“Artık kendi varlığımıza tehdit oluşturuyoruz... Bu durumda, omuz silkip nasıl olsa hapı yuttuk demek kadar, uzmanlar bir yolunu bulur diye düşünmek de tehlikelidir…”
Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerdeki bir çok kentte, evlerin yarısından çoğu yasadışı inşa edilmiştir. Kötü zeminlere, kötü malzeme ve tekniklerle inşa edilmiş, doğru dürüst bakımdan geçmemişlerdir. Honduras ta da hükümet Mitch Kasırgasından sonra getirilen bölgelendirme yasalarını uygulamakta güçlük çekmektedir. Yer seçimi kötü olan binaların hepsinde yoksul insanlar da yaşamamaktadır. Venezuela da 30.000 kişinin ölümüne yol açan toprak kayması, daha mütevazı yerleşimlerin yanısıra toprak kaymasına açık tepelerin eteklerine inşa edilen lüks binaları da vurmuştu (Survey, 2003). Sanayileşmiş ülkelerde bile, California tepelerinde, Carolina eyaletlerinin mercan adalarına, İtalya nın dağlarına kadar riskli bölgelerde yapılan inşaatlar yaygın bir sorun ve uygulamadır. Kimi zaman bu tür uygulamalara sübvansiyon bile verilmektedir. Tehlikeyi hafifletmek için geliştirilen kurallar, binanın daha güvenli olmasını sağlayabilir ama herşeyden önce bu kuralların uygulanması gereklidir. Örneğin Florida Eyaletinin kuralları uygulanmış olsaydı, 1992 yılında Andrew Kasırgasının vermiş olduğu hasarın % 25 i önlenebilirdi. Kasırganın verdiği zararın büyük bir kısmı evlerin havaya uçmasından değil, kırılan camlar veya damlar yüzünden eve giren suyun verdiği zarardan kaynaklanıyordu (Stanford, 1998). Kendi modellerini geliştirecek kadar teknik uzmanlık sahibi olmayan ülkelere, başka ülkelerin standartları ve kuralları rehberlik edebilir. İnşaat kurallarının yeterince geliştirilmemiş veya uygulanmıyor oluşu, felakete açık olan ülkelerin yaşadığı tek sorun değildir. Dünya Doğal Felaketler Raporuna göre "Yönetimin içindeki veya etrafındaki yolsuzluk ve yerleşmiş çıkarlar, felakete götüren uzun dönemli işaretlerde önemli bir rol oynamaktadır. İtalya nın doğal felaketlere açık bölgelerindeki yaygın ve yasa dışı inşaatların mafya örgütleriyle bağlantılı olduğuna dair işaretler mevcuttur. Pakistan ve Afganistan ın delik deşik sınırlarında yürütülen ve siyasi bağlantıları olan kereste kaçakçılığı, deprem bölgelerindeki dağ yamaçlarını istikrarsız hale getirmektedir." Endonezya da eski başkan Suharto nun yönetimi sırasında devlet, işlemlerini geliştirmek amacıyla ormanları temizlemek için yangını kullanan, çoğu iş ortağı olan kereste ve palmiye yağı plantasyonu sahiplerinin yaptıklarını görmezden gelmekle kalmadı, 1997-98 yılında çıkan yangınların bir bölümü, devletin 1 milyar hektar pit bataklık arazisini tarım topraklarına dönüştürmek için başlattığı hatalı programın parçası olarak çıkarılmıştı. Devlet ülkeyi kasıp kavuran yangınlar için, aşağı yukarı bütün yangınları şirketlerin sahibi olduğu plantasyonlara veya kereste imtiyazı verilenlere kadar takip eden uydu resimlerine rağmen, ilk önce kırsal bölgede yaşayan yoksul insanları suçlamayı denedi. Devlet en sonunda gerçek suçluların kim olduğunu kabul ettiğinde, onları durdurmak için çok az şey yapıldı veya hiç bir şey yapılmadı. Yangın yüzünden evini, geçim kaynağını, sağlığını kaybeden milyonlarca insana yardım etmek için hiç bir şey yapılmadı, bu hizmetleri verme işine soyunan sivil toplum kuruluşları ise eleştirildi. Hükümetler, doğal felaketlere hazır olmak veya tepki vermekte başarısızlığın siyasi sonuçları olabileceğinin farkında olmadırlar. Endonezya da Asya krizi ve devasa yangınlar, yolsuzluklara bulaşmış, otoriter rejime karşı duyulan yaygın muhalefeti körüklemiş ve başkan Suharto görevden alınmıştır. Hindistan da Orissa felaketini izleyen seçim döneminde hükümetin duyarsızlığından, yeteneksizliğinden ve yolsuzluklarından bunalan seçmenler iktidar partisini yerinden etmiştir. Hoşçakalın…
Bu yazı 545 kere okundu.
|