|
ENÖZ, şu görüşleri dile getirdi. Madenlerimiz, sanayinin temel ham madde ve enerji ihtiyacını karşılamaktadır. Yurdumuz çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ülkemizin karmaşık jeolojik yapısı çok çeşitli madenlerin bulunmasına imkân sağlamaktadır. Maden çeşitliliği açısından dünyanın zengin ülkelerinden biri olmamıza rağmen gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyaslandığında geri sıralarda yer almaktayız
Dünya rezervlerinde önemli paya sahip olduğumuz madenlerin başında bor madeni gelmektedir. Gelişmiş ülkeler sanayi devrimlerini madencilik sektörü sayesinde gerçekleştirmişlerdir. Bizde madencilik sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki yeri yüzde 1,5 iken, gelişmiş ülkelere baktığımızda madencilik sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki payının yüzde 20'lerde olduğunu görmekteyiz.
Gelişmekte olan bir ülke olarak bir yandan nüfus artışını besleyebilecek yatırım ve üretimi sağlamak, diğer yandan fert başına düşen millî geliri artırarak halkın refah düzeyini yükseltmek zorundayız. Bunu sağlayacak en önemli kaynaklardan biri olan madenciliğin katkısı maalesef yetersiz kalmaktadır. Ülkemiz maden ticareti rakamları dikkate alındığında, ithalat artmasına rağmen ihracatın aynı seviyelerde artmaması bu sektöre yeteri kadar önem verilmediğini göstermektedir.
Madencilik sektörüne yön verirken uzun vadede bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu politikanın kalıcı olması yanında, zaman içinde değişip yeni koşullara uyacak esnekliği de göstermesi zorunludur. Ayrıca, bu politika tespit edilirken maden potansiyelimiz sağlıklı bir şekilde belirlenmeli ve doğal kaynaklarımızın tükenebilirliği göz önüne alınmalıdır.
Gelişmiş ülkelerin yıllar önce hallettiği maden ocağı sorunu Türkiye'de modern kölelik düzeniyle maalesef can almaya devam etmektedir. Maden faciaları ve grizu patlamaları son yıllarda daha fazla can almaya başlamıştır.
Ülkemiz en son geçen ay Zonguldak'ta maden ocağında mahsur kalan 30 işçiden gelen kara haberle sarsılmıştır.. Zonguldak Kilimli'de Türkiye Taş Kömürü Kurumunun Karadon Müessese Müdürlüğüne ait kömür ocağında meydana gelen grizu patlamasında göçük altında kalan madencilerin cesedine ancak günler sonra ulaşılabilmiştir. 30 kişinin de patlama veya göçükten değil karbonmonoksit zehirlenmesinden öldüğü bilinmektedir. Bu durum "Maden ocaklarında can güvenliği yeterince sağlanıyor mu? Metan gazı ölçerler neden alarm vermiyor? Teknik cihazlar neden metan gazı artımında otomatik olarak ocağa oksijen pompalamadı? İşçilerin gaz maskesi ve oksijen tüpü neden yoktu?" gibi soruları beraberinde getirmektedir. Son yıllarda meydana gelen tersane ölümleri ve maden ocaklarında meydana gelen ölümler bizleri derin kuşkulara sevk etmektedir. Hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerken, böyle olayların bir daha tekrarlanmamasını temenni ediyorum.
AKP hükûmetleri döneminde uygulamaya konulan taşeron işçi çalıştırma sistemiyle yeterli güvenlik önlemlerinin alınmayışı ve etkili denetimin yapılmayışı sonucu işçi ölümleri kaçınılmaz olarak meydana gelmektedir. Maden kazalarında eksiklikleri şöyle sıralayabiliriz: Güvenliğin yetersiz olması, ölüm tazminatının düşük olması, kuralsız ve denetimsiz bir sektör olması, devlet madenlerindeki taşeronlaştırma, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak işletim sistemi, teknik elemanların gözetim ve denetim eksikliği, son teknolojik ekipmanlar yerine ilkel çalışma şartlarının olması, ocakların Avrupa'daki gibi antigurizu sistemleriyle donatılmamış olması söylenebilir. Uzman raporlarına göre ülkemizdeki madenlerde çalışma koşulları gelişmiş ülkelerdeki koşullardan çok daha ilkel durumdadır. İstatistiklere göre ise ülkemiz iş kazaları bakımından dünyanın en güvensiz ülkeleri arasında bulunmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütünün hazırladığı rakamlara göre maden ocaklarındaki kazalarda Türkiye Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü konumundadır. Milletvekili Mustafa ENÖZ, hükümetten işçi ölümleri ile ilgili olarak acil tedbirler almasını beklemekteyiz. Dedi.
|