|
Geçenlerde İsveç te çeşitli partilere mensup milletvekillerinin hazırladığı, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni Soykırımı iddialarını içeren öneri, İsveç parlamentosunda 1 oy farkla kabul edildi.
1998 yılında Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde, Türk- İsveç Derneği’nin davetlisi olarak Soma Belediyesi Halk Oyunları Ekibi’yle birlikte İsveç’e gitmiştik. O ziyaret sırasında yaptığım görüşmelerin birinde, burada yerleşen bir Türk vatandaşımız “İsveç Devleti devamlı Türkiye aleyhinde Ermeni soykırımı vardır ve Kürtlere zulüm yapıldığını söylemektedirler. Ancak İsveç’in kuzeyinde yaşayan Sami ırkından gelen Lapon’lara yaptıkları zulüm ve soykırımları kimse bilmez. Niye bilmez, çünkü İsveç’te gazetelerin giderlerinin %20’sini devlet karşılamaktadır. Bu nedenle her şey açıkça yazılamaz, oto sansür uygulanır, yani yazılı olmayan kurallar uygulanır. Laponlara ve Taterlere soykırım uygulandığını yazamazlar. Televizyon yayınları da devletin elinde olup özel televizyon yoktur. İsveç’te yıllardır yapılan Türkçe yayınlar bu yıl kaldırılmış, yerine Kürtçe yayınlar konulmuştur. Bir İsveçli, İsveç bayrağına, kralına, devlete küfür edemez. İsveç’te demokrasi feodal bir sistemle yaşıyor ve İsveç laik bir ülke değildir. Avrupa nın en kuzeyinde Vikingler diyarı diye bilinen İskandinavya Bölgesi’nde 40.000 kadar Sami ırkından gelen Laponlar yaşamaktadırlar. Bu insanların İskandinav yarımadasına ilk yerleşen insanlar olduğu kesin gözle bakılıp. Fin- Ugur dil ailesinden olan Sami halkı, 3000 yıl kadar önce Asya dan gelip Karelya üzerinden İskandinavya ya göçmüşlerdir. Samiler veya Laponlar, daha ziyade avcılık ve balıkçılık ile uğraşırlar. Ren geyiği yetiştirirler. Ehlileştirdikleri ren geyiklerini binek veya yük hayvanı olarak kullandıkları gibi, etini de yerler. Samiler, ilk kez 10. yüzyılda diğer halklarla Ruslar, Finler, İsveçliler ve Norveçliler ile karşılaştılar. 17. yüzyılda İsveçli ve Norveçli sömürgeciler, yanlarında Protestan misyonerler olmak üzere Sami diyarının içlerine doğru ilerlediler. Bu tarihten sonra da Samiler in sayısı azalmaya başladı. İsveçliler Samiler i köleleştirip maden ocaklarında çalışmaya zorladılar. 18. yüzyılda dağlarda ve ormanlarda Kızılderili misali yaşayıp avcılıkla geçinen Laponlar, avcılığı bırakıp ülkenin iç kesimlerine indi ve ren geyiği beslemeye başladı. Çünkü avcıların sattıkları deriler, Kuzey Amerika dan yapılan ithalat sebebiyle değerini kaybetti. Geçinemez oldular. Norveç le İsveç arasında yapılan 1751 tarihli anlaşma, Laponlar ilkbahar ve sonbaharda sürülerin ardından gidebilmeleri ve sınırı geçebilmeleri imkânını tanımıştı. Ren geyiği yetiştiricisi olan göçebe Laponlar böylece tanınan kolaylıklardan yararlanırken, yerleşik olan ve avcı, çiftçi ve kıyıda balıkçı olan Laponlar, ilerleyen sömürgeci gruplar tarafından sürekli geriye itildiler. 19. yüzyılın sonlarında demir ve bakır madenlerinin işletilmesiyle başlayan sanayi, bölgeye yeni göçlerin olmasına ve Laponlar’ınn azınlığa düşmelerine sebep oldu. Bir kısım Lapon baskılara dayanamadığı için yeni gelenlerin arasında eridi gitti. 1950-1970 yılları arasında Laponlar Norveç ve İsveç hükümetinin sistematik eritme politikasına tâbi tutuldu. Üzerlerinde biyolojik deneyler yapıldı, yerlerinden sürüldüler.
İsveç teki Laponlar’ın hayatı, bölgelerinde yapılan barajlar, maden ocakları, kesilen ağaçlar ren geyiği yetiştiricilerinin hayat kaynağını yok etmektedir. Zira ağaçlar üzerinde büyüyen likenler (yosunlar) ren geyiklerinin besin kaynağıdır. Ağaç olmadı mı, geyikleri beslemek zorlaşmaktadır. Teknoloji ve sanayinin tehdidi altındadır. Bundan iki yıl önce İsveç’in tanınmış gazetelerinden Dagens Nyheter’in bir haberinde, Lapon bir yazarın dediklerini buraya aktarıyorum. ”İsveç’e gelen yabancılara bir teşekkür borçluyuz. Bu teşekküre sebep ise gelen yabancıların kendi anadillerinde çocuklarına öğretmen istemeleriydi. Yabancıların hayrına bizde dilimizde öğretmen istedik. Bunu yabancılara borçluyuz”. 1673’te 11’ci Karl (Karl İX) yeni bir kanunla İsveçlilerin kuzeye taşınmalarını sağlayan kanun çıkardı. Bu kanunlara göre, kuzeye taşınan her İsveçli vergiden, askerlikten men edilip istedikleri arazilerde kendilerine hibe edilecekti. Bu dönemlerde aynı zamanda kuzeyde gümüş madenleri de bulundu. Laponlar ren geyikleri ile birlikte köleleştirilip yıllarca bu madenleri 400 km uzakta olan limana taşıma görevini baskı ile kabul ettiler. Bu kölelik 1702 yılına kadar sürdü. Bu köleliğe karşı olan Laponlar ise boyunlarına takılan prangalar ve ayaklarından ren geyiklerine bağlı olan zincirlerle cezalandırıldılar. Diğer bir ceza şekli ise buzlarda açılan kuyulara sarkıtılmak. Ta ki kişi aman isteyip kralığa/kiliseye olan bağlılığını dile getirip özür dileyene kadar, bu işkenceler devam etti. Ayrıca bugün Lapon vatandaşlar İsveç’te memur olamazlar ve vekil olamazlar.” demişti.
İşte bu kararı alanların gerçek yüzleri budur. Haftaya aynı köşede buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 696 kere okundu.
|