|
Memleketimizin bu kadar sorunu varken ve seçim sürecinde, sanki başka konu kalmamış gibi gazeteciler hem de “ifade özgürlüğü” deyince susmak bilmeyen gazeteciler, ekranda üç saat “Süheyl Batum bu konuşma nedeniyle istifa etsin mi, etmesin mi” tartışması yaptılar. Acaba neden daha önceki hakaretlerde kimsenin istifasını ağızlarına almadılar, ayrıca bu beylerin “orduya hakaret” konusunda bu kadar duyarlı olduklarını da hiç bilmiyorduk.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum un TSK ya yönelik “kâğıttan kaplan” sözleri üzerine inceleme başlatılması ve dava açılmasıyla ilgili olarak, Eğer Batum hakkında böyle bir dava açılırsa onun istediği meşhur olma sevdasına da kavuşabilir. Dolayısıyla hiçbir dava açılmamalı kanaatimi ifade ediyorum diyen Sayın Arınç; “Bunun Bedeli siyaseten olmalıdır demiştir.
CHP genel başkan yardımcısı Süheyl Batum, darbe çağrışımlı ya da özlemli veya bir türlü darbe yapamadılar diye hayıflanması için “asker kâğıttan kaplanmış meğer” mealinde ettiği sözler; aşağı yukarı CHP’li siyasetçilerin ve seçmeninin tamamına yakınının hissiyatının dile getirilmesinden başka bir şey değildir. Bu söylem, CHP’nin yıllardan beridir açık veya gizli izlediği siyasetle uygundur. Kısaca şaşılacak bir durum yoktur. Bu nedenle; Süheyl Batum’u tek başına günah keçisi ilân etmek de hakkaniyete sığmaz.
İşte böyle deneyimsiz siyasetçileri hop diye zembille iner gibi önemli yerlere getirirseniz ve kendisi bir profesör olduğu için öğrencilerine ders verir gibi beyanatlar verirse bu gafları her zaman yapar.
Böyle bir konuşmanın, bir anayasa hukuku profesörünün ağzından çıkması, işin temelini teşkil eden ve üstünde durulması gereken kısımdır. Anayasasında “demokratik hukuk devleti” yazan bir ülkenin anayasa hukukçusu, her türlü politik dayanaklarını demokrasi ve hukuk içinde kalarak dile getirmek mecburiyetindedir. Kişisel özlemi bir darbe yapılması olsa da, bunu açık açık dile getirdiğinde, mesleğine ve aldığı hukuk eğitimine ve hatta öğrencilerine verdiği hukuk derslerine ihanet anlamına gelir. Asıl mesele budur ve Süheyl Batum’da bu yanlış söylem ile kendi topuğuna sıkmıştır. O da bunun farkındadır ki açık ofsayta düşmesini bir türlü açıklayamamakta, sözü çevirme yoluna gittikçe de batmaktadır.
Süheyl Batum’un daha önce “Silivri tutuklularını CHP’den milletvekili adayı göstereceğiz” ve “asker kâğıttan kaplanmış” gibi açıklamaları ve Hurşit Güneş’in söylediği iddia edilen “Kürtler kucağımıza oturacak” gibi söylemler, CHP’nin ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun topuğuna sıkılmış kurşunlardır. Bu söylemler, AKP’nin mevcut oylarına yeni oylar katmaktadır. AKP, bu iki zata mükâfat verse yeridir. Önümüzde ki günlerde CHP’ye katılan Oktay Ekşi’de böyle potlar kıracak mı? göreceğiz.
Süheyl Batum’un “Kâğıttan kaplan” sözünden dolayı hakkında suç duyurusunda bulunmak, 301. maddeden yargılanmasını istemek; demokrasi bayraktarlığı yapan bir parti ve onun lideri için bir talihsizliktir. Hatta bana göre gülünçtür. Kim olursa olsun, hiçbir kimse düşünceyi ifade suçundan yargılanmamalıdır. Türkiye, artık bunları aşmalıdır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, asker için “Kâğıttan kaplan” diyerek tepki çeken Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’a “Tekrarı halinde gidersiniz” uyarısı yaptı. Batum ise “Özür dilerim” diyerek, şimdilik görevde kaldı. Ancak istifa etmesi gerçekleşseydi kendisine “Gitme” denmeyecekti.
Süleyman Demirel’in, daha bir süre önce Demokrat Parti başkanlığı için zemin yoklayıp, sonra CHP’de karar kılan Batum’un sözlerine verdiği sert tepki de anlamlıdır.
Son beyanlar ne CHP’ye, ne de saygın bir anayasa profesörü olan Batum’a uygundur. CHP’nin seçime olabildiğince geniş bir yelpazede hazırlanmak zorunda olduğu görülmektedir. Kılıçdaroğlu belki de bu yüzden partisi içinden çıkan seslere “Arkadaşlarımız özgürce konuşuyor” deyip sabır gösteriyor. Ancak çok seslilikle her isteyenin görüşünü parti görüşü olarak topluma duyurması ayrı şeydir.
Batum örneğine dönersek, asker üzerinden siyaset söyleminin, yanlış olması bir yana artık oy getirmediği, tersine götürdüğü anlaşılmalıdır.
Geçen gazeteyi okurken şimdi ismini unuttuğum siyasetçinin biri "Süheyl Batum, çok koşturan, çok çalışan ama her defasında topu kendi kalesine gol olarak gönderen bir futbolcuya benziyor. Böyle devam ederse AK Parti nin kendisine AK Parti Gönüllü Propagandacı madalyası vermesi gerekir. CHP nin her defasında yargıyı ve
orduyu göreve davet eder tarzı konuşmalardan vazgeçmesi gerekir. CHP sırtını askere, yargıya, darbeye, derinlere dayamaktan vazgeçmelidir" diye beyanat vermişti.
Seçimlere ramak kala partilerde kendi kalelerine gol atan futbolcular mutlaka kontrol edilmelidir. Yoksa hanelerine eksi puan yazdırırlar.
Bir sonra ki haftaya aynı köşemde buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 621 kere okundu.
|