Geçen hafta Bor madeni ve Türkiye’nin geleceği 2 başlıklı makalemde yabancıların Türkiye’de bulunan bor madeni üzerinde oynadıkları oyunları Osmanlı döneminden günümüze kadar bahsetmiş idim. Bu makalemde yine bor madeninin kitaplardan ve internetten derlediğim genelde tarihçesinden bahsetmeye çalışacağım. 1860- 1959 a.1860 yılında İngilizler 60 bin İngiliz lirası vererek Balıkesir- Susurluk taki boraks maden sahalarının maden işletme imtiyazını alıp, pandermit madeni adı altında yurtdışına götürmeye başladı. b.1956 yılında MTA Kütahya Emet te önemli bir bor madeni olan kolamenit yatağını keşfetti. Bunun üzerine bulunan yeni bor yatağının başkalarının eline geçmesini önlemek için saha Etibank a devredildi. c.Etibank 1959 yılında yurtdışına ilk bor madeni ihracatını İtalya ya tonu 44 dolardan kolemanit satarak gerçekleştirdi. d.O tarihe kadar dünyada tek üretici konumda olan İngiliz asıllı US Borax şirketinin dünya üzerinde 99 yıl süren monopolü Etibank ın İtalya ya bor madeni satmasıyla kırılmış oldu. e.İngiliz monopolü Etibank ın piyasaya girmesi üzerine İtalya ya yaptığı bor satışlarında fiyat kırmaya başladı. Etibank la giriştiği rekabet sonucunda bor madeninin fiyatını 17 dolara düşürdü. 1960- 1967 a.Etibank ın dünyada ikinci bor madeni üreticisi olarak devreye girmesinden sonra İngiliz şirketi dünyadaki eğemenliğini sürdürebilmek için Etibank ve Türkiye üzerinde çeşitli senaryoları denemeye başladı. b.İlk olarak dizginleri elinde tutabilmek amacıyla Etibank a ortaklık teklifinde bulundu. Burada asıl amaç Etibank ın rafine ürün üretimine yönelmesini önleyip, sadece bir hammadde üreticisi olarak kalmasını temin etmek idi. c.Etibank ın rafineri kuralım teklifi üzerine, Etibank a 3000 tonyıl dan fazla kapasiteli bir yatırım karlı olmaz diyerek çok pahalı bir yöntemle Türkiye de ortak bir rafineri kuracakmış gibi davrandılar. Etibank kurulacak rafinerinin 20 000 ton yıl olmasını isteyince bu sefer işi yokuşa sürmek için ortaklıkta % 51 payın kendilerinde olmalarını şart koştular. Etibank bunu kabul etmeyince çeşitli bahaneler ileri sürerek oyalamalarını sürdürdüler. d.Etibank rafineri kurmak için Polonya ile anlaştı. Ancak İngilizler Nato yu devreye sokarak Türkiye de rafineri kurulmasını engellediler. e.1960 yılına gelindiğinde ülkemizdeki bor sahalarının bir kısmı Etibank ın, bir kısmı İngiliz şirketinin, bir kısmıda Türk firması kuruluş ve kişilerin elinde bulunuyordu. f.Etibank rekabetin getirdiği düşük fiyatı gidermek için Türk özel firmalarıyla bir toplantı tertipledi. Onlara bir ofis kuralım, üretilen bor madenleri ofis tarafından tek elden satılsın, herkes kalitesine ve üretim miktarına göre payına düşeni alsın şeklinde bir öneri sundu. Ama başarılı olamadı. g.