Yıllardan beri “ikisi birleşmeli” denilen Anavatan ve Doğru Yol Partileri, sonuçta tek çatıda buluştular. 31 Ekim cumartesi günü, Ankara Atatürk Spor Salonu’nda önce Anavatan Kongresi toplandı ve birleşme kararı verdi. Sonra aynı salonda DP kongresi açıldı, karar kesinleştirildi. Bu birleşme, 2002 seçimlerinden sonra, Ak Parti’ye muhalif ve seçim kazanabilecek bir parti arayanlardan bir kısmının bulduğu yollardan biridir. Bu birleşmenin önemini anlatabilmek için biraz eskiye dönmek gerekiyor. 2002 seçimlerinde yeni kurulan AKP yüzde 34 oy alarak parlamentodaki sandalyelerin yüzde 65 ini kazandı. AKP nin bu başarısının tek nedeni, merkezdeki partilerin 2001 ekonomik krizinin ağır faturasını ödemek zorunda kalmasıydı. Merkez sağ ve merkezdeki oyların tamamına yakını AKP ye akmıştı. 2007 seçiminde ise yine merkezin toparlanamaması nedeniyle AKP ikinci kez tek başına iktidar oldu. Şimdi iki partinin birleşmesiyle noktalanacak olan siyasi hareket merkez ile merkez sağdaki boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Bu hareketin güçlenmesi hiç kuşkusuz alternatifsizlik nedeniyle AKP ye oy vermek durumunda kalan seçmenlerin DP ye dönmelerini sağlayabilir. Bu durumda siyasi yelpazedeki dengesizlik de giderilmiş olur. Demokratik rejim açısından bugünkü birleşme ve bütünleşme işte bu yüzden çok çok önemlidir. Merkez soldaki partilere oy vermek istemeyen seçmenler AKP ye oy vermeye mahkûm olmaktan kurtulacaktır. Demokrat Parti nin gelişip güçlenmesi AKP yi daha sorumlu ve dikkatli davranmaya zorlayabilir. Bu açıdan da demokratik rejimin daha sağlıklı işlemesi gerçekleşebilir. Onun için demokratik rejimin tehlike içinde olduğuna inanan ve gelişmelerden tedirgin olan merkezdeki insanların bu harekete katkıda bulunması gerekir. Herkes şunu iyi bilmeli ki, merkezde bütünleşme olmadan siyaseten Türkiye rahatlayamaz. Bu nedenle hem ANAP hem de DP yöneticileri büyük bir özveri ve sorumlulukla bu işi bugün tamamlıyorlar. Bundan sonrası laik demokratik cumhuriyete, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olan, uygar, çağdaş Türkiye ye inanan seçmenlerin sorumluluğunda. Cindoruk birleşme tamamlandıktan sonra hareketin daha büyük bir heyecanla hedefe yürüyeceğini söyledi. Yıllarını politikaya vermiş, siyasetin dikenli yollarından geçmiş olan Cindoruk şöyle dedi: “Türkiye ciddi bir sıkıntı içinde. Hem ekonomik hem de rejim yönünden. Ben Anadolu yu sürekli geziyorum. Durum vahim. Onun için herkes elini taşın altına sokmak zorunda.” Sonra da hemen herkesin merak ettiği bir konuya açıklık getirdi: “Bakın, benim bu yaşta buralarda ne işim var? Neden merkezi ayağa kaldırmak için çırpınıp duruyorum? Benim kişisel bir beklentim yok. Ne mevki, ne makam peşindeyim. Tek çabam ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeyi bertaraf etmek.” Cindoruk siyasette her türlü umuru görmüş. Ne liderlik peşinde, ne de başbakanlık... O ülkenin mutluluğu, cumhuriyetin selameti peşinde. Şimdi bundan sonra ne olacak. Mayıs- 2010 yılında yapılacak olan DP olağan kongresine kadar esas liderini belirleyecektir. Adı Ergenokon olayına karışmadan önce liderlikte ön plana çıkan ve 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’inde adayı olan Prof.Dr. Mehmet Haberal’ın gündemden düşmesinden sonra bana göre liderli konusunda iki isim ön plana çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi Prof. Süheyl Batum diğeri ise Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen’dir. Bu iki isimden birinin DP’nin başına geçmesi durumunda değişeceği kanaatindeyim. Ayrıca Eski Başbakan Mesut Yılmaz, Gaziantep Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan ve DSP’den istifa eden Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli’nin bu karenin içinde olmaları DP’ye artı getirecektir. Önümüzde ki günlerde CHP Milletvekili İlhan Kesici ve Eski Meclis Başkanı AKP’li Köksal Toptan’ın DP’ye geçeceği kamuoyunda konuşulmaktadır. Meclis çatısı altında DP’nin grup kurması da muhtemel olup bu oluşumun önümüzde ki günlerde nasıl şekilleneceğini göreceğiz. Neyse, sözü, Mesut Yılmaz ın emanetçisi olarak partiyi Cindoruk a teslim eden Salih Uzun un son sözleriyle bitirelim. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. Bir sonra ki haftaya buluşmak üzere saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazı 650 kere okundu.
|