|
Bugün siyasete atılan vatandaşlarımızın çoğunun hayalinde bir partiden yönetim kurulunun içinde bulunmak, milletvekili, belediye başkanı, il genel meclisi ve belediye meclisi olmak gibi hayalleri vardır. Milletvekilliği ve belediye başkanlığı profesyonelce, İl genel meclisi ve belediye meclis üyeliği amatörce icra edilen siyasi unvanlardandır.
1983 yılında Özal Hükümeti iş başına gelinceye kadar memleketimizde belediye başkanları bir ağaca elleri kollara kalın urganlarla bağlı durumdaydılar. Yani kıpırdayamayacak durumdaydılar. Özal Hükümeti iş başına geldikten sonra Belediye Kanunu’nda önemli değişikler yapılarak, ağaca bağlı olan belediye başkanlarının urganları bir nebze de olsa gevşetilmiştir.
Dikkat edilecek olursa; o dönemden 2011 yılına gelinceye kadar her partinin seçim vaatleri olan “Merkezi yönetimlerinin birçok yetkilerini Yerel yönetimlere devredeceğiz” lafı iktidara geldiklerinde laf-ıgüzar olmuştur. Bunun en büyük nedeni mecliste hangi partiye mensup olursa olsun milletvekilleridir. Milletvekilleri, hiçbir zaman kendi partisine mensup olan bir belediye başkanını başarılı olmasını istemezler. Çünkü her başarılı belediye başkanı o anda görev yapan milletvekili tarafından siyasi rakibi ve alternatifi olarak görülmüştür.
Cumhuriyet tarihi boyunca milletvekilleri hep kendileri lehinde karar çıkartmışlardır. Avrupa ülkelerinde ki milletvekilleri ile bizim milletvekillerinin aldıkları aylık maaşı karşılaştırırsak; maaşının milli gelire oranının en fazla olduğu ülke Türkiye’dir. Bunu açıp birkaç ülke ile karşılaştırma yaparsak; Norveç: Kişi başı milli geliri: 98.000 $, Milletvekili maaşı: 7.500 $, Yan ödeme: Yok, Emeklilik: 65 ten sonra. Maaşın milli gelire oranı: % 7.6 Hollanda: Kişi başı milli geliri: 52.000 $, Milletvekili maaşı: 5.660 $, Yan ödeme: 150 $, Emeklilik: Memur gibi, Maaşın milli gelire oranı: % 10.8 Litvanya: Kişi başı milli geliri: 15.000 $, Milletvekili maaşı: 820 $, Yan ödeme: Yok, Emeklilik: Yok, Maaşın milli gelire oranı: % 5.4 Ermenistan: Kişi başı milli geliri: 4.000 $, Milletvekili maaşı: 200 $, Yan ödeme: Yok, Emeklilik: Yok, Maaşın milli gelire oranı: % 5 Türkiye’de ise: Kişi başı milli geliri: 10.000 $, Milletvekili maaşı: 5.600 $, Yan ödeme: Harcırahlı, Emeklilik: Yaş sınırı yok, Çifte emekli geliri var, Maaşın milli gelire oranı: % 56, Sosyal haklar: 2 yılda emeklilik hakkı, Emekli olunca ömür boyu ayda 6 milyar TL maaş olup arada ki farkı çok iyi gözlemlemişsinizdir. Buna karşılık İlçemiz Soma gibi nüfusu 100 bine yakın yerlerde belediye başkanının aldığı maaş 4 500 lira civarındadır.
Diğer bir açıdan yani milletvekilleri ve belediye başkanlarını görev icabı aldıkları harcırah yönünden irdelersek; Bu dönem milletvekilleri içinde en fazla harcırahı, AKP İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu almıştır. AKPM üyesi olarak Fransa başta olmak üzere İran, İspanya, Ukrayna’nın da aralarında olduğu birçok ülkeyi ziyaret eden Tekelioğlu’na, toplam 127 bin 814 lira harcırah ödenmiştir. En az harcırahı ise; AKP Milletvekili Alaattin Büyükkaya AGİT Üyesi olarak Belarus, Çek Cum, ABD ve Kanada ziyaretleri karşılığında 53 bin 482 TL. harcırah almıştır. Belediye başkanlarının ise görev karşılığı günlük olarak aldıkları harcırah 70 TL. dir. Bir belediye başkanının 5 sene içinde her sene için 1 ay görevli olduğunu varsayarsak alacağı toplam harcırah; 1 050 TL. dir. Arada ki büyük uçurumu siz de görmektesiniz.
İktidar partisinden seçilmeyen belediye başkanları hiçbir zaman halkına benim partim iktidar değil, onun için sizin isteklerinizi yerine getiremem diye bir lüksü yoktur. Buna karşılık milletvekilleri bu konuda çok şanslıdırlar. Çünkü vatandaş seçimden sonra milletvekilini herhangi bir açılışta görmeye alışmışlardır. Bahaneleri hazırdır “Biz mecliste kanun çıkarıyoruz, onun için sizin içinizde pek olamıyoruz” diye söylenerek vatandaşların dertlerini bundan dinleyemiyoruz diyerek sıyrılmaya çalışmaktadırlar.
Bir belediye başkanı kendi ilinden milletvekilliği adaylığına başvurduğunda görevinden istifa etmektedirler, Kazanamaması durumunda görevine geri dönememektedir. Milletvekilleri için bu durum tam tersinedir. Görevindeyken belediye başkanı adayı olan bir milletvekilinin kanunlar gereğince istifa etmesine gerek yoktur. Kazanamamış olması durumunda ise görevine geri dönebilmektedir. Bu durum ise anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Ayrıca bunun yanında milletvekillerinin icra ettikleri görev süreleri boyunca dokunulmazlıkları vardır. Bu dokunulmazlık mefhumu belediye başkanları için geçerli değildir. Onun içindir ki milletvekili aday adaylarının sayısı 2011 yılı genel seçimleri öncesinde maksimum seviyeye yükselmiştir.
Belediye başkanlığı görevi zor ve meşakkatli bir görev olup, bunun yanında onur ve gurur duyulacak bir görevdir. Belediye başkanlığını bıraktığınızda geriye dönüp baktığınızda bu önemli eseri de ben yapmıştım diyebilme şansına sahiptir. Halkın arasında söylenen bir cümle vardır. Eğer bir anne ve baba çok yaramaz çocuğuna ilenmek istiyorsa “Allah seni bizim başımıza belediye başkanı yapsın ki, belanı bulasın” derler.
Bir daha ki haftaya aynı köşede buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyor, sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 780 kere okundu.
|