|
Seçimlerden önce Genel Başkan seçiminin de yapılacağı bir kurultaya gitse de gitmese de Kılıçdaroğlu nun Genel Başkan olarak kalacağı kesindir. Kemal Kılıçdaroğlu- Önder Sav mücadelesinin birinci raundunu Kılıçdaroğlu kazanmıştır. Önder Sav daha ilk andan itibaren ne yaparsa yapsın Kılıçdaroğlu nun önünü kesemeyeceğini anlamıştır. Sebebi çok basittir. Önder Sav ın Deniz Baykal a karşı Genel Başkan adayı vardı. Bu Kılıçdaroğlu ydu. Kılıçdaroğlu na karşı ise bir Genel Başkan adayı yoktu. Bunun içindir ki Önder Sav Türkiye de ki tüm CHP yandaşlarının Kılıçdaroğlu için estirmek istedikleri rüzgârı önleyemeyeceğini baştan anlamıştır.
Önder Sav Kılıçdaroğlu yla açık bir mücadeleye girmeyecektir. Kendi hizibini hedef haline getirmeyecektir. Onları ezdirmeyecektir. Kılıçdaroğlu nun hata yapmasını bekleyecektir. Fazla su yüzüne çıkmadan kendi taraftarını bir arada tutmaya çalışacaktır. Kılıçdaroğlu yönetimde gerek partiyi meclisi gerek meclis gurubu ve gerekse örgüt olmak üzere hiçbir zaman partiye tam olarak egemen olamayacaktır. Kurultaya gitse de Önder Sav ın hizbini tasfiye edemeyecektir. Aralarında en isteksiz şekliyle de olsa her iki taraf içinde uzlaşma ve bölüşme kaçınılmazdır.
Önder Sav özellikle de derin CHP yi zinde tutmaya çalışacaktır. Seksen küsur yıllık statüko demek olan derin CHP medyadan bürokrasiye her yerde mevcuttur. Kılıçdaroğlu nun bu kesimi sözlerinden dışarı çıkması mümkün olmayacaktır.
Zaman zaman Kemal Kılıçdaroğlu, CHP nin bazı yöneticilerine ters düşen beyanlarda bulunmaktadırlar. İşte o zaman Genel Sekreter Önder Sav ekibi ve hemen yanlarında Muharrem İnce ve arkadaşları, Kılıçdaroğlu nun koluna girip ikna etmeye çalışmaktadırlar.
Kılıçdaroğlu nun bu girişimi CHP içinde, "geliyorum diyen darbeden" başka bir şey değildi.
Yarım asra yakın süredir CHP kulislerini "çeşit çeşit" siyaset kombinezonları ile meşgul eden, klasik particilik dümenlerini sergileyen Önder Sav ve yandaşları gerçeklere tosladı.
O siyaset dümenlerini "en iyi ben bilirim" diyen bir politikacı ve çevresi, bu işte fena uyumuş ve çuvalladı.
Şu günlerde bazı dinci gazetelere bakıldığında, yazarların çoğu “CHP uzmanı” olmuşlar sanki.. “CHP’de sular durulmaz, gene birbirlerini yerler, gene kurultay yaparlar; zaten onlar halktan uzak” gibi şeklindedir.
CHP’ye uyarlanan bir fıkrayı anlatarak yazımı bitirmek istiyorum.
“Cehennemde günah işleyenleri kuyulara atıyorlarmış ve cezalandırılıyormuş. Kuyudan çıkmak isteyenleri zebaniler kafasına vurarak geri kuyuya sokuyormuş. Baş zebani diğer zebanileri kontrole geldiğinde her kuyunun başında bir zebani olduğunu fakat bir kuyunun başında zebani olmadığını görmüş ve niye o kuyunun başında zebani yok diye sormuş. Zebaninin biri de o kuyuda CHP’liler var, biri kuyudan çıkmak istediği zaman diğeri ayaklarından tutarak kuyuya geri çekiyor. Onun için bu kuyuda nöbetçi zebani bulundurmuyoruz demiş”.
Şu anda sular durulmuş vaziyette, CHP bu durumda giderse kazanım elde eder fakat yukarıda ki fıkrada olduğu gibi davranırlarsa çok şeyler kaybeder.
CHP şimdi bir yol ayrımında...
Ya "alaturka siyaset"in fasit dairesinde kulis oyunlarının sahnelendiği bir topluluk olacak ya da özgürlükçü sosyal demokrasinin bütün gereklerini sergileyen genç ve diri bir kurum olma yollarını arayacaktır.
Hep birlikte göreceğiz!
Bu yazı 311 kere okundu.
|