|
DYP ile ANAP’ın birleşmesinden sonra oluşan Demokrat Parti (DP) , ilk büyük kongresini 15.Ocak Cumartesi günü gerçekleştirdi. Son bir aya kadar DYP eski genel başkanı ve eski başbakan Sayın Tansu Çiller’in adaylığı ön planda iken ve üst düzey DP yöneticilerinin bile % 99,5 Çiller aday olacak ve seçilecek derken, olayın gerçekleşmemesi kafaları karıştırmıştı.
Kongreden bir hafta öncesine kadar adaylık konusunda ne varım, ne yokum diyen Sayın Çiller birden aday olmayacağını açıklamıştı. Büyük kongre için kendi şarkısını bile yaptıran Çiller, neden adaylıktan vazgeçmiştir. Çeşitli gazetelerin ortak görüşlerini bende bir şeyler ilave ederek maddeler halinde sıralamak istiyorum;
1. Köşe yazarları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olur vermezse Demokrat Parti’nin başına geçemez. Çünkü Ergenekon dosyasıyla ilişkisi vardır iddiasında bulunmaktadır.
2. Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Demirel’in ve Sayın Cindoruk’un tam desteğini alamadığı için adaylığını açıklamaktan vazgeçmiştir. Ben buna karşıyım. Çünkü benim bildiğim DP tabanı son bir haftaya kadar Çiller’in başa gelmesi için yapılan il kongrelerinde ortalığı tozu dumana katmışlar ve Çiller’e tam destek vermişlerdi. Demirel ve Cindoruk’a rağmen Çiller aday olsaydı, şimdi DP’nin başındaydı.
3. Çiller’in Başbakan Erdoğan’a rağmen hareket etmeyeceğinin bir başka kanıtı da eşinin Kilyos’ta villa inşaatları projesine başlaması ve Taksim bölgesinde ardı ardına oteller açmasıdır. Siyasette iddialı olan bir ailenin, içinde bulunduğumuz bir yıl içerisinde ticarette bu denli genişlemesi mantıklı mıdır? Buna ilaveten Sayın Çiller’in AKP hakkında tek bir olumsuz laf etmemesinin bir anlamı yok mudur? Esas olan Çiller’in Genç Parti lideri Cem Uzan’ın durumuna düşmek istememesidir. (Özer Uçuran Çiller’i de ilgilendiren ormanlarla ilgili 2B yasası DP kongresinden bir gün sonra yasallaşmış ve yürürlüğe girmiştir. Bu da bir soru işaretidir. Yani pazarlık mı yapılmıştır?)
4. Yine kamuoyunda devamlı konuşulan Tansu Hanım’ın epey bir süredir DP tabanına takındığı “Yalvarın geleyim” tutumu ise AKP’ye kendini pahalıya satmak içindir. Biliniz ki Çiller’in gözü DP’de değil, AKP’dedir. Yaptığı naz ya da patinajlar ise aslında AKP’den mebus adayı olmak için gerekçe yaratıp zemin inşa etme olayıdır. Daha sonra da Sayın Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığına taşıyıp kendisinin başbakan olma gibi planları bir varsayımdır.
İşte gazete köşe yazarlarının iddiaları bunlardır. Doğruluk payı ne kadardır, önümüzde ki günlerde göreceğiz.
Yapılan kongrede başkanlığa aday olan altı kişi arasından DP üst delegesi son bir hafta içerisinde adaylığını açıklayan Sayın Namık Kemal Zeybek’i aday olarak seçmiştir. Eski bir partili olarak bana göre delege en doğrusunu yapmıştır.
Ancak bir kenara atamayacağımız bir konu vardır. Sayın Zeybek, milliyetçi ve muhafazakâr tezleri şiddetle savunan bir kişidir. Zeybek’in DP’nin başına başkan olmasıyla 2011 genel seçimlerinde bazı ihtimallerin üzerinde durmak gerekir. Bunlar nelerdir;
1. DP’nin başına seçilen Sayın Zeybek, milliyetçi, muhafazakâr kişiliğe sahip bir kişidir. Yani MHP’nin fikirlerine yakın bir kişidir. 2011’de yapılacak seçimlerde MHP lideri Sayın Bahçeli’nin karşısında olan seçmenlerin oyu DP’ye kayabilir. Bunun sonucunda MHP baraj altında kalabilir. DP ise çok az olarak % 10 un üstüne çıkabilir.
2. Her ne kadar DP, MHP’nin küskünlerinin oyunu alsa bile barajı geçemez ve MHP’nin oylarını % 10 un civarlarına düşürüp, kendisi de % 10 barajını aşamaz ise:
Bu her iki durum AKP’nin ekmeğine yağ sürer ve AKP % 35 oy alsa bile şu anda ki milletvekili sayısından fazla milletvekili çıkarabilir.
3. DP, diğer küçük partilerle ortak seçime girerse, durum ne olabilir? % 10 barajını geçebilir mi? bu bir soru işaretidir.
Ama en önemli olanı benim naçizane siyasi görüşüm; Eğer MHP çatısı altında başta DP ve diğer küçük partiler ortak seçime girerlerse, AKP büyük ihtimalle iktidarın dışında kalabilir. AKP’nin iktidar dışında kalması demek ANAP gibi uzun süreli kalması değil, kısa zamanda erimesi demektir.
Türkiye’de siyaset günlük yaşanmaktadır. Geçmişe baktığımızda 1999 genel seçimlerinde Öcalan’ın yakalanmasıyla % 22 oy alan DSP, bir sonra ki seçimlerde ki oyu % 1,5 olmuştur.
Bundan sonra ki oluşumları göreceğiz ve izleyeceğiz. Türkiye’de yaşıyoruz, ne olup biteceği belli olmaz, yaşayarak göreceğiz.
Bir sonra ki haftada köşemde bulunmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 649 kere okundu.
|