|
Bu haftada Tarhala Köyü’nde Eski Bayramlarla ilgili Koyun Yatırma Adetinin 2. bölümüne devam edeceğiz.
“Bugün için bir yıl evvel koyun besleyenler çoktur. İşte köy delikanlıları geldiler, sekmeyi kurdular, ateşi yaktılar, yanık yanık türkü söylemeye başladılar. Kızlarda salıncak kurdular, karşılarında sallanıyorlar. Aralarında mesafe yüz metre, işte yaklaştılar. Delikanlılar salıncağa, kızlar sekmeye koşuştular. Her iki taraf karşılıklı türkü söylüyor; Bir onlar, bir onlar. Ne o? Köy bekçisi geldi. Okuyucular burada evli olanı, yabancı olanı istemiyorlar, bekçi bırakmıyor.
Bu yüzden bu adet Somalılarca malum değildir. Yalnız burada nişanlılar birbirlerini doya doya seyretmek hakkına maliktir. Nişanlı olmayanlar da birbirlerini burada seçer. İşte işaretleşenler, sevdiği kızı salıncağa bindiği için çam kobalağı atarak onu vurmaya çalışan delikanlı. O iniyor, yeni binen bağırıyor;
- Hu Alcamlı Çamı’na kum gitti, gitti…
Ve sonra türküye başlıyor. Şimdi koçlar dövüşüyor, herkes kendi koyununun methini yapıyor. Kadınlar da bugün köyün 600 beyitlik milli oyununa mukabil, kendi oyunlarını oynayacaklar. Var Anam Gel Anam Oyunu.
Delikanlılar kızlara 50 metre yaklaştılar, onlarda oyunu hazırlamağa gittiler. Erkekler dümbelekleri çalarak oynuyorlar, kızlar seyirci. Ne oldu da şimdi kovalamaca, çelik çomağa başlayan gruplar var. Diğer kızlarda ayak oyunu oynamaya başladılar, atlıyorlar. İşte asıl onbeş yaşında kızlar ve daha büyükleri ortaya geldiler. Bu evlenemeyenler bir halka oldular, konuştular. Ne o? Biri zeybek kıyafetine girmiş, yanına on kız seçti. Bunlar bellerine birer değnek parçası soktular, demek erkekleri temsil edecekler. Ya ötekiler, biri koca karı kıyafetine girmiş o da aldı onunu, karşılarına geçti. Koyunlar çocuklara kaldı, bakacak yok. Delikanlılar on metreye kadar yaklaştılar. Fakat bugün kızlar çok serbest, çünkü günleri. Yani bekâr kızların talih günü. Erkekleri temsil eden taraf ellerini kaldırarak, ayaklarını çığırdıkları türküye uydurarak, oynaya oynaya karşılarında kilere doğru yürüyorlar ve hep birden tempo ile şıkır şıkır söylüyorlar.
Var anam gel anam,/ İşte nişanlımı getirdim,/ İşte yüzüğümü getirdim,/ Ölmeden gel anam./
Kızları temsil edenler cevap veriyorlar;
Sizin nişana tasma derler,/ Sizin yüzüğe halka derler,/ Al kelam ile dünür,/ Ver kelam ile dünür./
Oyun böyle karşılıklı manilerle devam eder ve hepsinin nakarat olarak alkelam ile dünür söylenir. Böyle karşılıklı gidip gelirken onar onar çok güzel oynarlar, sekerek yaklaşırlar. Türkünün geri kalan sözlerini yazalım;
(Düz yazı ile olanlar delikanlıların sözlerini, yatık yazı ile olanlar Kızların sözlerini temsil etmektedir.)
