“Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir. Bu da bizim kalbimizi yaralar”. Wovoka Clan
Merhabalar sevgili okurlar. Bilindiği üzere orman tahribi nedenlerinin belki en başta geleni, onun sadece basit bir ağaç topluluğu olarak düşünülmesidir. Oysa orman, gelişigüzel bir araya gelmiş ağaç toplulukları olmayıp, son derece ilginç doğal ve ekolojik bir sistemdir. O nedenle, zamanımızda orman sözcüğü yerine daha çok “Orman Ekosistemi” terimi kullanılmaktadır. Bu sebeple, doğal bir ekolojik sistem olarak orman şu şekilde tanımlanmaktadır: “Orman ekosistemi, ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar ve toprak organizmaları gibi diğer canlılar ile hava, su, toprak, ısı ve ışık gibi cansız varlıkların oluşturdukları, karşılıklı etki ve iletişim dokusunu simgeleyen bir doğa parçasıdır”. Bu tanımlamadan kolayca anlaşılacağı üzere, orman bir “Yaşam Birliği” olarak nitelenebilir. Bu birliğin esas öğesi olan ağaçlar ortadan kalkarsa, tüm canlılar için yaşamsal düzeyde önemli bir çok olumsuz süreç meydana gelir. Dünya üzerinde sürekli olarak artıp gelişen yegâne hammadde, odun hammaddesidir. Onun da kaynağı ormandır. Eğer orman ortadan kalkarsa, 6000 kullanış yeri ve 6000 iş kolu da odun maddesiyle birlikte ortadan kalkar. Orman, dünyadaki oksijen üreten doğal kaynakların başında gelmektedir. Gerçekten, orman ağaçları bir yılda ürettikleri 93 milyar ton oksijenle, karada yaşayan tüm bitkilerin ürettikleri oksijen miktarında % 66 lık bir katılım payına sahip bulunmaktadır. Bu nedenle ormanların tahribi, nefes alacak havanın yok edilmesi anlamına gelen bir “ekolojik kriz” olarak nitelenebilir. İyi gelişmiş bir kayın ağacı ömrü boyunca (100 yaşına kadar), gövdesinde 6 ton karbonu kimyasal enerji olarak bağlar. Bunun için de 100 yıllık ömrü boyunca, 40 milyon metreküp havayı fotosentez için yapraklarına alır. Bu süreç, kapalı mekân hacmi 500 metreküp olan 80.000 tane villa havasının bir ağaç tarafından boşaltılması demektir. Böylece ormanlar, atmosferin bozulan karbondioksit dengesini düzeltmede ve sera etkisi olayının şiddet derecesini azaltmada çok önemli rol oynarlar. Bunun sonucunda da global iklim değişikliğini frenlerler. Böyle bir ekolojik işlevle, sadece Tropik Yağmur Ormanları nın sağladığı ekolojik değerin yılda 3,7 trilyon dolar olduğu bildirilmektedir. Ormanların toprak erozyonunu engellemesiyle yarattığı ekolojik işlevin parasal değeri, tahminlerin çok üzerindedir. Yapılan değerlendirmelere göre, ormanların sadece barajlara gidecek toprakları tutmaları sonucunda sağladıkları su ve enerji tasarrufu değerinin tüm dünya için bir yılda 6 milyar dolar olduğu bildirilmektedir. Ayrıca, tropik ormanların bir milyardan çok insan için tatlı su kaynağı olduğu bilinmektedir. Amazon ormanları içinden akan Amazon nehri, dünya tatlı su miktarının beşte birini taşımaktadır. Ne yazıktır ki, bu ormanlar hızla tahrip edilmektedir. Tüm Tropik Yağmur Ormanları nın yok olma hızı, 1991-1994 yılları arasında % 34 oranında artmıştır. Uydu fotoğraflarına göre Brezilya da yılda ortalama 15 bin kilometrekarelik orman alanı yok olmaktadır. Amazon Yağmur Ormanları nda kayıp son 4-5 yıl içinde % 12-15 civarındadır. (5 Kasım 1997 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Dış Haber Servisi). Ormanların çevre sağlığı, gürültü, hava, su, toprak kirliliğini önleme, milyonlarca canlıyı barındırma gibi işlevleri de düşünülürse orman tahribinin ne gibi sorunları da birlikte getireceği kolayca anlaşılır. Bu gerçeği Prof. Dr. Bernhard 1935 yılında yazdığı, “Türkiye Ormancılığı nın Mevzuatı, Tarihi ve Vazifeleri” adlı eserinde şu şekilde dile getirmektedir: “Türk Milleti ve Türk topraklarının selâmeti için, Türk ormanları çok özel bir dikkatle işletilmeye muhtaçtır. Orman varlığına karşı Türkiye de yapıla gelen bütün dikkatsiz müdahale ve tecavüzlerin neticeleri, yalnız bu varlığı tehlikeye sokmakla kalmayıp, memleket ve milletin kalkınmasını da temelinden sarsmaktadır.” Bundan tam 74 yıl önce dile getirilmiş olan bu gerçeklerin bugün de benzer ifadelerle tekrarlanması, orman tahribinin günümüzde de hızla devam ettiğinin belirgin bir kanıtıdır. Buna örnek olarak, Antalya da yapılan Dünya Ormancılık Kongresi Deklârasyonu gösterilebilir. Bu deklarasyonda ormanların korunması için uluslararası çağrı yapılmaktadır. Bu da orman tahribinin hala büyük bir hızla devam ettiğinin ve tehlike çanlarının çaldığının resmen belgelenmesinden başka bir şey değildir. Hoşçakalın…
Bu yazı 1188 kere okundu.
|