|
Bundan iki hafta ki önce ki yazımda Türkiye’de seçmen profili ve duruşunu, geçen hafta ise anılarımla Avrupa’da ki seçmen ve seçilenlerle ilgili bilgileri aktarmıştım. Bu hafta ise Bilinçli Seçmen nasıl olmalıdır konusuna değineceğim anılarımda ki son örneği vereceğim.
"Siyaset seçmen tavlama işidir" diyen partiler bir oy için bin takla atmaktadırlar. Siyaseti ne sanıyorlar biliyor musunuz? İnançsızlığı erteletecek kadar inandırıcı yalanlar söylemeyi siyaset yapmak sanıyorlar. Seçmene ne olduklarını ve Türkiye nin geleceğini nasıl kuracaklarını anlatmak yerine, olmadık vaatler, doğruya benzer yalanlar ve suça benzer iftiralarla işi götürüyorlar. İşte bu yüzden, seçimiyle demokrasi atını sürecek olan siyaseti belirleyici olan seçmen bilinci ne kadar gerçeğin dürüst vekili olmaya hevesli olursa, kullanacağı oydan o kadar hayır gelir.
Seçmen her siyasi ve siyasi olmayan bilgiyi toplayıp değerlendirmeden, gerçeğin doğrusuna ulaşmadan bilinçli bir seçim yapamaz. Siyasetçilerin taraf olmaktan dolayı eksik ve yarım yamalak verdikleri bilgileri kaynağından onaylatmadan sırf siyasi söyleme aldanarak oyumuzun seçimini belirleyemeyiz. Biz ancak kendi sorularımızı belirleyip, bu sorulara bulduğumuz yanıtlara en yakın duran siyasete oy verebilirsek bilinçli bir seçmen olabiliriz. "Vatan, millet, Sakarya" gazıyla kendimizi tuşa getirmeyelim. Bu vatan burada yaşamayı arzulayan herkesin, bu millet zaten hepimizden ibaret; Sakarya dersen bizsiz kuru bir deredir.
Anayasa değişiyor, vatandaşın bilgisi yok; referandumdan söz ediliyor, niye olduğu konusunda herkes bihaber. Başkanlık sistemine geçilsin senaryoları yazılıyor, niye olduğunu bilene aşk olsun.
Okullarda eskiden Yurttaşlık dersi vardı. Temel hak ve hürriyetlerimiz öğretilirdi. Adı, sonra Vatandaşlık Bilgisi oldu. Kimin ders yükü az ise o vermeye başladı. Ama gelin görün ki, ilköğretimden üniversiteye hangi öğretim kurumuna giderseniz gidin, üç temel vatandaşlık hakkını ya da Anayasa’dan üç madde sorun, bileni zor bulursunuz.
Oysa eğitimin birinci önceliği, anayasal vatandaşlık haklarımızı, sonuna kadar öğretmek olmalıdır. İnsan hakları, ceza yasaları, demokratik hak ve hürriyetler, günümüzde vatandaş olmanın olmazsa olmazlarıdır.
Peki, biz tüm bunların neresindeyiz?
Örneğin, üniversite öğrencilerine son haftalarda her defasında değiştirilmesi düşünülen anayasa maddelerini “Okudunuz mu?” diye soruluyor. O kadar az el kalkıyor ki şaşıp kalıyorsunuz.
Eğer demokrasiyi, hukuku, eğitimi, siyaseti ve geleceği yeniden imar edeceksek, her şeyden önce, çırağından ustasına, mühendisinden kurmaylara hemen herkesin, yaptığı işin bilincinde ve birikiminde olmaları gerekiyor.
Geçen haftada bahsettiğim gibi 1997 yılında başkanlık dönemimde Almanya’nın İbbenbüren Kenti ile Soma kardeş şehir olmuştu. Önce onlardan bir heyet gelerek Soma’yı ziyaret etti. Daha sonra biz heyet olarak onları ziyaret ettik. Ziyaretin ilk günü kardeş şehir belediye başkanı basın mensupları ve belediye meclis üyelerini toplayarak bir toplantı yapmamızı ve sonunda protokolu imzalamamızı önerdi, biz de bunu kabul ettik. Toplantıyı ayağa kalkarak uzun bir konuşma yapan kardeş şehir belediye başkanı, konuşmasının sonunda “Beyler, biz yaşadığımız şehir halkından vergi topluyoruz. Bu aldığımız vergileri gerçek ve gerekli hizmetlerde harcarsak vatandaş seçimlerde yine bize teveccüh gösterecektir.” dedi. Daha sonra bende Soma’yı temsilen ayağa kalkarak, Soma’yı uzun tanıttıktan sonra “Belediye başkanınız özetle siz yöre halkından alınan vergileri yerinde yerinde gerçek ve gerekli olarak harcarsak yeniden seçileriz dedi. Bizde de gerçek ve gerekli hizmetler yaptığınızda bunun karşılığını verecek bilinçli seçmenlerimiz vardır ama bunların sayısı azdır. Biz de vatandaşlarımız çok mütevazidir. Topluma geneline seslenen hizmetlerden daha çok kendilerine yapılan kişisel hizmetlerin karşılığı altında kalmazlar. Yapılan yardımları oylarıyla telafi ederler.” Dediğimde önce basın mensupları ve meclis üyeleri çeviriyi pek anlamamış olacaklar ki, tercüman tekrar çevirdiğinde hafif gülüşmeler oldu. Ben yerime oturduğumda kardeş şehir belediye başkanı kulağıma eğilerek “Başkan, yanlış anlama ama siz bu kafayla giderseniz, değil Avrupa Birliği’ne girmeyi kenarından bile geçemezsiniz.” Diye acı bir söyledi.
İşte bu acı sözleri bir daha duymamak için bilinçli seçmen olmak zorundayız.
Özetle eğer her şey halk için ise, gelin ilk önce onları, en temel hakları olan eğitim ve bilgilendirme hakkından mahrum etmeyelim. Eğitimli ve bilinçli yurttaştan korkmayalım!
Doğru düşünen, doğru karar veren ve geleceğini düşünen, görev ve sorumluluklarının bilincinde olan bireylerin oluşturduğu bir ülke oluşması duygu ve düşüncesiyle sağlıklı günler diliyorum.
Bu yazı 629 kere okundu.
|