|
Kurtuluş Savaşı’nda Soma Çinge Cephesi’nde askerleriyle birlikte düşmana karşı üstün başarılar gösteren o zaman ki Yüzbaşı Kemal Balıkesir’in 1968 tarihinde kendi el yazısıyla yazmış olduğu anıların sonuncusunu yayınlıyoruz.
“Bu suretle heyet diken üzerinde yatar gibi geceyi geçirmiş ertesi gün de muhafızları tarafından getirilecek aynı saatte aynı yerde tekrar buluşmuştuk. Generalin halinden maneviyatını çok kırışmış ve bozulmuş, düşük görünce kendisine:
(Biz Türkler ve Millet hali isyanda silaha sarılmış bir vaziyette kelleyi koltuğa almış Ya istiklal ve Hürriyet veya ölüm kararıdır. Bununla beraber başıbozuk hal yoktur. Mefkûre disiplini vardır, iman şuuru vardır) diye teselli etmiştim.
Mütareke Müzakeresi ne başlamış ve ilk sözü ben almıştım.
Mütareke şerih i olarak Yunanlıların büyük devletlere de emrivakiler onların müsaade ettikleri İzmir ve civarı haricine çıkarak Bergama ya kadar geldiklerini biliyoruz. Bunun üzerine hem bu ve hem de diğer yerlere göç yapmış olan halkın sefaletine son vermek için Yunanlıların Bergama yı tahliye etmeleri, müzakerelerin baş şartı olarak üzerinde durmuş ve oldukça uzun çatışmalar yapmıştık.
En sonunda da General Hambrin Yunanlıların Bergama yı tahliyesi için Kumandanı olan General Milline söyleyeceğini, milletinin de Konferansa yazacağını bu surette sulhden evvel buna çalışacağını vaad etmesi üzerine müzakereye son vermiş ve bu heyeti emir subayımın emrimde bulunan atlılarla, cephe hududuna kadar göndermiş ve yolda rast gelecekleri piyade ve topçu kıta’larına beraber gidecek olan emir subayıma kıta’larımızı göstermeleri emrini vermiştim. Yolda bir piyade taburu ile iki bataryaya uğrayarak heyetin bunları görmeleri üzerine: General Celal e hitaben: Bunlar askere benziyor. Yalnız kıyafet ve teçhizatları eksik demiş, çeteleri sormuş. Emir subayım Celal de, çeteler akınlarda kullanılır. Halen akın yapmaktadırlar. Bunların vazifeleri, akındır demiş ve hududa kendilerini uğurlamıştır. Hambirin in jesti bizim için bir imtihan olmuştur... Ya Kuvay-i Milliye dağılacak veya daha büyük kuvvet kalacak.
Bundan sonra iki aya yakın mütareke devam etmiş ve bu müddet zarfında cephemizin kuvvet ve silah noksanlarını tamamlamış bu suretle bize Yunanlılarla olan bu mütarekemiz epeyi faideler sağlamışlardı. Yunanlıların karşısında Soma Cephesi teşkil edilerek düşmanları durdurmalarımız 14 ay devam etmiştir. Bu sefer de padişahın fetvalarına dayanarak Yunanlılara yardım maksadıyla arkalarımızdan saldırmaları başlamıştır. Bu adam Çerkezlerden eski bir emekli jandarma subayı olan mutaassıp Anzavur namında bir softu bozuntusu idi. Buna karşı da cephelerden ayrıca kuvvetler ayırmış ve bu kuvvetlerin başına padişahçı Çerkezleri ikiye ayırmak düşüncesiyle Çerkez Ethem tayin edilmiş ve bu cephelerden teşkil ettiğimiz kuvvetler Ethem in emrine verilmiş bu sayede Çerkez Birliği ne meydan verilmemiştir.
Padişahın Çerkez Anzavur namıyla bu kuvvetlerin Bandırma ya çıkarak arkamızdan saldırmaya, buna karşı Ethem ve daha başka çıkarak arkamızdan saldırmaya başlamış buna karşı Ethem ve başka kuvvetlerimizin sayesinde Padişahın bu Anzavur kuvvetleri yok edilerek Orta Anadolu da saldırışlar yapmak da olan Padişah Kuvvetlerinin de yok edilmesi için Ethem kuvvetlerinin yardımları bu devirde Eskişehir’de bulunan Umum Kuvayi Milliye Kumandanı Kolordu Kumandanı General Ali Fuat Cebesoy un isteği üzerine Ethem Kuvvetleri emrine gönderilerek bu sayede bütün Anadolu Padişah Kuvvetlerinden temizlenmiş bu sayede seçim yapılmış, Büyük Millet Meclisi ve Milli Hükümet teşkil edilmişti.
Hülasa olarak istiklal Savaşı iki safha dâhilinde cereyan etmiş olup birinci safhası:
Milletin silaha sarılması ve harekâtının kendisi tarafından idare edilmesinin safhasıdır.
İkinci safhası ise teşkil ettiği Meclis ve Hükümet tarafından milletin idare edilmesi safhasıdır. İkinci safhayı yaratan birinci safhadır. Görülüyor ki bunda da Balıkesir ve Soma, Kırkağaç, Gelenbe mevcudiyeti temeli teşkil etmiş bulunuyor. Birinci safhayı yaratan ise Milletin Türk benliği (Yiğitliği - Mertliği- Fedakârlığı - Kelleyi koltuğa alarak, silaha dayanarak, gözü kara imanla düşmana saldırması, yani Kuvay-i Milliye safhasıdır.)
Bu safhada ise Soma nın kıymeti büyüktür. Hizmeti büyüktür. 14 ay gibi mühim bu o devrede Soma Cephesi ni idare etmemde de Soma nın yardımı büyüktür. Hizmet hissesi büyüktür. O nispette benim hatıratımda da mevkii büyüktür. Şayanı Hürmet ve tebcildir. Bu vesile ile bütün şehitlerimize şükran borcunu da yine bu Soma sayesinde yapacağız. Adına da (Şehitler Kuvay-ı Milliye - Milli Kâbe) diyerek meydana getireceğiz.
Bu aziz şehir, bu büyük anıt mücadelesinde de vazifesini. Milli vazifesini tamamlamış olacak ve hep beraber olacağız.
Yine bu anıt sayesinde Milli benliğimizi, ruhumuzu, imanımızı, Türk gençliğine ve nesilden nesile bütün Türklüğe aşılayarak, canlandıracak millet de yaşamasına bu sayede de Türk Milletinin dünya durdukça yaşamasını ve bizim mezar taşlarımızın da yaşamasını sağlamış olacağından hizmetimizin ebedi. Manevi ruhunun ve imanımızı da manevi ve ahlaki kalkınmamızın temelini atmış olacağız.”
Gelecek hafta aynı köşede başka bir konuda buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyor, sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 361 kere okundu.
|