Açıkçası söyleyeyim, ben de bir emekli olarak geçtiğimiz Salı günü başbakanımızın AKP grubunda yapacağı toplantıda emeklilere yeteri miktarda zam vereceği inancındaydım. Dağ fare doğurdu. Başbakan’ın, adamlarını tembihleyip basına yaptırdığına reklâmcılık ve propaganda dilinde; “Pavlov’un kuşu şartlandırması” diyorlar. Örneğin zil çalıyorsun. Bir parça yem veriyorsun. Kuşcağız her zil çalışta “yem geleceğini” zannediyor, zile şartlanıyor. Yaklaşık 10 milyon emekliyi “Başbakan’ın açıklamasına şartlandırıp” beklettiler. Başbakan’ın ağzından emekli maaşlarına artış; “Balon patladı, içinden hava çıktı” diyebileceğimiz tavuk suyuna çorba bir yükseliş oldu. En düşük maaşlı tarım işçisi emeklilerine (sayıları da sadece 195 bin kişi) en yüksek artış (yüzde 20) yapıldı. 306 lira alıyordu. 368 lira alacak. Temmuz’da 380 alacak. Normal SSK emeklilerinin (sayıları 4 milyonu geçiyor) maaşlarına yapılan artış ise yüzde 10,3 oldu. 601 lira alıyordu. 661’e çıktı. Temmuz’da 683 alacak. Bozdur bozdur harca! Yılbaşında yapılan zamlar ve gelen vergilerle bir emekli ailesinin; mutfak ve giyim harcaması, doğalgaz, elektrik, su, telefon faturası, emlak vergisi, varsa otomobili motorlu taşıtlar vergisi, benzin, mazot harcaması, otoyol ve köprü geçişi, pasaport yenileme, harç pulu ödemesiyle gidecek para; emekli maaşına yapılan artışla gelecek artışın çok üstünde. Zamla, vergiyle 5 aldılar. Emekli maaşını 1 artırdılar. Ekonomiyi, iktidara geldikleri son 7 yılda çok kötü yönettikleri için krizle birlikte 1,5 milyon insan işsiz kaldı. İşsiz çoksa, emekliye ne vereceksin? Çalışan işçi çok olacak ki, ondan kestiklerini, emekli olmuşlara aktarabilesin. Bu gerçek bilinmesine ve “ekonomi IMF’nin desteğine muhtaç duruma gelmiş olmasına” rağmen en düşük emekli aylığını 1000 TL (1 milyar lira) üzerine çıkartacakları havasını attılar. Halkımız pazara bakar!!! Ete, süte, peynire, elmaya, patlıcana bakar. Boy boy tablolar, sıra sıra rakamlar halkımızı ilgilendirmez. Halkımız zeytinyağına, kaysıya, pirince, ıspanağa ve elbette ekmeğe bakar. Bakkalda, kasapta, manavda ve süper marketlerde satılan gıda maddeleri fiyatları azar azar artıyor. Acıtmadan, hafif hafif artışlar. Ama bu artışlar yıl itibariyle toplandığında ortaya çıkan rakam en tepedeki rakam haline geliyor. Yıllık enflasyon rakamları belli oluyor. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 6.53, üretici fiyatlarında yüzde 5.93. Harika. Belirlenen yüzde 7,5’luk hedefin de altında bir enflasyon. Sevinelim mi? Elbette sevinelim. Ama iki kere de düşünelim. 1- Enflasyon neden düşük çıkıyor? Talep düşüklüğünden. Talep neden düşük? Halkımızın geliri gerilediği için. Kriz ve işsizlik nedeniyle. Kaldı ki, enflasyon bütün dünyada düşme eğiliminde. Hatta bizdeki dünyaya göre, yine de yüksek. 2- Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 6.53 olmasına rağmen, gıda maddelerindeki fiyat artışı yüzde 9.26. Sağlık, eğitim, konut gibi diğer ekonomik sektörlerdeki fiyat artışlarına göre, en yüksek artış gıda maddelerinde. Halkımız işte buna bakıyor. Halkımızın hayatı 9.26 çevresinde dönüyor. Yemek, içmek yüzde 9.26’dan geçiyor. Ve bu yüksek bir oran. İnkâr etmemek gerekir ki biz çalışanlar en iyi zammı Turgut Özal hükümetinin son döneminde daha sonra da Refah-Yol döneminde aldık. Ondan sonra ki hükümetler çalışanın emeğinin karşılığını hep enflasyona ezdirdi. Yani iş çalışanlara gelince, hükümet kaşıkla verdiğini, kepçeyle geri alıyor. Hoş geldin zamlı ve gamlı yeni yıl.
Bu yazı 583 kere okundu.
|