|
Geçtiğimiz hafta içinde hepinizin bildiği gibi bir kaset olayı nedeniyle Sayın Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. Bu istifa ile ilgili olarak gazetelerin köşe yazarları bundan sonrası için çeşitli yorumlarda bulundular. Ben de eski bir siyasetçi ve köşe yazarı olarak bu konuda yorumda bulunacağım.
Şimdi Sayın Baykal’ın istifa olayına dönelim; Madem ortada kaset değil komplo var, Sayın Baykal neden istifa etti? Olay gerçek değilse, yayınlanan görüntüler birbirine monte edilmiş sahte-montaj görüntülerse, istifa etmesine gerek var mıydı? Olayı net bir dille yalanlamayan Sayın Baykal, görüntülerin devamının yayınlanmasına mı engel olmak istedi? “Komplo kurmak” isteyenler varsa, istifa ile onların amacına ulaşmasını sağladı.
Neden!!!
“Bu bir meydan okumadır” diyerek, istifa ile geri çekildi. Gerçekten geri mi çekildi? Bence konuşmasında geri döneceğinin bütün sinyallerini verdi. Peki, geri dönecekse neden istifa etti?
Bence Sayın Baykal aleyhine gelişen bu son olayları siyasi bir manevra ile lehine çevirmeye çalışıyor. Her koşulda Sayın Baykal bu mağduriyeti fırsata dönüştürmeyi ve istifadan istifade etmeyi deneyecektir. Sonuna kadar “mağdur”u oynayacaktır. Bu komployu Hükümetin üstüne yıkmaya çalışacaktır. Elinde hiçbir kanıt olmadan bu kampanyaya devam edecektir. Ne demiştir Sayın Baykal, Bugüne kadar konuşmalarını irticalen yapan CHP lideri, istifasının yer aldığı açıklamayı yazılı metinden okurken Hem Türk siyasetini hem de CHP yi yeniden tanzim etmek isteyenlere imkân tanıdığını söylemiş ve bu komploda AKP’nin olduğunu üstüne basa basa belirtmiştir.
Yine bana göre bu komployu AKP yapmamıştır. Öncelikle, AKP hükümetinin, özellikle bunun en üst temsilcilerinin Baykal’a yönelik komplodan önceden haberdar olduklarını, hele bunu bizzat tezgâhladıklarını hiç sanmıyorum. İlk olarak şurası çok açık: Birçok yorumcunun da altını çizmiş olduğu gibi, Erdoğan ve arkadaşları Baykal liderliğindeki bir CHP’yi hep tercih ettiler, bundan sonra da tercih edeceklerdir. Her şey bir yana Baykal’lı bir CHP son derece “öngörülebilir” bir muhalefet partisidir. Baykal’ın gerçekten çekilmesi durumunda CHP’nin derin bir kriz içine düşme ihtimali kadar, iyice silkinip iktidar alternatifi olma ihtimali de pekâlâ söz konusudur. Bir diğer nokta da parti tabanlarını ve seçmenlerini yıllardır Baykal antipatisiyle motive etmeye alışmış olan AKP yöneticileri yeni ve sahici bir liderin ortaya çıkması durumunda en azından bir süre bocalayacaklardır.
Ayrıca; AKP’nin bu komploda parmağı olmadığı iddiamın bir diğer dayanağı da, siyasette bu tür belaltı yöntemleri meşrulaşması durumunda bunun en büyük mağdurlarından birinin iktidar partisinin kendisi olacağı açıktır. Çünkü 8 yıla yakın bir süredir ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin içinde, devletin bir takım imkânlarını kendi kişisel çıkar ve zevkleri için kullanan isimler bulunduğunu tahmin edebiliriz. Eğer gerçekten herkes herkesi fişliyor, dinliyor ve kaydediyorsa; üstelik bu yasadışı izleme ve kayıtların siyasi amaçlar için kullanımı neredeyse serbest bırakılıyorsa, bu durumdan iktidar partisinin epey zarar göreceği de ortadadır.
Baykal’ın önceki gün hükümeti suçlamasının yanlış, en azından çok erken olduğunu düşünüyorum. Eğer onun söylediği gibi, komployla Gülen cemaatinin bir ilişkisi yoksa ve iddiasının aksine hükümet de bu işten habersizse, o zaman bu komployu tezgâhlayanların yakalanmasının çok kuvvetli bir ihtimal olduğunu söyleyebiliriz. İşte o zaman önceki günkü çıkışı CHP liderine pahalıya patlayabilir.
Ortaya bir proje konmaktadır ve Türkiye’de uygulanması yönünde adımlar atılmaktadır. Elde bekleyen kaset bir komplo için değil, bir projeyi gündeme sokmakta kullanılıyor. Deniz Baykal ı kasetle götürenlerin planının, CHP yi revize etme, referandum, genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar uzanan uzun vadeli bir proje olduğu anlaşılıyor. Deniz Baykal ı kasetle götüren siyaset mühendisleri (mevcut durum-müesses nizam) kasetle kimi getirecekler ona bakılmalı.
CHP yi revize etme projesinin birinci aşamasında, "Neden bir medya grubu ısrarla Baykal ın istifasını istedi?" sorusunun cevabını vererek konuya girelim.
Baykal a "Güle güle" çekenlere bakınız. Doğan Grubu gazetelerinin manşetleri ve bazı yazarlarının tutumları herkesin dikkatini çekti. Hele hele en keskin muhalefeti yapan ve "Deniz Baykal istifa etmeli" tavrını yansıtan Vatan ile Milliyet Gazeteleri nin Baykal ın çok eski arkadaşı olarak bilinen Zafer Mutlu nun etki alanında olması çok anlamlı.
2007 seçimlerinden sonra Başbakan Erdoğan ı ve iktidarı etkileme güçlerini kaybettiler. İktidara gücü yetmeyenlerin muhalefete gücü herhalde yeterdi. Kaset devreye sokulunca, güçlerini CHP üzerinde denediler ve Deniz Baykal ı siyaset dışına doğru yollama hazırlıklarına başladılar. Bir sonuç aldılar, etrafa "hâlâ güçlüyüz" hissini verdiler.
Bir hafta sonra Deniz Baykal’ın istifası ile köşe yazımın devamında buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 388 kere okundu.
|