Dostluk ve arkadaşlık; Bu iki kavramda birbirinin kardeşi olan kelimelerdir. Yaşadığımız son yıllarda veya 21. yüzyıla girdiğimiz bu asırda dostluklar ve arkadaşlıklar ne aşamadadır? Bizler bu soruyu devamlı olarak kendi kendimize sorma ihtiyacını hissetmişizdir. Zamanımızda artık dostluklar ve arkadaşlıklar menfaat ilişkilerine mi dayanmaktadır? Kaç arkadaşınızın olduğunu sanıyorsunuz? Sizin için ne değeri var bu arkadaşların? Onların dertlerini dinler misiniz? Yoksa arkalarından mı konuşursunuz? Bana göre dost, kendinden taviz verebilendir. Bir ?başkası? değildir, dost dediğimiz insan. Bir çıkar gözetmemek, yanlış bir hareketini gördüğünde bir çırpıda silememektir. Hepimizin illaki birkaç dostum dediği insan vardır, ama kendimize bir soralım; Sen dostun için hiç kendinden taviz verdiğin oldu mu, ya da hiç alttan aldığın? Onu kaybetmemek uğruna bir şeyler yaptın mı, ya da yanlışını gördüğünde ona doğrusunu anlatmayı denediğin oldu mu? Yoksa ?aman şimdi durup dururken aram bozulur? diye umursamayıp yanlışlarına göz mü yumdun? Yoksa gün geldi de ondan bıkmaya mı başladın? Hani olur ya yeni biriyle tanışırsın artık o eski dost müsvettesine gerek yoktur, çünkü bunun için daha iyi bir aday vardır ve o kişi artık eskisine mecbur olmadığını fark ettirir sana. Benim anladığım dostluk ilişkisi ise özetle şu olmalı. Bir sorunum olduğunda yanımda olacak, ben çok üzülürsem oturup benimle üzülecek, çok mutlu olursam benimle beraber sevinecek. Her şeyin karşılıklı olduğu, terazinin tam dengede durduğu bir ilişki. Gerçek dostunuzun kim olduğunu, ancak sıkıntılı günlerinizde anlayabileceğinizi söylerler. Bu inanca göre, yalnızca sizi arayıp yakınlık gösterenler, hastaneye yattığınızda sizi görmeye gelenler gerçek dostlarınızdır. Bunun altında yatan anlama bakılırsa, gerçek dostun anlaşılması için mutlaka bir BUNALIM gereklidir; Bu bunalımlı günlerde sizi bırakmayanlar da gerçek dostlarınızdır!!! Birçok bakımdan, bir yanıltmacadır bu. Gerçekten iyi bir arkadaş veya dost, sizin kendisi için bir şey yapmanıza izin veren, onun yakın arkadaşı olduğunu hissetmenizi kolaylaştıran biridir. Size her zaman yardımda bulunan, iyi davranan, işinizi kolaylaştıran, cömertlik gösteren ve güven duygusu veren bir insan, gerçekten iyi bir arkadaştır ama bu ilişkinin gerçekten inandırıcı olabilmesi için, sizin de aynı şeyleri onun için yapmanıza izin vermesi şarttır. Ama kusursuzluğa erişmek her zaman kolay değildir. Güveninizi bir kez sarsan bir arkadaş, sırrınızı bir kez açıklayan, güç bir gününüzde bir kez özür dileyip yardımdan kaçınan arkadaş, belki de düşlerinizdeki ideal arkadaş değildir; ama gene de bütün sevginizi ondan esirgemeniz gerekmez. Onları sadece bir defalık yanlışla yargılıyorsanız, siz de gerçekten iyi bir dost olmayabilirsiniz. Burada kesinlikle bilmeniz gereken şey, bunun bir davranış özelliği olmadığı, bir daha tekrar edilmeyeceğidir. Güveninizin sürekli olarak sarsılmasını hiç bir ilişki kaldıramaz. Ama taraflar arasında gerçek sevgi ve ilgi oldu mu, arkadaşlık hayatın en zengin ve hoşnutluk veren olaylarından biridir. Biz insanoğlu maalesef çok nankör varlıklarız, ama inanıyorum ki bu söylediklerime içinizdeki herkes hak vermiştir. Çünkü bunlar sanki hepimizin bilip de söylemeye cesaret edemediği, ya da söylemek isteyip de toparlayamadığı, duygularımıza sözcü olan kelimeler. (ya da benim duygularıma) Belki ben bu dostluk kavramlarımda dost diyebileceğim insandan çok şey istiyorum ya da bekliyorum. Olabilir. Eğer yanlışsam bunu düzeltmesi gerekende sizlersiniz sevgili dostlarım. Hadi şimdi bir düşünün, etrafınıza bakın sahi çevrenizde bir elin parmaklarını geçecek kadar dostunuz yok mu? Vardır! Artık size düşen kıymet bilmektir, değer vermektir. Gazetemizde Sevgili M.Ali Gökdeniz in yazısını okudum. Gerçekten doğruları yazmış dediği gibi o zaman ki spor yapmak genellikle arkadaş ve dostluğa dayanıyordu. Sporda para ikinci planda kalıyordu ve arkadaşlık ön plandaydı. Ben sonuç olarak Allah insanlara önce zengin etsin veya makam versin daha sonra aşağıya indirsin gerçek olarak dostlarımızı o zaman göreceğimize inanıyorum. Ben bunları yaşadım. Benim gibi bu durumu yaşayacak olanlar da çok olacaktır. Çünkü insanların bu zamanda artık iki teveccüh ettiği konu vardır. Para ve makam. Satırlarımı Mevlana nın söylediği kelimelerle bitirmek istiyorum. ?Ben ne insanlar gördüm üzerilerinde elbise yoktu, ben ne elbiseler gördüm içinde insan yoktu?. Bir daha ki haftada ayrı bir konuda buluşmak üzere saygılar sunuyorum.
Bu yazı 682 kere okundu.
|