Bizi ayakta tutan, kaliteli bir yaşam sürmenin temelini oluşturan, yaşam coşkusunun hayatımızın her noktasında iz bırakacak şekilde olmasını diliyorsak geçen her salisede coşku ve heyecanı damarlarımızda geçen kanı hissettiğimiz gibi hissetmeliyiz. Hayatın zor, meşakkatli merdiveninde çıkarken bir çok eniş ve çıkışlarımız olmaktadır. Yüreğimizin burkulduğu anlar, gözlerimizin nemlendiği zamanlar ,hayatımıza son vermeyi düşündüğümüz anlarımız olabilir. Mutluluktan ayaklarımızın yere basmadığı zamanlarda, kendimizi pamuk gibi bulutlarının üzerinde yalın ayak zıplaya zıplaya gezdiğimizi hayal ettiğiz de bile bazen hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Bu durumda bizi ayakta tutan yegane güç yaşam coşkusudur. Bir çocuğu yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı bir günde çamur içerisinde top koşturmasını sağlayan ve yağan yağmura rağmen yüzünü gökyüzüne doğru yöneltip avazı çıktığı kadar bağırmasına sebep tek güç çocuğun içindeki yaşam coşkusudur. Bir öğrencinin gece yarısı sıcak yatağında kalktıktan sonra nevresimi bir kenara atıp, günlerce kapağı kaçılmayan sayfaları karıştırılmayan kitabı çalışma odasındaki masasına geçtikten sonra iştahla,hevesle okuyan bir öğrenciyi gece yarısı ayakta tutan gelecekte hangi makamı dolduracağını, ne kadar gelir elde edeceğini düşünen bu arada kendine ve diğer insanlara nasıl faydalı olacağını düşünen bu öğrenciyi gecenin ıssızlığında bu kadar motive eden unsur yaşam coşkusundan başka bir şey değildir.Bir annenin 9 ay karnın da taşıdığı çocuğu için rahatından, konforundan taviz verdiği halde hiç sitem etmeden yeri geldiğinde evladı için canını orta koyabilecek cesareti veren duygu yaşam coşkusundan başka bir şey değildir. Yıllarca garibanlıkla kavrulan fakirliğin ne demek olduğunu hücrelerinde hisseden bir kadının, bu çektiği sıkıntılardan dolayı yüzünde derin derin çizgiler oluşsa da aynaya gülümseyerek baktıktan sonra hayata dört elle sarılması gerektiğine inanan bu kadını sevinç ve mutlulukta uçuran, enerji veren şey yaşam coşkusudur. Zaman zaman gazetelerin sayfalarına taşıdıkları, gündeme getirdikleri şu haberi hemen hemen herkes hatırlar. Güzel vatanımızın en ücra köşesinde, alt yapısı olmayan bir köydeki okulda suyunu metrelerce uzaklıktaki bir çeşmeden karşılamaya çalışan bir öğretmeni, köydeki acemi marangozun yaptığı sıra ve masalarda hizmet ettiren şey vatan sevgisiyle birlikte o öğretmenin yaşam sevincini kaybetmemesinden kaynaklanmaktadır. Hayvanlar arasında bizim sempatimizi kazanan yaptığı hareketlerle bizleri gülümseten, evlerimizin baş misafiri kedinin, bir yumak iple oynarken nasıl keyif aldığını nasıl neşeyle oynadığına şahit olmuşsunuzdur.İçten bir tavsiyem olacak eğer evinizde kedi yoksa komşunuzun kedisini sevip, elinizdeki ip yumağını kedinin önüne atıverin o zaman göreceksiniz ki kedi iple oynarken ne kadar keyif aldığınızı ne kadar zevk aldığınızı ve o anki mutluluğu hiçbir şeye değişmeyeceğinize yürekten inanıyorum.Bazen düşünüyorum da acaba çok mu iyimser düşünüyorum, neden her şeyin olumlu tarafını görüyorum.Hayatımda hiç mi olumsuzluk yok diye sorguluyorum.Bu sorgulamalar sonucunda vardığım nokta, akıl nimeti verilmeği insanların davranışlarına şahit olduktan sonra ne kadar mal varlığı olursa olsun hiçbir anlam ifade etmediğini fiziksel olarak ne kadar gelişirse gelişsin; ne kadar mükemmel olursa olsun zerre kadar bir değerinin olmadığını, perişan bir vaziyette, onun bunun oyuncağı olduklarını gördükten sonra geçen her saniyenin coşku ve heyecan içerisinde geçirilmesi gerektiğine inanıp mümkün mertebe bütün yaşamım boyunca coşkuyu kaybetmemeye çalışmalıyım diye düşünüyorum. Yaşam coşkusunu kaybeden kişileri zaman zaman şöyle bir gözlemleyin kendi köşelerine çekilmiş, sonbaharda sararıp düşen bir yaprağın hüznünü kalplerine gömmüş, karakışın yaşandığı bir günde soğukta tir tir titreyen minicik bir kuş için günlerce göz yaşı döktüğü halde hiçbir girişimde bulunmadan kuşun ölümünü beklerler. Hayatın bütün safhalarını şöyle bir göz ucuyla incelediğimizde ne kadar zor olduğunu görebiliriz.Önemli olan en sıkıntılı döneminde yaşam sevincini kaybetmeden mücadele etmektir.aksi takdirde vücut direncimizi kaybedip,hastalıklarla boğuşuruz.Hızla akan bu zaman diliminin geçen her salisesinde yaşam sevincinizi kaybetmemeniz dileğiyle
Bu yazı 774 kere okundu.
|