Sosyolojik araştırmaların ortaya koyduğu gibi sosyal bir yaratık olan insan, var olduğu ve özellikle aile oluşturduğu günlerden beri hemcinsleri ile bir arada yaşamaya yönelmiş, adeta zorlamıştır. Geçmişi tarihi bilinmeyen derinliklerine kadar uzanan insanoğlunun günümüzde ki toplumsal istek ve yaşantısının zorunlu kıldığı en gelişmiş örgütlenme örneği ?Devlet? tir. Adına ulus dediğimiz ve belirli toprak sınırları içinde yaşayan bir topluluğun genel nitelikte ki ortak ihtiyaçları ortak ihtiyaçları devlet tarafından görülen, yürütülen kamu hizmetleri ile karşılanır; genel çıkar ve yararları devlet tarafından gözetilir, korunur ve temsil edilir. Devlet, bu görev ve hizmetleri ?Merkezi İdare? veya ?Merkezi Yönetim? adını verdiğimiz bir kuruluş sistemi içinde yerine getirir. Ancak toplumsal yaşantının en gelişmiş örgütü devlet olmakla beraber her medeni toplumda genel nitelikte gereksinimler ve çıkarlar, yararlar yanında yerleşme birimlerinin yakın çevrelerin ve orada yaşayanların ihtiyaç ve yararlarını karşılayacak, bu nitelikte ki kurumsal hizmetleri bir örgütlenmeye de yer verdikleri görülmektedir. Bu örgütlenme daha sonraları adını ?BELEDİYE? olarak değiştirmiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra da belediyelerin işlemesini sağlayacak olan yasa, 1930 lu yıllarda yürürlüğe giren 1580 sayılı Belediyeler Yasası dır. Günümüze kadar yönetimi götüren hükümetler, 1580 sayılı kanunda birtakım değişiklikler yapmış iseler de ana tema olan ?Merkeziyetçiliği? korumayı her nedense kaldıramamışlardır. 2005 yılında bazı maddelerinde değişiklikler yapılan 5272 sayılı Belediye Kanunu yürürlüğe girmiştir. Oluşturulan bu belediye yasasında benim de olumlu not verdiğim birtakım değişiklikler olmasına karşın yine belediye başkanlarının eli kolu bağlı durumda bırakılmıştır. Memleketimizde mevcut tüm partilerin tüzüklerinde yerel yönetimlerin görev, yetki ve kaynak açısından güçlendirilmesi istek ve önerilerine yer verilmiştir. Hele hele son zamanlarda birçok politikacımız, yerel yönetimlerin karar organlarını birer yerel parlamento niteliğinde görmekte olduklarını sıkça tekrarlar olmuşlardır. Bazı yetkili politikacılarımızda bu isteği ?Demokratikleşme Paketi nin bir öğesi olarak öne sürmüşlerdir. Fakat uygulamada bu niyetlerin yakın zamanda gerçekleşeceği yönünde bir ümit ışığı görülmediği gibi aksine Cumhuriyet in kuruluşundan günümüze uzanan zaman akışı içinde devletin yani merkezi idarenin yerel hizmetler alanına sürekli müdahale ettiği, hizmet üstlenmelerinde bulunduğu ve günümüzde de bulunmakta devam ettiği görülmektedir. O halde yerel yönetimlere verilecek hizmetlerin genelle yetinmeyip daha ayrıntılı biçimde saptanması önem taşımakla birlikte en az onun kadar önem taşıyan bu görevlerin yerel yönetimlere aktarılmasını sağlayacak ortamın hazırlanması ve bu hazırlığın sağlanması durumunda başarı ile ve kalıcı biçimde uygulanabilmesinin koşullarının da yerine getirilmesidir. Anti parantez olarak eski bir belediye başkanı olarak görev yaptığım süre içerisinde Avrupa ülkelerine yaptığım ziyaretlerde, memleketimiz belediyeleri ile bu ülkelerin belediyeleri arasında çok büyük farklılıklar olduğunu gözlemledim. Bu yaptığım ziyaretler olan ve kardeş şehir olduğumuz Almanya nın İbbenbüren kentinin belediye başkanı ile yaptığım görüşmelerde o kentte toplanan her türlü verginin belediye tarafından toplandığı ve bu verginin bir kısmının devlet bütçesine aktarıldığı, diğer kısmının ise belediye tarafından harcanıldığı belirtilmiş idi. Ayrıca memleketimizde merkez yönetimin yaptığı tüm görevleri yerel yönetimler tarafından yapıldığını bizzat gördüm. Geleli bu ortam ve koşullar nasıl hazırlanabilir? Bu ortam ve koşulları hazırlayabilmek için öncelikle bazı olumsuz etkenleri bilmek gerekir. Bu olumsuz etkenleri ve makalenin devamını bir sonra ki haftada yazımda görüşmek üzere saygılar sunuyorum.
Bu yazı 817 kere okundu.
|