“Dünya bize büyük görünebilir ama öylesine büyük bir evrende o kadar küçük bir noktacıktır ki, bunu hayal etmek bile zordur…”
Felaketler, felakete hazırlanma ve tepki verme konusundaki başarısızlıklara da dikkat çekebilmektedir. Örneğin Mitch Kasırgası nın yarattığı tahribat, Orta Amerika nın felaketlere yeterince hazır olmadığı gerçeğine ışık tutmuştur. Bölgenin defalarca kasırgalara, depremlere ve med - cezir dalgalarının yol açtığı felaketlere maruz kalmasına rağmen, bu olaylardan çıkarılması gereken derslerin, Mitch Kasırgası öncesinde veya sonrasında alınmadığı ve uygulanmadığı ortaya çıkmıştır. Nikaragua hükümeti, özellikle de devlet başkanı, fırtınanın ilk günlerinde acil durum ilan etmediği için suçlanmıştır. Ulusal acil durum planları, fırtına başladıktan günler sonra yapılmaya başlamıştır; bu dönemde başkan defalarca kriz olduğunu yalanlamıştır. Erken uyarı ve bölgeyi boşaltma, Las Casitas yanardağı etrafındaki kasabalarda yaşayan insanları kurtarabilirdi. Yedi gün boyunca devam eden şiddetli yağmurlar yanardağın bir yamacının aşağı kaymasına neden olunca, 1.400 kişi öldü. Bu olay, Mitch Kasırgasının bir seferde çok can aldığı tek olaydı (Evert, 2002). 1998 yılında Hindistan ın Gujarat taki çöl bölgesini vuran ve 10.000 kişiyi öldüren siklon ve dev dalgalarını da federal hükümet öngörmüştü ama yerel yetkililer uyarıyı duyurmamıştı. Bölgenin siyasi açıdan güçsüz insanlarını uyarma zahmetine girmek için siyasi iradenin olmadığı bile söylenmiştir. 1999 sonlarında süpersiklon Hindistan daki Orissa kentini vurduğunda, resmi tepkiler çok karışık oldu. Her ne kadar kamu sağlığı da bazı sektörler takdire şayan bir iş çıkartsalar da genel olarak hükümetin felakete tepkisi kopuk ve genellikle de etkisizdi. Karmaşa, fırtınanın en kötü vurduğu insanların günlerce yardım görmeden var olmaya çalışmak zorunda kalması anlamına geliyordu. 50.000 kadar insan öldü, 20 milyon kişi evsiz kaldı, 1 milyondan fazla insan geçiminden oldu. Kıyı yönetim planlarının veya etkili bir acil durum haberleşme ağının olmaması, siklonun başka yerleri vuran benzer fırtınalarla göre neden bu kadar yıkıcı olduğunu da açıklamamıza yardım etmektedir. Komşu eyalet bile duruma Orissa dan daha hazırlıklıydı; Andhra Pradesh eyaleti başka bir fırtına esnasına kıyıda yaşayan 1 milyon insanın evini boşaltıp, 1.000 kasırga korunma merkezine yerleştirmeyi başarmıştı. Orissa eyaleti ise süpersiklon sırasında sadece 150.000 kişinin evini boşaltmıştı ve yerinden edilenler için sadece 21 sığınak vardı. Andhra Pradesh bu kadar büyük üç siklon sırasında alınan dersleri hayata geçirmeyi başarmıştı. 1974 yılında benzer bir siklon sırasında 10.000 kişi, 1991 yılında 1,000 kişi, 1996 yılında ise sadece 60 kişi ölmüştü (Collins, 2001). Devletlerin, çok sayıda felaketten sonra yeterli toprak kullanım planları, inşaat standartları geliştirmek veya uygulamakta yetersiz kalması da feci sonuçlar doğurabilir. Deprem bölgesi olan Türkiye de, son yıllarda yaşanan hızlı kentleşme başka ülkelerde olduğu gibi konut krizine yol açmıştır. Krizi hafifletmek adına 1950 yılından bu yana çıkarılan 15 "inşaat affı" yasadışı binaları yasallaştırmıştır. 1999 yılında yaşanan depremlerden önce inşaat affı, popülist jestler olarak görülüyordu. Daha sonra yolsuzluk yapan müteahhitler ve yerel yetkililer, gazete manşetlerinde "katiller" olarak suçlandılar. Depremin merkezinden 100 km kadar uzakta yer alan, kötü inşa edilmiş apartmanlar mezarlara dönerken, depremin merkezinde yer alan, doğru inşa edilmiş binalar ayakta kaldılar. Yazının devamında haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın…
Bu yazı 569 kere okundu.
|