|
Çarşamba günü Kurtuluş Gazetesi’ne manşetten “Yasalara aykırı ruhsat iddiası” başlıklı yazıyı okudum. Genç jeofizik kardeşimizin iddiası olan bu yazı ile ilgili olarak eski bir Belediye Başkanı ve teknik eleman olarak bu usulsüzlüğün doğruluğunu araştırmak için çalışmalar yaptım.
Bu suç duyurusunda bulunulmasında başta iki büyük hata yapılmıştır. Bunlar;
1.Suçun direk savcılığa değil, Kaymakamlık kanalıyla Valiliğe, oradan da İçişleri Bakanlığı’na yapılması gerekliydi. Çünkü sizin suç duyuruda bulunduğunuz makamın Sayın Savcı’sının bu konuda başvuracağı veya müfettiş isteyeceği kurumlar bu makamlardır. Yani kulak ters elle tutulmaya çalışılmıştır.
2.Niye sadece Soma Belediyesi İmar İşleri Müdürü hakkında suç duyurusunda bulundun. Kendince aynı hatayı Avdan, Cenkyeri, Turgutalp ve Yağcılı belediyeleri yapmıyorlar mı?
Eğer aynı hatayı bu belediyeler de yapıyorsa niye o kurumlar hakkında da suç duyurusunda bulunmadın. Çünkü bu beldeler Soma’ya bağlıdır.
Zemin etüdüyle ilgili jeofizik mühendislerini belediyelerin dışlamasıyla ilgili çeşitli sorunlar yaşanmış, belediyeler bu konu ile ilgili olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nda görüş talep etmişler. Bakanlık kısaca “3030 Sayılı Kanun kapsamı dışında kalan tip imar yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik (Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği) gereğince bina ve bina türü yapılar için zemin ve temel etüdü raporlarının parselin bulunduğu bölge üzerine yapılacak yapı ve zeminin durumuna göre hazırlanması, bu raporlarda ki zemin mekaniği, zemin dinamiği, zemin emniyet gerilmesi hesaplarının inşaat ve jeoloji mühendislerince yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla yapı ve zemin özelliklerinin göz önüne alınması, jeofizik parametrelerin ise ihtiyaç duyulması halinde kullanılması” gerektiğini belirtmiştir. Yani Bakanlık, ruhsat verilmesi işinde yetkileri belediyelere bırakmıştır.
Ayrıca; Bu konu ile ilgili olarak kendilerine başvurulan bazı kurumlar “Jeofizik mühendislerinin bina inşaat ruhsatının verilmesinde yaptığı etütlerde sismik araştırmaların şehir içinde ki gürültülerin bu araştırmayı etkin olmadığı” yönünde rapor vermişlerdir.
Bunun dışında; Çok özel yük taşıyan yapılar, Yerleşim bölgelerinde civarı ve yapıları etkileyebilecek derin kazılar (çok katlı bodrum kazıları gibi), ağır dinamik yük etkisinde ki makine temelleri, zararlı kimyasal maddeler işleyen ve depolayan tesisler, büyük açıklıklı köprüler, tüneller, büyük su yüküne maruz yapılar, barajlar, seddeler, açık deniz yapıları şişme ve çökme özelliği gösteren zeminlere oturan yapılarla ilgili olarak belediyeler ve ilgili kurumlar jeofizik mühendislerini yok sayamazlar.
Ancak; Belediyeler ile jeofizik mühendislerinin arasında ki bu sorunun ortadan kaldırılması için TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı oluru ile yürürlüğe giren “Bina ve Bina Türü Yapılar İçin Zemin ve Temel Etüdü Genel Formatı” nın Jeofizik Mühendisliği hizmetlerini haklı olarak, bu format ve bu formata dayanak olan 28.06.1993 tarih ve 379 sayılı “Zemin ve Temel Etüdü Raporunun Hazırlanmasına İlişkin Esaslar” genelgelerinin iptali ve yürütülmesinin durdurulmasının talepli ilgili 17.03.2006 tarihinde bakanlık hakkında açtığı davada Danıştay 6. Dairesi yürütmenin durdurulması istemini red etmiştir. Söz konusu karara karşı yasal bir haftalık süre dolmadan aynı oda 10.04.2006 tarihinde Danıştay Dava Daireleri kuruluna itirazda bulunulmuş, bu kuruldan da ret cevabı alınmıştır.
Hal böyle iken konuya birde madalyonun öbür yüzünden bakalım. Hem 3030 sayılı yasada hem de Bakanlığın yapmış olduğu görüşler, jeofizik mühendislerini dışlama yönünde görünmesine karşın, hepinizin bildiği üzere Soma 1. Derece deprem bölgesi içine girmektedir. Bu durumu göz önünde tutarak Soma’da yapılacak binaların arsalarında gerçekleştirilen zemin etüt raporlarında hem jeoloji mühendisi hem de jeofizik mühendisin imzasının olmasından yanayım. Çünkü burada önemli olan insan canıdır. Vatandaş iki ayrı imzaya para verecek ve kendisine yük gelecektir ve bu parayı bir kere verecektir. Önemli bir meblağ olmayan bir rakam için insan canıyla oynayamayız.
Bu muammalı durum benim belediye başkanlığı dönemimde olsaydı. Bakanlığın belediyelerin verdiği yetkinin zemin raporu hazırlama işine ne olursa olsun hem jeoloji hem de jeofizik mühendisini katardım.
Bir daha ki haftaya buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 679 kere okundu.
|