?Sen ister boynuna ip tak, istersen cevherli kordon tak;
bu dünyadan nasibin en nihayet bir avuç toprak?... Eşref
Son yıllarda ormanların odun hammaddesi üretmenin dışında, insan yaşamı ve yaşam kalitesini destekleme anlamında sağladığı işlevsel değerler insanlar tarafından daha yakından görülmeye başlayınca, ormanlara verilen önem ve değer de giderek artmaya en azından tarım ile eşdeğerde algılanmaya başlamıştır. Ormanın ekolojik işlevleri ile insan yaşamı arasında doğrudan ve yakın ilişkiler kurulmaya başlanmıştır. Örneğin, ormansızlaşma ile atmosferdeki karbondioksit / oksijen oranı karbondioksit lehine bozulmakta, bu da küresel iklim değişiminin temel nedeni olarak görülmektedir. Orman, ya da daha kapsamlı bir ifade ile bitki örtüsü, hem toprak oluşumuna aktif olarak katılan ve hem de toprakları aşınma ve taşınmaya karşı koruyan bir doğal kaynaktır. Ayrıca, bitki örtüsünün su kaynaklarını besleme konusunda da önemli ekolojik işlevleri vardır. Tarım ile orman arasındaki dengenin kurulması, erozyonla mücadelenin temel taşlarından biridir. Tarımsal ormancılık (agroforestry), sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir ormancılık, organik tarım gibi yeni kavram ve disiplinlerin ortaya çıkması, bu fark edilişin somut kanıtlarıdır. Daha az yapay gübre ve tarımsal ilaç kullanımını ilke edinen organik tarım ve onun ürünlerine olan talep giderek artmakta, tarımsal yapıyı önemli ölçüde değiştirmeye aday gibi görünmektedir.
Çağdaş sürdürülebilir tarım alanı parselleri arasında ağaççık ve çalılardan oluşan dar bitki şeritleri oluşturularak yaban hayatının çeşitlendirilmesi desteklenmekte, tarımsal üretimde daha doğa dostu uygulamalara yönelebilme şansı artırılmaya çalışılmaktadır. Bu yapı aynı zamanda, su ve rüzgar erozyonu riskini önemli ölçüde düşürebilmektedir.
Sürdürülebilir tarımda, sözgelişi, buğday üretimi ile uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünen tarla faresi populasyonu arasında anlamlı ilişkiler kurulabilmektedir. Tarımsal gelişim, toprak ve ürünün yönetimi gibi dar kapsamlı bir yönetim anlayışından, tüm ekosistemin yönetimi gibi daha geniş kapsamlı bir kavramsal boyuta ulaşmaktadır. Her yıl aynı alanda, monokültürler biçiminde, aynı tarımsal ürünü yetiştirme geleneği, yerini hızla aynı alanda, alanı sürekli örtülü tutacak farklı bitki türlerini yetiştirme yöntemlerine, rotasyon tarımına bırakmaktadır. En azından beş yıl süre ile aynı alanda farklı yıllarda farklı bitkiler yetiştirilmesine özel bir özen gösterilmektedir. Bir başka ifade ile, hem yıl içinde ve hem de yıllar arasında ürün rotasyonu giderek yaygınlaşmaktadır. Sürdürülebilir tarım uygulamalarında, yapay gübre ve tarımsal ilaç kullanımı en az seviyeye indirilebilmektedir. Sürdürülebilir tarım felsefesi bu gerçeğe dayanmaktadır. Günümüzde tarım uygulamalarında, erozyonu, toprak ve ürün kirliliğini en aza indirebilecek köklü değişimler yaşanmaktadır. Hızlandırılmış erozyon sorunu, bu çerçevede, tarımsal yaklaşımları da sorgulayan çok boyutlu bir konu olarak ele alınmak ve değerlendirilmek durumundadır.
Kısaca, sürdürülebilir bir yaşamın sadece ekmek ya da su ve oksijen ile mümkün olamayacağı, bunu başarabilmenin ekosistemdeki tüm varlıklara ve onların mevcudiyetlerine saygı duymaya bağlı olduğu gittikçe daha geniş kitleler tarafından görülebilmekte, anlaşılabilmektedir. ?Tek tek tarımın, ormancılığın, turizmin vb. sürdürülebilirliği yoktur, ortak yaşamın sürdürülebilirliği vardır?. Bu, gireceğimiz üçüncü bin yılın baş felsefesi olacaktır. Hoşçakalın...