|
General Kemal Balıkesir’in Anıları’nın 10. bölümü yani son yazıyı bir sonra ki hafta ya bırakmak üzere bu hafta içinde bulunduğumuz Ramazan Ayı ve yarın idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nın öneminden biraz bahsetmek istedim.
Onbir ayın sultanı olan Ramazan ayını bir ganimet bilip, bu fırsatı iyi değerlendirmeğe çalıştık. Güzel vatanımıza, asil milletimize elimizden geldiği kadar hizmet etmeye gayret ettik. Milletimizin birliği, vatanımızın dirliği, İslam âleminin huzur ve sükûnu ve bütün insanlığın hidayeti için dualar ettik.
Ramazan kelimesi kısaca yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe eden Müslümanların günahları yanar, yok olur. Bundan dolayı da Müslümanlar bayram yaparlar. Her yıl, Ramazan ayında Müslümanların günahları af edildiği için sevinirler.
Bayramların cemiyet hayatında çok özel bir yeri vardır. Çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşu içerisinde namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün Müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile büyükleri, eş, dost, akraba ve komşuları ziyaret ederek büyüklerin ellerini öperek hayır dualarını alırlar.
Bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesile olur. Bayramlarımızda ki güzel adetlerimizden biri de yetimler, fakirler, garipler ve çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması, toplumsal yardımlaşma ve dayanışmanın gerçekleşmesidir.
Dini bayramlar, milletimizin birlik ve beraberliğine ve dargınların, küskünlerin barışmasına vesile olduğu gibi ölülerimizin bile sevinmelerine sebep olmaktadır. Çünkü kabirler ziyaret edilmekte, ruhlarına Fatiha, diğer sure ve dualar gönderilmektedir. Bütün dünyada din ve diyanetlerini, ırz ve namuslarını, vatan ve memleketlerini, can ve mallarını müdafaa ederken şehit düşen, bayrama yetişemeyen Müslümanlar da unutulmamakta, onlar içinde Kur’an-ı Kerim okunup ruhlarına gönderilmektedir.
Ayrıca İslam büyükleri, bir Müslüman’ın Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından sakınarak, günah işlemeden, haram lokma yemeden geçirdiği günleri de bayram kabul etmişlerdir. Cennete girildiğinde ise en büyük bayramdır.
Cumhuriyet’in yetiştirdiği büyük yazarlardan birisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu 14.Haziran.1920 tarihinde İkdam Gazetesi’nde ki köşesinde ki yazısında Ramazan’la ilgili özetle şu ifadelere yer vermiştir.
“Dün gece odamın penceresinden minarelerde ki “Elveda” seslerini dinlerken birdenbire çocukluğumun Ramazan sonlarına doğru gönlümü kaplayan o eski hüznüne düştüm ve ondan sonra gençliğimizin ilk devresini teşkil eden o kıymetsiz, o adi ve kaba yılları hatırladım. “Çocukluğumdan bu son Ramazan’a kadar geçen zaman zarfında dünyaya ve ahrete layık ne yaptık, ne işledik?” diye kendi kendime sordum. Arkamızda bıraktığımız bu uzun yolda şüpheden, tereddütten, yeis ve elemden, tatmin edilmemiş iştahlardan ve bir sürü küfür ve boş şeylerden başka ne var? Bugüne kadar bütün ömrümüzün hulasa-ı manası hep fitne ve nifak değil midir?
Elveda Ey Ramazan, elveda! Asır bizi aldattı, sen bize küstün. Halimiz ne olacak? Nerede şifa, nerede gufran bulacağız? Bu yıl milyonlarca Müslüman’ın gözlerinden, çeşmelerden akan sular gibi yaşlar boşanıyor. Senelerden beri çeşmelerden akan sular gibi milyonlarca Müslüman’ın damarlarından oluk oluk kanlar aktı. Bu yaşlar, bu kanlar günahlarımızı silmeye kafi gelir mi?..”
Allah, necip milletimizin ve bütün Müslümanların sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlara kavuşmasını nasip buyursun.
Şahsım olarak ben de bu vesile ile siz okuyucularımızın, Soma’lı hemşerilerimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bu bayramın hayırlara vesile olmasını ve dünyamıza barış ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum.
Bu yazı 355 kere okundu.
|