|
İnsanoğlunun yaratılışı gereği, bir yuva kurup mutlu bir aile tablosu yaşamayı arzu eder. Yuva kurma fikrine karşı çıkıp da hiç evlenmeyenler, toplumdan kopuk, insanlardan korkan bir birey haline geldiği için adı bilinmeyen psikolojik hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalır. Fakat; yalnız yaşamak istemiyorum. Ne olursa olsun. Kim olursa olsun. Evlenmek istiyorum deyip de evlenilmez. Karşılıklı imzalar atıldıktan sonra, mezara kadar her türlü fedakarlığa katlanılmalıdır.
Sohbet ortamında bir arkadaşımız üzülerek bir aile dramını anlattı. İki genç, anlaşarak severek evlenmişler. Mutlu günleri, çok olmakla beraber mutsuz oldukları günlerde varmış. Bu mutlu günlerin ürünü olarak, bir çocukları olmuş. Aileyi, paramparça etme noktasına getiren bir olay vuku bulmuş.(Bu olay, ihanet olsaydı belki hak verilebilirdi.) Fakat; olayda kadının kocası bir trafik kazası sonucunda belden aşağısı tutmamaya başlamış. Bu mutlu evliliklerini kıskanan kişiler, kadına senin kocan yarım adam ne işe yarar. Daha genç ve güzelsin. Ömrünü bu felçli adama hizmetçilik yapmak için mi harcayacaksın? Kadın, bu dedikoduların havasına kapılıp çocuğunu yanına alarak babasının evine gitmiş. Boşanma davası açıp eşinden boşanmış. Adamın, kaza geçirmesi yetmiyormuş gibi ikinci darbeyi de hayat arkadaşında alınca çok perişan olmuş. Kadın, genç ve güzel olduğu için bir çok evlenme teklifi almış. Yapılan bu evlenme tekliflerinden birini, değerlendirip çocuğunu babasıgilde bıraktıktan sonra evlenmiş. (İnsan, canı ciğeri olan evladını bırakıp da evlenebilir mi ? diyenler olabilir. Evlenme teklifini yapan adam, çok zenginmiş. Fakat; kadının çocuğunu istememiş. Kadında, çocuğunu kendi rahatı için feda etmiş.) Sağlıklı, sıhhatlı olduğu zaman seni çok seviyorum. Sen benim bir tanemsin. Sen olmazsan ben ölürüm diyenler eşi bir şekilde muhtaç duruma geldiğinde neden eşini, kader arkadaşını terk eder? Bu mudur evlilik? Bu mudur fedakarlık? Vicdan sahibi eşler, eşi herhangi bir sıkıntıyı yaşadığında sanki o sıkıntıyı kendisi çekiyormuş gibi sıkıntı çeker. Birbirine sahip çıkan. Birbirini destekleyen seven sayan eşler, bütün güçlüklere karşı birlikte göğüs gererler.
Kendini bilen, çoluk çocuğuna saygı gösteren kişi bir olumsuzlukta ailesini parçalamaz. Çocuğunu perişan etmez. Bizim toplumumuzu, diğer toplumlar karşısında yücelten en önemli unsurumuz aile bağlarımızdır. Bizde aile bağlarımızı zayıflatırsak diğer milletlerden farkımız ne olur? Bize düşen görev, ne olursa olsun ailemize sahip çıkmalıyız. Toplumsal mutluluğu bu şekilde yakalayabiliriz.En güzel günler, en tatlı anlar sizin olması dileğiyle…
HoŞ KALIN HOŞÇAKALIN SEVGİYLE KALIN
Bu yazı 335 kere okundu.
|