|
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1946 yılında tek partili demokrasiden çok partili demokrasiye geçildiğinde CHP’nin dışında DP (Demokrat Parti) adı altında bir parti daha oluşmuştu. O zaman ki vatandaşlarımız bu iki partiden birinin yanlısı olmuşlar ve senelerce yapılan seçimlerde aksi partiye kesinlikle oy vermemişlerdi.
Bu olay ta ki 1972 yılına kadar sürmüş ve bu iki partinin haricinde milliyetçiliğe seslenen bir MHP ve dine seslenen bir MSP kurulmuş idi. Yine seçmen senelerce destekledikleri bu partiler dışında kesinlikle bir partiye oy vermemişlerdir. Yani radikal davranmışlardır.
Bu durum ne zaman değişti. 1980 yılı 12 Eylül ihtilalinden sonra eski partiler kapatılıp yeni partilerin kurulmasıyla yön değiştirdi. Seçmen yeni kurulan bu partiler içinde saflarını tutmaya başladılar. Bu ne zamana kadar sürdü. 1987 yılında yapılan seçim yasakları ile ilgili referandum yapılana kadar. Bu suretle bir kısım seçmen tekrar eski partilerine seçimlerde oy atmaya başladılar.
Bu arada 1991 yılında 8 senelik ANAP hükümetinin yıkılmasından sonra 2002 yılına kadar süren muhtelif koalisyon hükümetleri sonucu seçmen kedisini kaypak bir zeminde bulmuş, bir önce ki bir partiye verdiği oyu bir sonra ki seçimde vermemiştir. 1991 den 2002 yılına kadar kurulan koalisyon ve partilerin kısır çekişme ve kavgalarından dolayı AKP tek başına iktidar olmuştur. Bugüne kadar ki seçmen profiline dönelim;
Usadem in, 9 ilde ve 2000 denek üzerinde yaptığı Türkiye de seçmen profili araştırmasına göre, seçmenin % 50.62 si kendisini “Demokrat veya Sosyal Demokrat” olarak tanımlıyor. Şeriat yanlısı kesimin oranı % 4.07 dir.
Kadınlar en çok Ak Parti ve CHP ye yöneliyor. MHP ye oy veren kitlenin ağırlığını erkekler oluşturuyor. MHP, 18-30 yaş arası en genç kitleden oy alırken, Ak Parti ye daha çok 30-45 yaş aralığı, CHP ye de 45 yaşın üzerindekiler oy veriyor. Eğitim düzeyi yüksek kitle CHP ye, en düşük eğitim düzeyi olanlar Ak Parti ye, lise mezunları MHP ye oy veriyor.
“Devletçi-ulusalcı” kimliğini benimseyen ve laikliğe öncelik verenler CHP ye oy verirken, “Türk milliyetçisi” kimliğini benimseyenler MHP ye, “Sünni-Müslüman” kimliğini benimseyenler Ak Parti ye oy veriyor. Ak Parti genelde dar kesimli, CHP yüksek kesimli, MHP ise orta gelirli kesimden oy alıyor.
Seçmenin oy verme davranışını etkileyen faktörlerin başında ekonomik faktörler, saygınlık arayışı, güvenlik isteği, duygusal bağlar, dinsel ve siyasal inançlar önde gelmekte olup, çocuğuna iş bulma arayışı da en önemli faktörlerdir.
Seçmen sağduyuludur deniyor, nedir bu sağduyu, ne kadar gerçektir, Onu da sorgulamak gerekir.
Bana göre seçmeni etkileyen en önemli iki unsur ön plana çıkmaktadır;
* Medya ve yayın organları: Memleketimizin artık her köşesinde her köyünde uydu yayınla televizyon izlenmektedir. Bu suretle vatandaşlarımız medya aracılığı ile olup bitenlerden haberdar olmaktadırlar.
* Seçmenin parti liderine bakış açısı: Çok partili sistemden geçildiğinden bu yana parti liderlerinin seçmenin üzerinde ki etkisi çok büyüktür. Halkın anlayacağı dilden konuşan bir lider her zaman partisini iktidara oturtturmuştur. Sayın Süleyman Demirel senelerce halkın diliyle konuşarak partisini iktidar yapmamış mıdır? Özal’dan sonra AKP lideri Sayın R.Tayyip Erdoğan’da halkın diliyle konuşarak iktidara gelmiştir. Hala da bu tutumunu sürdürmektedir. CHP’nin başına geçen Kılıçdaroğlu’da medyadan izlediğimiz kadarıyla halkın diliyle konuşan birisi olmayı ispatlama çabası içersindedir.. Dikkat ederseniz, Baykal’ın yapmadığı yurt gezilerini en ücra köye giderek ve vatandaşın arasına girerek yapmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun kırsal kesime inmesi ile CHP ne kazanacaktır, önümüzde ki referandum ve seçimlerde göreceğiz.
Kısacası, halka inen her liderin partisinin seçimi kazanacağı aşikârdır.
Bir sonra ki hafta Türkiye ile Avrupa seçmenleri arasında ki farklılıkları içeren yazımı sizlere aktaracağım. Bir hafta sonra aynı köşede buluşmak üzere sağlıcakla kalın.
Bu yazı 792 kere okundu.
|