İşte küpeni getirdim,/ Sizin küpeye boncuk derler./ İşte altınımı getirdim,/ Sizin altına eşek nalı derler./ İşte incimi getirdim,/ Sizin inciye boncuk derler./ İşte fistan getirdim,/ Sizin fistana çoval derler./ İşte potin getirdim,/ Sizin potine çarık derler./ İşte çorap getirdim,/ Sizin çoraba tutaç derler./ İşte fraca getirdim,/ Sizin fracaye kepenek derler./ İşte üç etekli getirdim,/ Ona bizde bulaşık bezi derler./ İşte libade getirdim,/ Sizin libadeye hasır derler./ Bıçakçık olsa, bıçakçık olsa,/ Kısacık (Altın dizisi) olsa./ Belimde dursa, belimde dursa,/ Koynumda dursa, tekecik olsa başımda dursa./ Benim oğlum küstü gitti,/ Ben kızımı Şam’a veririm./ Alahçasına şaştı gitti,/ Şam’dan ırak yere veririm, yine size vermem./
Bu şarkı söylendikten sonra oynayarak halka haline geldiler ve oturdular. Koca karıya zeybek kıyafetli kadın yaklaştı. Köpek gibi üç defa havladı ve güç hal ile oturdu. Deminki sözleri hatırladı, sinirlendi nihayet;
- Allah’ın emri koca bıçağın demiri ile bize kızı verin.
deyince, oğlan tarafı bellerine soktukları değnek parçalarını pala gibi çıkardılar ve ayağa kalktılar.
Kızlar ise;
- Oğlanları görelim.
dediler, yumuşadılar. Oğlanları temsil edenler dizildiler. Kızlar, oğlanlar birbirlerini muayene ettiler. Asıl delikanlılar ise on adım yanda seyirci. Oğlanı temsil edenler bir iki kıza hücum ettiler, örtüsünü çektiler, saçlarından tuttular. Artık namahremlik kalmadı. Ev halile görüldü, biraz sonra bunu güya kaçırdılar. Diğerleri el çırptılar.
- Aldık kızı, aldık kızı.
Oyun bitti…
Bu oyunda maksat, delikanlılardan evvelce tasarlayıp haber verdikleri kızları açık saçık görmektir. Tabii bu kızlar, iyi giyinmiş ve süslüdür. Kendini gördü, sesini duydu. Taktığı altınları gözden geçirdi. Bir hafta içinde istenmek mecburiyetindedir. İstenmezse, gelecek yılın koyun yatırmasını bekleyecektir. Eğer evlenirlerse kadın her zaman kocasına;
- Sen beni koyun yatırmada göre göre, bile bile aldın. Şimdi niye beğenmiyorsun.
diyebilecektir.
Sabahtan akşama kadar burada kalındı. Beğenen beğendi, kararlar verildi. Fakat burada kızı gören delikanlının arkadaşları da onu methetmeğe başladılar. Kıza da arkadaşları oğlanı methediyorlar. Onlar ise gözgöze geldi, işaretleşti. İşte ana babadan evvel söz kesme. Bu adet kurulalı beri yürüyor. Ne asrilik değil mi?
Şimdi koyunlar sürü yapılarak öne katıldı. Köyün kızları önünde türkü çağırıyor. Delikanlılar arkada, sürü ortada. Her taraf karardı. Def, dümbeleklerle köye geliniyor. Bu alayı, analar babalar çıkmış heyecanla karşılıyor. İşte Kurban Bayramı’nda yegâne eğlence bu. Birkaç kalbi daha birbirine beğendirmek tabii, kılavuzlar biraz eskilerden. Koyun Yatırma Âdeti sona erdi. Kafile de köye girdi. Yalnız bir delikanlı karar verememiş, söyleniyor;
- Avradı düğünde, koyun yatırmada görüp beğenmekle kalmamalı. Onu bir de çamaşır leğeninin başında, pekmez tığanının yanında görmeli ve öyle karar vermeli. Benim hacı ninemin sözü bu. Öyle yapacağım ben işte.”
Bir sonra ki haftada başka bir konuda aynı köşede buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyor. Sağlıcakla kalın diyorum.
Bu yazı 202 kere okundu.
|