1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanununun ilk şeklinde seçmen yaşı 18 idi (m.10). 1932 yılında bu sınır 22 yasına yükseltilmişti. 1961 Anayasası bu konuda bir hüküm getirmemiş, yaş sınırının tespitini kanunlara bırakmıştı. Bu dönemde yürürlükte olan 298 sayılı Seçim Kanunu da seçmen yaşını 21 olarak kabul etmişti. 1982 Anayasasının 67?nci maddesi ilk şeklinde seçmen yaşı olarak, 21 yaşının doldurulmasını öngörüyordu. Bu hüküm 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve seçimlerin yapıldığı yılda ay ve gün hesaba katılmaksızın, yirmi yaşına giren her Türk vatandaşının seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahip olduğu öngörülmüştür. Bu hüküm de 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunuyla değiştirilmiş ve yaş olarak 18 yaşını doldurmuş olmak şartı aranmıştır. O tarihten bu yana 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı yani genci yapılan seçimlerde oy kullanmıştır. Yalnız ne gariptir ki, bu konu ile ilgili yaptığım araştırmalar neticesinde gençlerin siyaset ile hemen hemen hiç ilgilenmediklerini sonucuna vardım. Nasıl mı bu sonuca vardım? Ülke nüfusumuzun büyük kısmını teşkil eden gençlerimizle Soma bazında birebir konuşarak, sorduğum sorulara ilginç ve şaşırtıcı yanıtlar aldım. Yaklaşık 200 e yakın gençle yaptığım görüşmelerde şu soruları sordum. 1. Milletvekili genel seçimlerinde oy kullandınız mı? (Kullandı iseniz) 2. Yaşadığımız il olan Manisa?da seçilen milletvekili sayısı kaçtır? 3. Şu anda seçilip TBMM?de görev yapan 3 tane milletvekilinin ismini söyler misiniz? Genel seçimlerde çoğunun oy kullandıklarını öğrendiğim gençlerin hiçbiri 2. soruya doğru yanıt veremediler. 3. soruda ise sadece 4 gencimiz 3 Manisa milletvekilinin adını saydı. Söyleşi yaptığım gençlerin % 30 u Eski TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç?ın ismini zikrettiler. Birer ikişer de diğer milletvekillerinin adını söylediler. Ama ne ilginçtir ki, iki üç dönem milletvekilliği yapan son seçimlerde de CHP?den seçilip daha sonra partisinden istifa eden Erdoğan Yetenç?in ismi ise hiçbir gencimizin ağzından çıkmadı. Gençlerimizin siyasete bu kadar duyarsız kalmalarının mutlaka nedenleri vardır. Ama bir 68- 70 kuşağını yani gençliğini hatırlayalım. O zaman ki gençlik siyasetin o kadar içinde idi ki, tarih sayfalarına 68- 70 gençlik kuşağı olarak isimlerini yazdırdılar. Gençlerimiz siyasete karşı niye mi bu kadar duyarsız hale gelmiştir. Şahsım olarak ben birkaç tespit yaptım ama yine de sizlerde bu tespitlere eklemeler yapabilirsiniz. Özellikle 1980 askeri darbesinden sonra gençlerin apolitikleşti(rildi)ği söylenir. Bir nevi bilinçli bir şekilde yapılan bu illegal sistematik planlarla gençliğin içi boşaltılmaya çalışılmış, gençlerin gözlerini farklı farklı mecralara diktirilmeye çalışılmıştır. Kimi zaman da gençlik ve siyaset arasındaki ilişkiye iki düşman gibi de bakabiliriz. Ya da gençlere bu konuda hastalıklı gibi bakmak yerine bir de madalyonun öteki yüzünü çevirip siyasetin bugünkü konumunu düşünelim. Siyaset çok mu sağlıklı? Politik düzen çok iyi işliyor da gençler burun mu kıvırıyor? Yoksa siyasi sistemin ne menem bir kaos içinde olduğunun farkında olduğu için mi politik bir tepki gösterip uzak duruyorlar. Ülkemizde siyaset sanki kasıtlı olarak yasaklanmaktadır. 18 yaşına giren biri yetişkindir ve her hakkını yasal olarak kullanabilir, ama öğrenci iken okullarda siyasete ilgili ders niteliğinde bir şey öğrenmesi, memursa da ?hele hele muhalif - bir siyasi partiye üye olması yasaktır. Ülkemizde ortalama eğitim düzeyi dikkate alındığında ailenin verebileceği bilgilerde sınırlı olacağından yetişmekte olan gençlerimiz bilgi eksiğini öncelikli olarak arkadaş ve öğretmen çevresinden karşılamaya çalışır. Çoklu bir seçeneği yoktur, rast gele bulunduğu ortam, onun ileride hangi siyasi görüşe yöneleceğinin alt yapısını oluşturur. Üniversitelerde, hatta özellikle liselerde, okul bittikten sonra oy verebilecek, seçmen ve aday olabilecek bu gençlere mutlaka siyaset bilimi ana hatlarıyla yansız bir ders halinde verilmelidir. Yoksa bu bilgiyle donatılmamış birinden nasıl sağlıklı bir tercih yapmasını bekleyebiliriz? Bu nedenle siyaseti asla hafife almayıp okullarımızda genel hatlarıyla ders olarak verilmesini sağlamalıyız. Eğer herkesin vatandaşlık görevini yapmasını istiyorsak, onlara bu bilgiyi aktaracak kamu olanaklarını da sağlamak devletin asıl görevlerinden olmalıdır. Gençlerime siyaset yapmış biri olarak siyasetten kesinlikle uzaklaşmayın diyorum. Çünkü Ulu önder Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etmiştir. Bir daha ki yazımda buluşmak üzere saygılar sunuyorum.
Bu yazı 679 kere okundu.
|