?İnsanlar ana babalarının ölümlerini unuturlar da, topraklarının elden gidişini unutmazlar?. Machiavelli
Merhabalar. Bu haftaki köşe yazısında son zamanlarda büyük felaketlere yol açan başrol oyuncusu ?erozyon? ile tarım arasındaki ilişkinin önemi ve boyutu üzerinde durulacaktır. Bilindiği gibi insanın gelişim sürecinde birinci aşamayı oluşturan toplayıcılıktan, ikinci aşamayı oluşturan avcılığa geçiş ile birlikte doğal ekosistemlerin insan müdahalesi ile değiştirilmeye başlaması da gündeme girmiştir. Çünkü bu aşamada avcılığın daha güvenli ve kolay yapılabildiği açık avlakların yaratılabilmesi için bitki örtüsü, insanın ilk teknolojisini oluşturan ateşin kullanımıyla kasten tahrip edilmeye başlanmıştır. Tarım toplumuna geçilmesiyle durum daha vahim bir hal almış ve bu kez tarım alanı elde etmek için, özellikle ormanlık alanlar açılarak tahrip edilmeye başlanmıştır (Derinöz, 2009). Bitki örtüsünün tahribi toprağın oluşum / aşınım dengesini önemli ölçüde bozmuş ve kabul edilebilir erozyondan hızlandırılmış erozyona geçişi çabuklaştırmıştır. Günümüze dek uzatılabilecek tüm insanlık tarihi ormanlar ve meraların tarım alanına dönüştürülmesi çalışmalarıyla doludur. ?Ormansızlaşmanın % 80 i tarım alanlarının genişletilmesinin bir ürünüdür?. Örneğin, dünya ölçeğinde 1962 yılında kişi başına düşen ormanlık alan miktarı 13.500 m2 iken, 1992 yılında kişi başına sadece 7.000 m2 ye düşmüştür. Bu, 30 yılda % 50 nin üzerinde bir azalma demektir ve yılda % 2,1 lik bir azalma oranını ifade eder. Ülkemizde ise kişi başına düşen ormanlık alan miktarı, en iyimser bir hesaplama ile 3.750 m2 yani dünya ortalamasının yaklaşık yarısı kadardır. Ormanların feda edilerek tarım alanlarına dönüştürülmesinin temel nedenlerinden biri tarım, beslenme ve yaşam arasındaki doğrudan ve yakın ilişkinin, çok eski çağlardan beri iyi kavranabilmiş olmasıdır. Açlık sorunun sadece tarımsal üretimle çözülebileceği inancı, önceleri dünya yüzeyinin % 80-85 ini oluşturan ormanlık alanların hızla % 30 lara düşürülmesine neden olurken, tarım alanları oranını % 55-60 lara yükseltebilmiştir. Aynı amaçla mera alanları da pulluk altına alınarak, besin maddesi üretilen tarım alanlarına dönüştürülmüştür. Ünlü yazar John Steinbeck ?Gazap Üzümleri? adlı romanında, Amerika da 1870 li yıllarda başlayıp 1930 lu yıllarda bir felakete dönüşen mera alanlarının tarım alanlarına dönüştürülmesi sonucu yaşanan ?Toz Çanağı? adlı erozyon trajedisini anlatmaktadır. Erozyon yaratan ormansızlaşmanın önemli nedenlerinden birisi de enerji ile ilgilidir. Sanılanın aksine tarım, açlığı giderecek besin maddeleri üretmez. Tarımsal faaliyetler sonucu üretilen, genellikle hammaddedir. Tarımsal hammaddelerin besine dönüşebilmesi için pişirilmeleri gerekir. Buğdaydan ekmek, fasulyeden yemek, kuzu etinden şiş kebap yapabilmek için pişirmeye, pişirme için de enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji de büyük ölçüde odundan, yani ormandan karşılanmaktadır. ?Bugün için, dünya ölçeğinde en çok kullanılan enerji kaynağı, ne petrol ve ne de elektrik enerjisidir, odundur?. Gerek ısınmak ve gerekse tarımsal ürünleri açlığımızı giderecek besin maddelerine dönüştürebilmek için yine ormanlara başvurulmuş ve ormanlar tahrip edilmiştir. Karşı karşıya olduğumuz erozyon sorunu, bu tahribatın bir dışa vurumudur. İster tarım alanı elde etmek, isterse enerji gereksinimini karşılamak amacıyla olsun, hasattan sonra açık bırakılan ya da bazen gevşetilen tarım alanlarında erozyon tehlikesi, ormanlık alanlara oranla çok yüksektir. Bu uygulamalar hızla kabul edilebilir erozyonunun hızlandırılmış erozyona dönüşmesine yol açmıştır. Görüldüğü gibi, erozyonun çok büyük bir bölümü tarım kaynaklıdır ve bu nedenle erozyonu denetleyebilme çalışmalarında önceliği tarım uygulamalarına ve tarım kesimi çalışanlarına vermek zorunluluğu vardır. Hoşçakalın... Devamı Haftaya...
Bu yazı 558 kere okundu.
|