Çünkü İngiliz monopolu bu küçük üreticilerin üzerinde etkili oluyordu. Zira kendilerine böyle bir ortaklığa giderlerse Türk mallarının alınmayacağını ve zarara uğrayacaklarını el altından tehdit olarak onlara iletiyordu. h.Bu arada, monopol İngiltereden uzman jeolog ve maden mühendisleri getirerek, bölgede bor madeni bulunabilecek sahaların ruhsatını alıyordu. Amaç maden aramak değil, kendilerine Türklerin rakip olmasını önlemek amacıyla, yeni bor madeni bulunabilecek yerlerin ruhsatlarını alarak, bu bölgelerde arama yapılmasını önlemekti. i.Hatta bu bölgede elinde bor sahası ruhsatı bulunan küçük madencilerden birkaç sahanın ruhsatını satın almasına rağmen bu sahalarda herhangi bir üretim faaliyetine geçmedi. j.1960 - 1968 yılları arasında Etibank la monopol firma U.S Borax arasında kıyasıya bir fiyat belirleme savaşı yaşandı. Bunun sonucunda 1968 yılında İngiliz şirketinin imtiyazları devlet tarafından Etibank a devredilmesiyle bor madeni işletmeciliği tamamen Türk firmalarına verilmiş oldu. 1968- 1978 a.Bor madenlerinin üretimi hem Etibank hem de Türk aile şirketleri tarafından yapılıyordu. b.Monopol bu defa Türkiye deki aile şirketlerini kullanarak bor madenlerinin fiyatlarını istediği gibi yönlendiriyordu. Bunun sonucu olarak 1974 yılına gelindiğinde fiyatlar 30 dolarlara düşmüştü. Bir başka ifadeyle dünyanın en kaliteli bor madenlerimiz kireç fiyatına satılıyordu. c.Bu nedenle bor cevherlerinin tek elden üretilmesi ve pazarlanmasının ülke menfaatine olacağı düşünülerek 1978 yılında 2172 sayılı yasa ile bor madenleri devletleştirildi. d.. Bor ihracatından para kazanan aile şirketleri hiç bir teknolojik yatırım yapmaksızın ilkel koşullarda ürtimlerini sürdürüyorlardı. Oysa Etibank ülkeye daha fazla döviz kazandıracak rafineri tesisleri kurmuştu. Bor madenleri birbirini ikame edebildiği için, Etibank ın dünya piyasalarında etkili olması, ancak rakibi US Boraks gibi, tekel konumunda olması ile mümkün olabilirdi. 1978 ve SONRASI a.Etibank bor üretiminde ve pazarlanmasında tekel olduktan sonra katma değeri yüksek bor türevlerini üretmeye yöneldi. Boraks dekahidrat, penta hidrat, borik asit, sodyum perborat, sodyum perborat monohidrat v.b ürünleri üretip ihraç etmeye başladı. b.Bunun yanında dünya bor piyasasını çok yakından izlemeye başladı. c.1978 yılında toplam 83 milyon dolar olan bor ihracatımız, 2007 yılında 400 milyon dolara ulaştı. d.Tek elden pazarlamanın verdiği avantajla tonu 40-60 dolardan satılan ham bor madeni bugün ortalama 250-300, rafine ürünler ise 500-800 dolardan satılmaktadır. e.Eti Maden Bor İşletmeleri nin katma değer üretimini arttırmaya yönelik rafine ürün yatırımları sonucu Türkiye % 100 ham cevher satan ülke konumundan % 20 konsantre ürün % 80 rafine ürün satan ülke konumuna geldi. f.Eti Maden Bor İşletmeleri bütün bunların sonucunda dünya bor pazarının % 37 sini kontrol eder hale geldi. g.Aracıları ortadan kaldırarak doğrudan tüketicinin kapısına mal ve ürün verebilecek bir pazarlama ağına kavuştu. Bir hafta sonra ki yazımda son olarak bor madeni ilgili yazıyı yazıp bitireceğim. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Geçen hafta elim bir trafik kazası geçiren Soma TEK eski müdürü ve Soma’ya birçok hizmetler veren değerli büyüğümüz Sayın Nazım Yavuz ve eşini kaybettik. Kendilerine Allah’tan rahmet ve yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum
Bu yazı 1348 kere okundu.
|