Haber Ara
Canlı Yayın
Gazeteler
Genel Editör
Yazarlarımız
MAHALLEDEKİ AYAKLI GAZETECİ
M.Ali ÖZTÜRK
|
|
MAHALLEDEKİ AYAKLI GAZETECİ |
Genel olarak kullanılan iletişim şekillerinden bir tanesi de herhangi bir ortamda konuşulan bir konunun bazı kişilerce başka ortamlarda dile getirilmesidir. Bu iletişimde aktaran kişi kendi duygu ve düşüncelerini de kattığı için sağlıklı bir iletişim olmayacağı gibi, bilgiyi alan kişi olayları veya durumu farklı değerlendireceğinden yanlış bir sonuca varıp verdiği kararlar isabetli olmayacaktır. Bu da hem kendisine hem de karşı tarafa zarar verecektir. Günlük hayatta kullanılan bir söylem vardır. Aşağı mahallede bir yalan söyledim yukarı mahalleye gittiğimde benim söylediğim yalana ben dahi inandım gibi söylemlerle olayların ne kadar farklı yansıtıldığını bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. Şöyle bir örnek vermek gerekirse sivil hayatta bu iletişim şeklini benimseyen kişi, askere gittiğinde askerlik yaptığı birlikle ilgili gizli bilgileri kendisinin de bulunduğu bir ortam da dile getirilse ve bu bilgileri gayri ihtiyari bir şekilde başka bir ortamda dile getirdiğini düşünelim. Bilgileri aktarırken kötü niyetli olmasa da bu bilgi akışından dolayı bir ekmeğin son parçasını ikram ettiği, ailesinin en mahrem sırlarını kendisiyle paylaştığı, yürekten,candan sevdiği,omuz omuza askerlik yaptığı arkadaşını kaybedip bilgileri bir alışkanlık sonucu aktardığını belirtse sizce bu süreçten sonra üzülmek,sızlanmak bir şeye yarar mı? Sosyal yaşantımıza baktığımızda bu iletişim şeklini ne kadar sık kullandığımızı görebiliriz. Sosyal yaşantımızda bazen kırgınlıkların kavgaların olması kaçınılmaz olduğu durumlar olabiliyor. Fakat bu durumdan istifade ederek kendilerine menfaat sağlamaya çalışan insanların su yüzeyine çıkmayan özelliklerine şöyle bakalım kıskanç,kibirli,dünyanın kendisinin etrafından döndüğünü zanneden, gittiği her ortamda kulak misafirliği yapan , sanki ülkenin iletişim yükü kendisinden soruluyormuş gibi her girdiği ortamda bilgi toplayıp, bu bilgileri başka ortamlara aktarırken üzerine ekleme yapmayı kendine vazife bilen miskin,pişkin vb. gibi özelliklere sahiptirler.Şuanda bu saydığım özelliklere katılmayabilirsiniz fakat çevrenizde ayaklı gazetecilik yapan kişilere biraz dikkat ederseniz o kişinin bu özelliklerin çoğuna sahip olduğunu göreceksiniz.Büyük işletmelerde bilinçli olarak kullanılan bu iletişim şekli gerçek anlamda hedefine varırsa işletme yöneticileri personeli yakından tanıyacağı için personeli nasıl motive edeceğini bilir ve iş alanında en az emekle maksimum seviyede verim alır.Bu da değişik kişilerin personel hakkında aktardığı bilgileri karşılaştırarak bir sonuca varılabileceği gibi personelin kendisiyle de yüz yüze bir görüşme yapılabilir.Bu yapılmağı takdirde personel hakkında yanlış bilgi aktarıldığı için yönetici o personel hakkında bir ön yargı içerisinde olacağı gibi o kişiye güvenmeyerek ciddi anlamda sorumluluk isteyen işleri o personele vermeyecektir. Bu da o personelin sorumluluk bilincini köreltip, verimsiz bir iş hayatı geçirmesine neden olacaktır.İş hayatındaki verimsizlik,mutsuzluk özel yaşamını da doğal olarak etkileyecektir.Toplumda öyle kişiler var ki bırak aktarılan bilgilere bir şeyler eklemeyi olmayan şeyi olmuş gibi aktarırlar onların hazin sonunu tarihten örnek vererek açıklamak istiyorum. Padişahı çok seven vezir yemeklerde soğan yediği zaman ağzını kapatıp padişahla konuşuyormuş sarayda çalışanlardan veziri çekemeyen biri padişaha gidip padişahım veziriz sizin ağız kokunuzdan rahatsız olduğu için burnunu kapatıyor. Sizden rahatsız olan bir kişiyi nasıl etrafınızda bulundurursunuz diye padişaha şikayette bulunur. Padişah tamam der bunu deneyelim vezirini çağırı vezir gene soğan yediği için padişahla konuşurken ağzını kapatır. Padişah vezirden bu davranışın nedenini sorma tenezzülünde bulunmadan bir ferman yazar bir zarfın içerisine koyup cellada götürmesini ister vezir saf duygularla zarfı alır.Sarayın dışına çıktığında kendisini şikayet eden şahıs yanına gelip nereye gittiğini sorar o da padişahın kendisine bir mektup verdiğini söylerken vezir cümlesini tamamlamadan nereye götürülecekse benim götürüm der kendince padişah ödül falan verecektir diye düşünür.Cellada zarf ulaşır ulaşmaz zarfı açar ki padişahın fermanı fermanda şöyle yazıyor. Bu fermanı getiren kişinin hemen başı vurula diye yazıyormuş ve oracıkta kafasını uçurur. Padişah veziri gördüğünde şaşırarak şöyle konuşur: Ben senin ölüm fermanını yazmıştım görüyorum ki sen yaşıyorsun. Vezirde nedenini sorar padişah şahsın ismini vererek o şahıs, benimle konuşurken benim ağız kokumdan rahatsız olduğun için ağzını kapattığını söyledi. Ben de seni denedim bu davranışı yakaladım. Bende senin bu davranışını neden yaptığı sormadan ölüm fermanını imzaladım. Vezir padişahım sizin huzurunuza çıkmadan önce yemekte soğan yemiştim. Sizinle konuşurken bu kokundan rahatsız olmayasınız diye elimle ağzımı kapatıyordum der.Padişah vezirden özür dileyerek suçlu cezasını bulmakla beraber bundan sonra kendisine bilgi aktarıldığında araştırıp,soruşturup ondan sonra bir sonuca varacağını söyledi. Bizlerde hakkıyla ayaklı gazetecilik yaptığını düşünen insanlara pirim vermeyip, onların aktardığı bilgileri araştırmadan,sentezlemeden bir sonuca varmamalıyız.Yoksa sonuçları bizim için veya başkaları için acı sonuçlar verebilir.Kimse acı sonuçlar yaşamak istemez diye düşünüyorum.
Bu yazı 584 kere okundu.
|
 |
 |
Hava Durumu
|