|
Geçen hafta ki yazımın başlığı Türkiye’de seçmen profili ve duruşu idi. Bu hafta ise Türkiye ile Avrupa devletleri seçmen ve seçilenleri arasında ki farklılıkları içeren yazımı anılarımla sizlere aktarmaya çalışacağım.
*****
1996 yılında belediye başkanlığı yaptığım dönemde Ege Belediyeler Birliği’nin önderliğinde düzenlediği bir seminere katılmak için Almanya’nın Berlin kentine gitmiştik. Birinci gün seminere katılmış, ancak o gün havanın güneş olmasına karşın kuru ayazdan etkilenerek soğuk algınlığı olmuştum. Akşam erkenden ilaçlarımı alarak yattım, ertesi günde bir an önce iyileşmem için seminere gitmedim. Öğleye doğru iyileştiğimi düşünerek ve can sıkıntısından kaldığımız otelin lobi kısmına indim. Lobiye geldiğimde tek kişinin yani barmenin bardakları yıkadığını gördüm ve yanına gidip biraz sohbet etmek istedim. Selam verip bankonun yanında ki yüksekçe bir tabureye oturdum. Barmenle biraz hoş sohbet yaptıktan sonra konuyu siyasete getirdim. (Kendisi bizim belediye başkanı olduğumuzu biliyordu.) Kendisine;
“Burada ki siyasetçiler yanınıza gelip hal hatır soruyor mu? Veya siz direkt siyasetçi veya belediye başkanıyla görüşüyor musunuz?” dedim. Kendisi bana acayip bir şekilde bakarak ve hafif gülümseyerek;
”Yo dedi, ne bir siyasetçi yanıma gelir ne de bir iş için ben onların yanına giderim. Ben kanun ve nizamlar çerçevesinde işimi yaptırırım, onlar da kanun ve nizam çerçevesinde işimi yaparlar. Yani sizin dediğiniz gibi vakitlerini hep gerçek hizmet yapma yönünde harcarlar.” dedi. Ben de barmenin damarına biraz basarak;
”Peki, sen niye göre oy kullanıyorsun?” dedim. Barmen biraz da kızarak çekmecesinden iki broşür çıkarıp masanın üzerine atarak;
”Biz bu broşürlere göre oy atarız. Bakın bu tarafta ki bir önce ki seçimlerde oy verdiğim ve seçimleri kazanan başkanın broşürü. Fakat bu vaat ettiklerinin yarısını bile yapamadığı için bu seçimlerde kendisine oy vermedim. Bu tarafta ki ise bu sene oy verdiğim belediye başkanının broşürü. Şu ana kadar görevini başarıyla sürdüren bu başkanımızı bu broşürde ki verdiği vaatleri yerine getirme açısından devamlı izliyorum. Eğer bu başarısını devam ettirirse yine oyumu bu başkanımıza vereceğim. Yani kısacası biz burada siyasetçilerimizin yanımıza gelerek elimizi sıkma karşılığında ve boş vaatler karşısında oy vermeyiz. Bize akla yatkın gerçek hizmeti sunacaklar için oyumuzu kullanırız.” dedi.
İşte Avrupa’da ki seçmenle bizim memleketimizde ki seçmenin karşılaştırılması.
*****
1997 yılında yine başkanlık dönemimde Almanya’nın İbbenbiüren şehri ile kardeş şehir olmuştuk. Önce İbbenbüren Belediyesi’nin yöneticileri ilçemizi ziyaret ettiler. Daha sonra kendi şehirleri de maden kenti olduğu için beni ve o zaman ki E.L.İ. Müessese Müdürü Rıfat Dağdelen’i eşlerimizle beraber davet ettiler. Buraya gittiğimizde bizi çok iyi karşıladılar ve bir takım görüşmeler yapıldıktan sonra o kentin belediye başkanı bizi (beni ve Rıfat Bey’i) yaya olarak gezdirmeyi talep etti. Biz de severek kabul ettik. Kentin çarşısını gezerken Rıfat Bey’le ben ilginç bir tespitte bulunduk. Zira o kentin belediye başkanı çarşı esnafına ne bir merhaba, ne bir hayırlı işler diliyor, sadece karşıdan gelen tanıdık kişilere kafasına hafifçe eğerek ve tebessüm ederek selam veriyordu. Bu durumu Rıfat Bey’le göz göze gelerek izlerken ben dayanamayıp başkana;
”Sayın başkan, Rıfat Bey’le ikimizin dikkatini çekti. Çarşıdan geçiyorsun, fakat hiçbir esnafın dükkânına girip ne tokalaşıyorsun, ne hayırlı işler diliyorsun, ne de hal hatır soruyorsun. Eğer sizin bu yaptığınız hareketi ben ilçemde yapsam beni tefe koyarlar” dedim. Bu karşılık o kentin belediye başkanı bana şu cevabı verdi.
”Sayın meslektaşım, sizin oralarda durum başka bizim burada başkadır. Eğer şimdi ben hiç yoktan esnafın yanına girip sizin yaptığım hareketleri yaparsam, vatandaş bir çıkarı mı var da yanımıza geldi diye düşünür. Hele hele birden çok esnafın yanına uğrar, sizin memleketinizde esnafa yaptığınız hareketi yaparsam, hemen bir dilekçe yazıp akıl hastanesinde kontrol olmamı isterler, yani kısacası biz seçilenler böyle vakit öldürücü şeylerle uğramaz maksimum şekilde hizmet yapmaya çalışırız.” deyince, ben ve Rıfat Bey şaşırıp kaldık.
İşte Avrupa’da ki seçilenle bizim memleketimizde ki seçmenin karşılaştırılması.
Yorumu siz okuyucularımıza bırakıyorum.
Üçüncü anım bu hafta ki makaleme sığmadığı için gelecek haftaya bırakıyor ve sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 362 kere okundu.
|