaktır. Erozyon zannedildiği gibi basit, önemsiz ve dar kapsamlı bir olay değildir. Erozyon, bu memleketin gelmiş geçmiş en büyük sorunlarından biridir. Şüphesiz bu yaşanan olayda da başrolü erozyon oynamaktadır. İnsanoğlu tarafından sürekli tahrip edilen arazi, bitki örtüsü yönünden yoksun hale gelmiştir. Erozyona müsait hale gelen ve harekete hazır bekleyen malzeme, şiddetli yağışların da etkisiyle hızla harekete geçmiş ve önüne ne çıktıysa beraberinde götürerek denize ulaştırmıştır. Tabiki bunun yanında olayın birçok sebebi, birçok yönü vardır. Bunların tamamına burada değinmek mümkün değildir. Ancak, bunların başında yanlış-plansız yerleşim, altyapı yetersizliği ve düzensizliği, derelerin ıslah edilmemesi gibi faktörler önemli rol oynamaktadır. Örneğin, Kıyı Kanunu na göre sahil alanlarında sahilden 100 metre içeriye kadar yerleşmek yasaklanmıştır. Ancak bu olayın gerçekleştiği saha dahil, bu kurala ülkemizde yıllardır hangi sahil şeridinde uyulmuştur, uyulmaktadır? Daha nice örnekler...Nice yanlış uygulamalar...Nice umursamazlık, nice vurdumduymazlıklar...Her fırsatta söyleriz. ?Bu memleketin bir karış toprağı bile bizim için değerlidir, bir çakılını bile kimseye vermeyiz? diye. Evet, kesinlikle doğrudur. Peki, ya her sene erozyonla denizlere taşınarak ortadan kaybolan yaklaşık 1.5 milyar ton toprağımıza ne diyeceğiz? Yıllardır ülkemizde kanayan bir yara olan ve sinsice toprağımızı ve insanımızı alan erozyona artık ?DUR? denilmelidir. Yapılması gereken senaryolar üretip milleti tedirgin etmek değil, bu hadiseden sonra, tekrar böyle hadiselerin yaşanmaması için ne yapılması gerektiğidir. Bu memleket gereksiz senaryolardan geçmişte yeterince payını almıştır. Benzer olaylar Amerika, İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde de yaşanmıştır. Önemli olan bunlardan ders çıkarmaktır, özeleştiri yapmak, eksiklerini gidermektir. Sahada yapılması gereken, ilk önce olayı doğru anlamaktır. Sebep-sonuç ilişkisini iyi ortaya koymak, sorunu doğru tespit etmektir. Çünkü sorun ne kadar doğru tespit edilirse, sonuca da o derece hızlı gidilir. Acilen kurulması gereken kriz merkezi, hızla uygulanabilecek kararlar almalı ve ivedilikle uygulamaya geçirmelidir. Sahada yaşanabilecek salgın hastalık riskine karşı acil önlem alınmalıdır. Ve daha burada sıralayamadığımız birçok önlem... Bu vahim olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dilerken, yaralanan ve hastanelere kaldırılan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz. Ayrıca, olayda maddi ve manevi zarara uğrayan vatandaşlarımıza da acilen yardım elinin uzatılmasını temenni ediyoruz (Bu noktada özellikle psikolojik destek büyük önem taşımaktadır. Bu konunun üzerinde hassasiyetle durulmalıdır). Yaşanan durum siyaset üstü, partiler üstü bir konudur. Bu memleket hepimizindir. Memlekette her şeyden önce bir ?Erozyon Açılımı? yapılmalıdır. Herkes bu taşın altına elini koymalıdır. Üniversitelerimizdeki kütüphanelerin tozlu raflarında bekleyen sayısız bilimsel araştırma kağıt fabrikalarına gönderilmek yerine, dikkate alınmalıdır. Karar alma süreçlerine bilim adamları dahil edilmelidir. ?Ben yaptım oldu? anlayışı artık terk edilmelidir. Ve daha burada yazamadığımız nice yapılması gerekenler... Olayların bedelini kişiler değil, tüm millet ödemektedir. Ve artık bu memleketin kaybedecek zamanı da, parası da, toprağı da, insanı da yoktur!!! Hep birlikte daha sağlıklı ve daha mutlu yarınlarda yaşayabilmemiz dileğiyle...Hoşçakalın.
Bu yazı 1445 kere okundu.
|
 |
 |
|
YORUMLAR
Sezgi AYDIN 2009-09-11
Bulursan, yeşili koru!'
Biz doğayı korursak o da bizi korur. Biz üzerimize düşeni yapmadığımıza göre daha çok sellerde boğulur, depremlerle yıkılırız. Zaten şans eseri yaşıyoruz bu ülkede. Ama suç bizim! Seçimlerimiz ortada. Nerde işten anlamayan adam varsa amir olmuş, müdür olmuş. Bunları da başa getirmişiz. Hayatımız resmen politikacıların elinde. Ama politika, politikacılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Biz çözüm üretmekten anlamıyoruz hocam. Yaratıcılığımızı sorun yaratmak için kullanıyoruz. Üzülerek söylüyorum ama her şey bize müstahak...
Boran 2009-09-10
Sel fela^keti..
Öncelikle sel sularına kapılarak yaşamını yitirenlere rahmet,yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.Topraklarımız,insanlarımız yok oluyor.Trafik kazasında,yer depreminde,sel fela^ketinde.Bunlar sonuç.Nedenlerini siz değerli bilim insanlarımız,belitiyorsunuz.Olan-bitenler,neden-sonuç ilşkilerinde düğümleniyor.Önce insan mı(emek)
,yoksa para mı(kapital),ekonomik politikaları belirleyici olmaktadır.Kent içi,kentler arası ulaşım kara yolları ile örüldü.İstanbul'dan İzmir'e,deniz yolları ile ulaşım sağlanamaz mı?Asfalt yollar,kent içinde örümcek ağı gibi örülünce,yoğun yağışta sellere bir yatak olup zarar veriyor.Bunlar biliniyor.Seçim kara yolu,ağırlıklı yapılınca,sorunlar artıyor.Çarpık kentleşme,yerleşmeler eklenince daha ağırlaşıyor durum.Hoşça kalın,sevgiyle kalın.
|
|
SON YAZILARI
|
|
DİKKAT! İLKBAHAR MEVSİMİNDEYİZ…
BU BAHAR HİÇ FİDAN DİKTİNİZ Mİ (2)
BU BAHAR HİÇ FİDAN DİKTİNİZ Mİ… (1)
DAHA AZ NAYLON TORBA, DAHA SAĞLIKLI DÜNYA…(4)
DAHA AZ NAYLON TORBA, DAHA SAĞLIKLI DÜNYA…(3)
DAHA AZ NAYLON TORBA, DAHA SAĞLIKLI DÜNYA…(2)
DAHA AZ NAYLON TORBA, DAHA SAĞLIKLI DÜNYA…(1)
SOBALAR FELAKETİMİZ OLMASIN!!!
TERMİK YA DA NÜKLEER ENERJİ
HER ENGELLİ İÇİN BİR SANDALYE, HER SANDALYE İÇİN BİN KAPAK…
|
|