|
Geçen hafta Sayın Mustafa Kalabalık ve Sayın Yusuf Gökdoğan’ın yazdığı “Öteki Siyaset” adlı kitabı okudum. İlginç olan bölümlerinden ayrıntılar alarak bu hafta ki yazımı oluşturdum.
“Dünya tarihi incelendiğinde, aşağı yukarı yapılan tüm icat ve buluşlarda, birçok yeniliklerin başlangıcında, muhalif olma sebepleri birbirinden farklı gibi görünse de hep aynı direncin, benzer karşı gelişlerin, kolay kabullenememe gibi hareketlerin var olduğunu görüyoruz.
Stratejistlerimizin bile fikir üretmek bir yana, beyan sahibi olmak konusunda kendilerini beklemeye aldıkları, toplumumuzu bekleyen olumlu ya da olumsuz, alışagelmişlik dışında ki tüm gelişmeleri ince eleyip sık dokuyarak topluma sunma hazırlıklarında oldukları seziliyor.
Öyle bir ülkede yaşamaktayız ki, yarınların bize ne gibi sürprizler hazırladığını, gelecekte nelerin bizi beklediğini, nasıl bir değişim sürecine girdiğimizi veya girmekte olduğumuzu kestirebilmek gerçekten çok zordur.
Bazen de kimileri tarafından yapılması öngörülen ve projelendirilen, köklü reform hareketleri gibi görünen, gelişim ve değişim yönünde cesaret ve sorumluluk alınması gereken çabalar, sonucu ne olursa olsun, düşünmeye bile gerek görülmeksizin reddedilmekte, başlamadan bitirilmek noktasında ısrarcı olunmaktadır. Hepimizin farklı kabul edebilirlik veya kabul edilemezlik noktasında tercihleri, ölçüleri, olmazsa olmazları vardır.
Unutulmaması gereken; bazen isteklerimiz ve düşüncelerimiz dışında ki zorunlu kaldığımız durumlarda yaşanmış gelişim ve değişimlere karşı, zaman içerisinde uyum sağlayabildiğimizi görebilmemizdir.
Aynı zamanda önce ki ön yargılarımızın yersizliğinin ortaya çıkmasında ki pişmanlıklar ve gerçekler, “keşke” lerle dolu özeleştirilerimizin varlığıdır. Keşke’lerimizin fazlalığı; geçmişimizde yapmış olduğumuz hataların, vermiş olduğumuz yanlış kararların neticeleri değil midir?
Yapılan hataların, verilen yanlış kararların, bazen anlamsız zıtlaşmaların, söz dinlememelerin ve dinletememelerin, düşünememe ve düşünenlere engel olmaların, doğruyu konuşmamanın, konuşmak isteyene de engel olunmanın vermiş olduğu zarar ve ziyanı, sadece bizlere değil, gelecekte ki insanlarımıza da yaşatmaya hakkımız var mı?
Toplum adına karar verenlerin; zenginlik, huzur, mutluluk, sağlık, barış dolu günleri getirecek, geleceğimize güvenle bakabilmemizi sağlayacak, ümit dolu yarınlarımızı çocuklarımıza bırakmamıza ön ayak olacak, atalarımızdan, dedelerimizden bize kalan bu toprakları bizlere kalan miras olarak değil, çocuklarımızın ve gelecekte ki nesillerimizin emanetçileri olduğumuzu unutmamaları gerekmektedir.
Verilmesi gereken karar, başta ülkemiz idarecileri olmak üzere, tarih önünde sorumluluk sahibi olarak yer alacak tüm sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin ve vatandaşlarımızın kararı olacaktır.”
Bir daha ki haftaya başka bir konuda aynı köşemde buluşmak üzere saygılar sunuyor, sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 564 kere okundu.
|