|
Mengü mesajında;
Kadın; toplumsal gelişmenin lokomotifidir. Barışın, kardeşliğin, güvencesi, sosyal ve siyasal yaşamın bir parçasıdır. Bu anlayışla Türkiye cumhuriyeti, kuruluşunun ilk yıllarında, kadın-erkek eşitliği uygulamalarına öncülük ederek ülkenin aydınlık geleceğinin kurulmasında kadınların söz sahibi olmaları sağlanmıştır. Büyük önder Atatürk ve arkadaşları, kadınının insan hakları kavramını daha 1920'lerde gündemlerine almışlar ve Türk toplumunu bu anlayışla değiştirmeye ve dönüştürmeye dönük düzenlemeler yapmışlardır.
Ancak tüm yapılanlara rağmen günümüzde kadınların % 20'sinin nikahsız yaşadığı, 8 milyon kadının okuma yazma bilmediği, siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal baskıların, aile içi şiddetin ve ayrımcılığın, töre cinayetlerinin halen devam ettiği göz ardı edilemez bir gerçektir.
Bunların sonucunda ekonomik krizin, artan işsizliğin, yoksulluğun, ayrımcılığın en ağır faturasını kadınlarımız ödemektedir. Özelleştirmeler sonrası AKP'nin 4/C dayatmasına TEKEL işçileri herkese örnek olacak bir direnişle karşılık vermişlerdir. Bu onurlu TEKEL direnişinde kadın işçiler ön saflarda yerlerini almışlar, toplumun her kesiminin desteğini de alarak hakları için mücadele etmişlerdir. TEKEL işçisi kadınların halen devam eden iş ve ekmek mücadelesi aynı zamanda AKP iktidarının siyasal, ekonomik, toplumsal baskılarına, ayrımcılığa, şiddete karşı bir direnişe dönüşmüştür.
Son zamanlarda yaşananlar demokrasiyi, barışı, sosyal adaleti ve hukuk devletini yaşatmak için; kadınıyla erkeğiyle bütün yurttaşlarımızın eşitlik içerisinde, ülkenin her sorununda, her güzel gününde dayanışma içinde olması gerektiğini ortaya koymuştur. Kadının toplumsal statüsünün güçlendirilmesi temel önceliğimiz olmalı, demokrasi kültürünün yerleşmesi ancak cinsiyet eşitliğine dayanan bir toplumsal yapıyla mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle barış içinde kadın ve erkeğin eşit bireyler olarak, ortak bir yaşam temennisiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.
|