|
İstiklal mücadelemizin önderi, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü ölüm yıldönümünde anarken hep birlikte onun fikir ve eserleri üzerinde yeniden düşünmeliyiz.
Cumhuriyetimizin en büyük ideali inancı, etnik kökeni, yaşam biçimi ne olursa olsun milletimizin bütün fertlerini vatandaşlık temelinde birleştirmek olmuştur.
İnanıyorum ki, milletimiz Cumhuriyetimizin bütün değer ve kurumlarına sahip çıkarak bu idealin gerçekleşmesine katkıda bulunmaktadır.
Cumhuriyetimiz, bu birlik ve bütünlük üzerinde yükselerek geleceğe yürümektedir.
Büyük bir özgüvenle bir kez daha diyoruz ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün büyük eserim dediği, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti altında, milletimiz birlik içinde özgür ve müreffeh olarak ilelebet yaşayacaktır.
Türkiye bugün, Cumhuriyetimizin kuruluş idealine uygun olarak özgür ve müreffeh dünyanın güçlü bir ülkesi, medeni milletler camiasının saygın bir üyesi haline gelmiştir.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Cumhuriyet değerlerimizi her türlü siyasi ve toplumsal tartışmanın üzerinde tutmaya devam edeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü ebediyete uğurladığımız günü, O nun mücadele heyecanını yaşayarak, fikirlerini çok daha iyi anlamaya çalışarak geçirmek en doğru anma biçimi olacaktır.
Bugün, O nun gösterdiği çağdaşlaşma hedeflerine her zamankinden daha yakın olduğumuza inanıyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü aramızdan ayrılışının 73. yıldönümünde rahmetle, şükranla anıyoruz.
ATATÜRK VE KÖYLÜ
Atatürk, sık sık memleketi dolaşan bir liderdi. Çiftçi ile işçi, sanatkâr, esnaf ile konuşur; memleketin derdini arar bulur, meclise getirir, milletvekillerinden, bakanlardan hesap sorardı.
İşte böyle yurt gezilerinden birinde Orta Anadolu’da tarlasında çift süren bir çiftçi ile karşılaşmıştır.
- Kolay gele, bereketli ola ağa.
- Allah razı olsun bey
- Hayrola ağa, öküzün teki ne oldu?
- Devlete borcumuz vardı bey, icra kapımızı çalınca çaresiz kaldık, koca öküzü satıp borcumuzu ödedik.
- “Sağlık olsun ağa” diyerek konuşmasını kısa kesmiştir.
Çiftçinin adı Halil Ağa idi. Atatürk’ün yanındakiler, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Salih Bozok, Kılıç Ali, Hüsrev Gerede, Emir Subayı Resuhi Bey, daha birkaç yakını vardı. Yürüyorlardı. Atatürk düşünceli idi. Salih Bozok’u yanına çağırdı.
- Salih, yarın sabah git, Halil Ağayı bul, bana getir. Benim kim olduğumu sorarsa, bizim bey seni bir kahve içmeye çağırıyor de.
Ertesi gün Salih Bozok, Halil Ağa’yı bulmuş Atatürk’ün yanına getirmiştir. Atatürk ayağa kalkarak; “Buyur Halil Ağa” deyip bir sandalye göstermiştir. Zamanın başbakanı İsmet İnönü de salonda bulunuyordu ve olanlardan habersizdi. Atatürk Halil Ağa’ya dönerek: “Halil Ağa, anlat şu vergi işini bir daha” demişti.
Halil Ağa, vergi borcunu, icrayı, satılan öküzünü tekrar anlattı. Atatürk kaşlarını çatarak, İsmet Paşa ve Şükrü Kaya’ya dönerek; “Arkadaşlar, biz İstiklal Savaşı’nı Halil Ağa’nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Bu memlekette adaleti, vatandaşı böyle mi koruyacağız, gerekirse vergi borcu ertelenebilir. Köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınmaz.”
Halil Ağa “Sen Atatürk Paşamsın galiba, beni bağışla, kusur ettim” diye yalvaracak oldu.
“Sana güle güle Halil Ağa, sen bizim gözümüzü açtın” diye Halil Ağa’yı ayakta uğurlamıştı. Atatürk Türk Köylüsünün borcu konusunda çok titiz davranmıştır.
“KUVAY-I MİLLİYE” NEYE YARAR?
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra memleket işgal edilmiş, ordu dağılmış, elde bir şey kalmamış durumdaydı.
Yabancılar artık Türkiye’nin tarihe karıştığını iddia ediyor, memleket üzerinde pazarlıklar yapıyorlardı.
İşte bu sırada Atatürk Samsun’a çıkmış, Erzurum ve Sivas Kongresi’ni topluyor, “Kuvay-ı Milliye” nin oluşmasına çalışıyordu.
Bu durum karşısında etrafındakilerden umutsuzluk içinde olan birisi, bir gün Mustafa Kemal’e;
- Paşam, memleket işgal edilmiş, ordu tümüyle dağılmış, büyük devletler bizim sorunumuzu görüşüyorlar. Galip devletlerin kuvvetli orduları ve donanmaları karşısında kurmak istediğiniz “Kuvay-ı Milliye” neye yarar? der.
Mustafa Kemal gayet sakin şu cevabı verir;
- Kuvay- Milliye, namuslu bir insanın yastığının altında ki tabancaya benzer. Namusunu koruması için herhangi bir ümidi kalmadığı zamanda hiç değilse intihara yarar.
Bir daha ki haftada başka bir konuda aynı köşede buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyor. Sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 230 kere okundu.
|