|
Siyaset ile iştigal edenler, hayatı çok iyi tanır. Yaşadığı olaylar ve karşılaştıkları durumlar, siyasetçilere çok şey öğretir. Siyasetçi uzun süre bu işle iştigal ettikten sonra anlama ve algılama melekeleri son derece gelişmiştir. Birileri sadece evinden işine gidip, mesai ile çalışırken, siyasetçiler gece gündüz yüzlerce olay yaşarlar. Birçok insan uykularını yarı etmişken, onlar daha uyumamış olurlar. Olaylar yaşarlar, olayları tanımlar ve gerçekleri daha hızlı görürler. Önce bu görünen gerçekleri “nasıl olurda anlayabilir” diye çok şaşırırlar. Çoğu defa gerçekleri duymaktan, inanılmaz rahatsız olurlar. İnkâr ederler, senaryo derler. Sen işte busun, işte asıl gerçekler bu, kıvırmaya gerek yok, denildiğinde birde karşı tutum içine girerek, sizi kimlere değiştiğini görmezden gelip “Eh canım sende şurada dur işte. Belki bir gün işime yararsın anlamında bir tavrı kabullenmelerini beklerler.
İnsanı en çok üzen, dost dediği ya da çok değer verdiği insanların asıl yüzünü görmesidir. Kendileri sürekli güvensizlikler içinde, sahte insanlara değer verdikleri için, karşısındaki insanı da o kategoriye sokmalarıdır. Sizlerin iyi olması onlara bir değer ölçüsü olmaz. Bu insanlar, kendi dünyalarında, sahtelikleri önceleyen bir tavrı benimsemiştir. Kendi dünyalarında başta çok mutludurlar. Çünkü bu dünyaları basit ve kendi yönettikleri eksendedir. Onların hoşuna giden budur. Bu dünyalarında bulunan insanların samimiyetleri ya da zor bir zamanında onun yanında olup olmayacağını hiç hesaplamazlar. Bildiğiniz gerçekler bir gün önümüze çıkar ve yüzleşiriz. Belki ilk başta çok üzülebilir. Fakat aslında bu yüzleşme, birçok şeyinde sonlanmasıdır.
1982 yılından bu yana siyasetin içinde veya dolaylı olarak bulundum. O günden bu yana çok çeşit seçmen veya partili profili ile karşılaştım. 1980 yılından önce parti sayısının azlığından dolayı insanların parti değiştirme şansları çok az idi. Sağ cenahta ve sol cenahta bulunanlar için birkaç parti vardı. Buna istinaden sağ görüşlü seçmenlerin sola, sol seçmenlerin ise bir sağ partiye oy verme ihtimali çok az idi. O zamanlar oy değişimi en fazla %1-2 civarında oluyordu. (CHP yani Bülent Ecevit’in 1974 yılında iktidar olması hariç)
Daha sonra ki 12 Eylül darbesinden sonra üç partinin seçime girmesi onaylanan siyasi arena, 1990 lı yıllardan sonra iki üç vatandaşın göz kırpmasıyla önüne gelenin parti kurduğu bir döneme girmişti. İşte bu dönemden sonra seçimler öncesi yüzergezer oyların fazlalığı ön plana çıkmıştı. Hatırlarsanız, 1999 yılında DSP’yi % 22 oyla birinci parti yapan seçmen daha sonra ki yapılan genel seçimlerde bu partinin oyunu % 1,5 a indirmiştir.
Siyasetin içinde bulunduğumdan bu yana seçmenleri ve bunun paralelinde partilileri bir kategori içine sokmak gerekirse;
1.Ahdı vefalı olanlar: Bu kategoriye girenlerde kendi arasında iki kesimdir. Birinci kesim, senelerce partisine hizmet etmiş, iyi veya kötü gününde devamlı partisi için koşturmuş, partisinden bir defalık istekte bulunması ve bu isteğinin yerine getirilmemesine karşı partisine küsmüş gibi görünüp bir kenara çekilen ama seçim geldiğinde yine kendi partisinden başka partiye oy vermeyenler. İkinci kesim ise herhangi bir partiye kesin bağlı olmayan ama özel bir işinin o parti tarafından yerine getirildikten sonra bu ahdı vefalığı unutmayıp o partiye devamlı bağlı kalanlar ki, bu iki kesiminde içinde kalanlar artık yok gibidir veya görmekte zorluk çekmekteyiz.
2.Seçimden seçime herhangi bir partiye işinin düşme ihtimalini düşünerek, parti parti seçim bürolarında partililere arada bir görünüp o partinin kazanması için çalışmış gibi görünüp, bu izlenimini partililere benimsetmeye çalışanlar. Bu kesimde bulunan seçimden sonra seçimi kazanan parti yöneticilerinin yanına gelip partinin seçimi kazanması için çok çalıştığını belirtip, çalışan gerçek parti yöneticilerine “Allah, Allah demek ki biz hiç çalışmamışız, bizden fazla çalışanlar varmış” dedirtip, şaşkınlık içinde bıraktıranlar. Tehlike yönünden dikkate alınacak kesimdir.
3.Halkın tabiriyle orası burası oynayan kesimin içine girenler. Bu kesimde bulunanlar seçimden önce ortamı kollayıp seçimi kazanacak partinin yanında veya her zaman iktidar partisinin yanında bulunan kimseler olup değiştirdikleri partiler aykırı görüşte olsalar da her zaman iktidar partisinin borazanını çalan kesimlerdir. Çeşitli partilere mensup yöneticiler için en tehlikeli kesim bu kesim olup gün geçtikçe de sayıları çoğalmaktadır.
İşte önümüzde seçimler var ve ben uzun yıllar siyaset yapmamın sonucunda yukarıda anlattığım kesimleri gördüm. Yeni politikaya atılan ve muhtelif partilerde yöneticilik yapan kişilerin bu anlattığım kesimleri şimdi göremeseler bile tecrübelendikçe mutlaka göreceklerdir. Görmeden önce gardlarını iyice almaları benim söyleyeceğim naçizane bir tavsiyedir.
Medyanın son yıllarda bahsettiği kaygan zemin veya yüzergezer oy terimleri bu gibi durumlardan dolayı oluştuğunu hatırlatmakta yarar var diyor, 12 Haziran milletvekili Genel Seçimlerinin ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, saygılar sunuyorum.
Bu yazı 302 kere okundu.
|