|
Gençlik, siyaset ve ideoloji; Bu üçlünün bir araya gelmesini bir tehlike olarak görme refleksi edinmiş bir ülkede, gençliğin siyaset yapması kolay değildir. Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir. Seçmenlerimizin önemli bir bölümü 19–35 yaş arasındadır. Bundan kaynaklı çok çeşitli sorunlarımız vardır. Her ilde açılan üniversitelerimiz yetersiz olup istihdam alanları kısıtlıdır. Genç işsizlerimizin sayısı çok fazladır. 2000’li yılarda böyle bir Türkiye elbette hayal ettiğimizin gerisindedir. Gençlerimiz şiddet kültürüyle, yoksullukla yoğruluyorlar. Kültürel ve toplumsal yozlaşma, gelecek nesillerimizi birebir etkiliyor. Madde bağımlılığının yaygınlaşması, suça itilme, sokakta yaşayan ve çalışanların sayısındaki artış, artan şiddet eğilim ve gösterileri, hatta futbol fanatizmi, bu yozlaşma kültürünün birer göstergesidir.
Bu yozlaşmayı gidermenin, eğitim ve istihdam yapısını düzeltmenin tek yolu, siyasettir. Fakat yaşlıların gençlerin sorunlarını tahmin ederek yaptığı siyasi analizler, belirli bir noktada tıkanmaya mahkûmdur. Gençler, kendileri hakkında karar verecek ve kendi kendilerine uygulayacak mekanizmalardan yoksun bırakılmamalıdır. Gençler, kendi özgül sorunlarını kendi aralarında tartışabilmeli ve kendileri çözüm önerileri geliştirebilmelidir. O nedenle, gençler daha çok siyasete girmelidir, kendileri hakkında karar alınan mekanizmalarda birebir bulunmalıdır.
Avrupa’da tüm partilerin gençlik kolları ve Avrupa düzeyinde buluştukları konfederasyonları var; politikacıların önemli bölümü, siyasete genç yaşlarda başlayarak adım adım yükselmektedir. Bizde ise siyaset, yaşınız arttıkça aynı oranda ağırlığınızın da arttığı bir alandır. Eğer gençler siyasete dâhil olamazlarsa nasıl siyasal deneyim kazanabilirler ki? Diğer yandan, gençlerin başkalarına ait olan siyasal deneyimlerden yararlanması, bir yere kadar anlamlıdır. Zira devlete dayalı siyaset, aynı zamanda hiyerarşiyi de içinde barındırır. Oysa günümüzde siyaset, gittikçe artan oranda yatay ilişkiler üzerine oturmaktadır. Gençlerin çoğu zaman beklentisi de yatay düzlemde siyaset yapmak olarak açığa çıkmaktadır. Yani, gençliğin siyaset yapış tarzı, sadece yaşla değil, aynı zamanda kuşakla birlikte de değişmektedir. O nedenle de, geçerli siyaset biçiminin sadece gençleri kapsaması değil, onları kapsarken aynı zamanda kendisinin de dönüşmesi gerekir.
Siyasi partilerdeki kronik yaşlanma hastalığından kurtulmak gerektir. Bunun için, gerçekten Türkiye demokrasisini anlayan, düşünen, çözüm üreten gençlere ihtiyaç vardır. Gençlere güven duymalı, gençlerden korkmamalı, genç ve yaşlı politikacıların bir arada omuz omuza siyasal mücadele vermesi için gereken zemin hazırlanmalı, herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Günümüzde hangi partiye bakarsanız bakın Gençlerle ilgili olarak büyük lafların edildiğini, gençlere çok büyük bir geleceğin vaat edildiğini göreceksiniz. Ama bu büyük laflara rağmen gençliğe verilen iş sözlerinin neredeyse hiç biri tutulmadı. İşsiz gençlere iş imkânı yaratılmadı. Kısacası hayatın büyük bir bölümünde gençler yalnız bırakıldı. Gençlerin büyük bir çoğunluğuna siyaset yaptırılmadı. Her zaman gençlerden sadece belirlenen adaylar için çalışmaları, bayrak, resim, afiş asmaları, broşür dağıtmaları istenildi. Gençler yıllarca bu istenenleri yaptı.
Eğer gençlik bugün siyasetten uzak duruyorsa bu sorgulanmalı ve yapılan hataların ortadan kaldırılması için çalışmalar yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki gençlik iyi değerlendirildiğinde müthiş bir insan kaynağı, beyin gücü olabilir. Gençlik ihmal edildiğinde ise işsiz, mutsuz, umutsuz bir kitle haline gelir ve toplumun en büyük sorunlarından biri olur.
80 sonrası gençlerin siyasi katılımları, en azından görünürde de olsa azaldı. Bir kere genelde tüm toplum için siyasi mücadele daha az önemli hale geldi. Politikacılar özelinde tüm bir politika, olumsuzlandı, onların "uğruna mücadele vermeye değmeyecek insanlar olduğu" vurgulandı. İnsanların kendilerini tanımlamasında politik kimlik daha ikincil oldu. Bu gençleri de etkiledi ister istemez. 80 öncesinde hemen tüm gençler için siyasi tercih, kişisel kimliklerinin en önde yer alan bir bileşeni idi. Neredeyse bazı gençlerin bu alan dışında uğraşıları kalmamıştı: okul, eğitim, meslek, arkadaşlık ilişkileri, karşı cinsle ilişkiler, hobiler, özel zevkler, sanat ve güncel politika dışındaki düşünsel etkinlikler hep ikinci planda kaldı. Dolayısıyla gençlik döneminin diğer özellikleriyle birleştiğinde 80 öncesi yıllar, gençlerin "siyasi şiddet"e yönelmeleri için çok elverişli bir vasat oluşturdu.
Şüphesiz gençlik döneminde hız kazanan siyasi ilgi ve etkinlikler, gençlerin sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi için olduğu kadar dünyamızın yenilenmesi ve değişimi için de gereklidir. Üstelik bu tür ilgi ve etkinlikler, barışçı bir mecrada sürdürüldüğünde, gençlik dönemindeki şiddete yönelmenin de gerçek panzehiridirler. Ancak sağlıklı bir kişisel gelişim için gencin politik alanların dışındaki tüm diğer alanlarda da belli bir varlık gösterebilmesi, olgunlaşması, seçimler yapması gereklidir.
12 Eylül darbesi ile birlikte toplumsal hafızaya yakın geçmiş, unutulması gereken bir dönem olarak kodlandı. Politize gençlik tarih oldu.
Bu yazı 706 kere okundu.
|