|
Şair Eşref Türk edebiyatının hiciv ustasıdır. Zekâsında bir nükte ve hiciv kaynağı varmış gibi kolaylıkla söylenmiş hissini veren kıt’alarıyla, yerine göre zulmü iğnelemekte, süngülemekte, haksızlığı keskin ve dokunaklı sözleriyle göğüslemek istemekte gayret göstermiş kendi dalında bir ustadır. Bütün ömrü boyunca istemiş ki; padişah, vezir, vali, ulema ve memur, kendince millete yan bakan, işine yalan ve riya karıştıran herkes, şirinin zehrini tatsın. Onları okuyanlar, fena insanlara karşı içinin hıncı ile teselli duysunlar.
Bu yazımda Şair Eşref’in bizleri etkileyen birkaç nüktesini sizlere aktarmaya çalışacağım.
**********************
Kâmil Paşa, Kıbrıs’a geziye gidiyordu. Eşref’e "Bir isteğin varsa getireyim" dedi. Eşref buna çok sevindi: "Paşam görüyorsunuz artık yaşlandım, yürüyünce yoruluyorum yokuş da çıkamıyorum. Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size duacıyım" der.
Kâmil Paşa’yı dönüsünde, Eşref’de karşılamaya gitmiştir. Paşa, Eşref’i görünce: "aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum, seni görünce eşek aklıma geldi" demiş. Eşref de:
"Aman Paşam, üzülmeyin, o eşek gelmese de olur, siz geldiniz, ya sağolun."
**********************
İzmir’e bağlı ilçelerden birinin Malmüdürünü görevden alırlar. İzmir’e gelir eski işine dönmenin yollarını araştırır. Bu arada hemen her gün Eşref’i görür; çok güç durumda kaldığını, geçim sıkıntısı çektiğini anlatarak görevine dönmesi için aracılıkta bulunmasını rica edip durur.
Eşref bu ısrarlara dayanamaz. Dostlarından Tevfik Nevzad’la, Mehmet Şeref’e durumu anlatarak,
- Şu adamın derdine derman olalım, der.
Şöyle bir çözüm yolu düşünürler: Üçü birlikte İzmir Defterdarının yanına gidecekler, onlar orada otururlarken eski Malmüdürü de Defterdara ricaya gelecek. Bizimkiler Defterdarı etkilemeye, ona bir görev verilmesini sağlamaya çalışacaklar. Bu tasarı eski Malmüdürüne anlatılır…
Kararlaştırılan saatte üç kafadar Defterdarın odasında otururlarken eski Malmüdürü içeriye girer girmez de Defterdar ayağa kalkar, sövüp saymaya başlar. Adamın ne rüşvetçiliğini bırakır, ne ahlaksızlığını…
- Dünya ayağa kalksa senin gibi hırsız, rüşvetçi, edepsiz bir adamı yeniden memurluğa atamam!.. diye bas bas bağırır.
Eşref, bir süre Defterdarın dinginleşip kendine gelmesini bekledikten sonra:
- Söyleyecekleriniz bitti mi Defterdar Bey? diye sorar.
- Bitti.
Karşılığını alınca da eski Malmüdürüne döner:
- Öp bakalım üstadının ellerini!
**********************
Osmanlılarda, padişahın tahta çıkışının yıldönümünde “cülüs” törenleri düzenleme geleneği vardır.
Her yılın 19 Ağustos’unda, İkinci Abdülhamid’in padişah oluşu dolayısıyla, İstanbul’da ve büyük kentlerde törenler yapılır.
İzmir’de hükümet konağının avlusunda düzenlenen bir “cülüs” töreninde Konak çevresinde toplanan kalabalık, avluda ki töreni görebilmek için içeriye sokulmaya çalışır, zaptiyelerde kalabalığı itip kakarmış. Vali, durumu görünce:
- Bu eşek milletten çektiğimiz yeter… gibisinden sözler etmiş.
Valinin bu sözleri kendisine aktarılınca Eşref şu dörtlüğü söylüyor:
Millete erbab-ı mansıbdan biri eşek demiş,
Redd edilmez böyle bir söz, şüphesiz pek can sıkar.
Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki,
Sadrazamlarla valiler de milletten çıkar.
(Erbeb-ı Mansıb: Memurlar)
**********************
Korku nedir bilmeden, yıllarca zalimlere hicveden, etrafında ki cahillerle alay eden, hırsızları yerin dibine geçiren Şair Eşref bugün yaşasaydı, başta siyasetçiler olmak üzere kişi, kurum ve kuruluşlar hiciv ve nüktelerinden nasiplerini alırlardı.
Bir sonra ki haftada aynı köşede buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyor, sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 618 kere okundu.
|