“Yeryüzü basitçe insanoğlu için bir erzak deposu ve çöp kutusu değildir. Yeryüzünün felaketimiz pahasına gözardı ettiğimiz kendi gereksinimleri ve dinamiği vardır…” Mary Mellor
Merhabalar sevgili okurlar. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, ülkemizde de gerek geçmişte ve gerekse de son zamanlarda çeşitli afetler, felaketler yaşanmıştır. Gelecekte de bu türlü felaketlerin yaşanması olasıdır. Felaketlere tepki vermek, başkasının acısına cevap vermek, gerçek, insani bir duygudur. Trajedi vurduğunda, acı çekenleri doyurmak, giydirmek, barındırmak için adeta bir refleksle yardım etme arzusu yaşanmaktadır. Oysa uzun dönemli yeniden inşa ve felaket önleme girişimleri nadiren aynı empati ve destekle karşılanmaktadır. Hükümetler, kredi kuruluşları ve hatta insancıl amaçlı kuruluşlarda bile iyi gelişmiş tepki verme kültürü vardır ama buna temel teşkil eden bir felaketi hafifletme kültürü yoktur. Örneğin, ABD Yabancı Felaketlere Yardım Dairesinin, 1997 yılındaki 155 milyon dolarlık mütevazı bütçesinin sadece % 11 i felakete hazırlık ve hafifletme faaliyetlerine gitmiştir (Science, 18 Haziran 1999). Doğal Felaketler Merkezi nin Genel Müdürü ve Disasters by Design (Tasarlanmış Felaketler) kitabının yazarı Dennis Milleti ye göre insanlar gelecek hakkında düşündükleri zaman, genellikle karşı karşıya oldukları seçimlerin ve risklerin hepsinin farkında değildirler. Sadece yakın gelecek için plan yapar, felaket vurduğu zaman durumla baş etme kapasitelerini gerçekte olduğundan daha fazla tahmin eder, acil durum yardımına dayanırlar. Risklerin farkında oldukları durumlarda da, insanların bir şeyin olabileceği ihtimali üzerine çaba ve kaynak sarfetmeleri düşük bir olasılıktır. “Belki gelecekte bir zaman, acil ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra” diye düşünürler. Yoksul insanlar için, bu günlük ihtiyaçlar gerçekten de çok önemli ve acil ihtiyaçlardır (Millty, 1999). Felaket uyarılarının doğruluk derecesinin ve yayılma düzeyinin artması her ne kadar sayısız insanın hayatının kurtulmasına yol açmış olsa da, bu uyarılar ironik bir şekilde yanlış bir güvenlik hissi uyandırabilir ve sigorta sistemi ile birlikte insanların riskli yerlerde inşaat yapıp yaşamasına neden olabilir. Giderek daha incelikli hale gelen mühendislik teknikleri, insanların doğanın kontrol edilebileceği ve kendilerinin korunabileceği gibi yanlış varsayımlarda bulunmasına olanak tanımaktadır. ABD gibi bir çok zengin ülkede, zengin ve fakir dahil olmak üzere bir çok insan, acil bir durumda fiziksel ve finansal olarak kurtarılacağına dair neredeyse kesin bir güven duyduğu için önleyici önlemlere ve hatta sigortaya bile başvurmamayı tercih etmektedir. Bütün bunlar da gereksiz risklerin alınmasına yol açabilir. Bireyler gibi hükümetler de hesaplanmış risk veya bilgisizlikten dolayı risk almaktadır. Felaket yönetimi de dahil olmak üzere yönetimin bir çok alanına kısa dönemli zihniyet hakimdir. Felaketler için hazır olmak ve felaketin sonuçlarını hafifletmek genellikle, diğer önceliklerin arkasında yer almaktadır. Yardım ve kurtarma girişimlerine, siyasetçinin görev süresinde vuku bulmayabilecek bir olaya hazır olmaktan daha fazla kaynak ayrılmaktadır; bu tür olayların siyasi cazibesi çok daha fazladır. Ancak, "bir önlem, bin tedaviden iyidir" sözü felaketler için de geçerlidir. Dünya Bankası ve ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (U.S. Geological Survey) küresel ölçekte, doğal felaketlerden kaynaklanan ekonomik kayıpların 280 milyar dolar azaltılabileceğini hesaplamıştır. Ekonomik kayıpları azaltmak için hazırlık ve felaketi hafifletme tedbirleri için ekonomik kayıpların 1/7’sini harcamak yeterli olacaktır. Felakete hazır olmak ve felaketi hafifletmenin maliyeti, felaket kurtarma ve yardım maliyetinden çok daha az olabilir (World Bank / U. S. Geological Survey, 2000). Devamı haftaya, hoşçakalın…
Bu yazı 596 kere okundu.
|