Basın açıklaması yapan zengin ve başarılı iş adamına bir gazetecinin nasıl başarılı oldunuz? Hayatınızda olumsuzluklarla karşılaştınız mı ? Bu sorulara önce gülümseyen sonrada evet bu sorularınıza öncelikle sevindim; fakat bunun cevabını vermekte biraz zorlanacağım neden diye sorarsanız o günleri hatırlayınca içimde biraz burukluk hissediyorum. Sözlerine acı bir gülümsemeyle başlayan başarılı ve zengin iş adamı: Dört yaşımda annemi kaybettim. Ailenin tek çocuğuydum. Anne sevgisi nedir ? Neden bir kadına anne denir? Konuşurken hep anne kucağı derler bu kavramın ne anlama geldiğini hayatım boyunca anlamış değilim. Babam annemin vefatından sonra evlendi. Okula başlamıştım. Sabahları okula giderken söylene söylene kahvaltımı hazırlayan üvey annem, üzerime çay döktüğümde daha da sinirlenerek yanağımda parmaklarının iz bırakmasını istercesine o ufacık yanağıma tokadı yapıştırıveriyordu. Öyle zamanlarda kahvaltı yaparken, hıçkırıklara boğulduğum anlarda hatırlamadığım şey annemin sırtımı sıvazladığını ve kulaklarıma biraz sabretmem gerektiğimi söylemesiydi. Kahvaltıyı yapmam gerektiğini yoksa güçsüz, dirençsiz kalacağımı hatırlatıyordu. Gözlerimi açtığımda yanımda kimsenin olmadığını görüyordum. Hıçkırıklarım bitince kahvaltıya kaldığım yerden devam ediyordum. Bir gün sınıf öğretmenimiz annen okula gelsin de tanışalım dedi. Eve vardığımda bunu üvey anneme nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Acaba söylersem nasıl karşılar ne gibi bir tepki verir diye düşünmeye başladım. Önce babama söylemeyi düşündüm sonradan vazgeçtim; çünkü üvey annem ne söylerse babam hiç itiraz etmeden yerine getiriyordu. Babam beni hiç görmüyordu bile sanki annem bir komutan babamda kendisinin postası gibi ne derse emir gibi algılayıp yerine getiriyordu. Üvey annem televizyon izlerken korka korka yanına yaklaşıp anne sınıf öğretmenimiz, seninle tanışmak istiyor dedim.Önce kahkaha atarak sonra beni seviyor gibi yapıp sırtıma eliyle sertçe vurarak ne yapacakmış sınıf öğretmenin, tanışmak istiyorsa kendisi gelsin tanışırız. Sen şimdi git mutfakta ders çalış; çünkü çalışma odasını dağıtıyorsun,kirletiyorsun haydi şimdi gözlerimin önünde kaybol. O an içimi yakan kavuran bir şey içtiğimi zannettim. Bayılacak gibi oldum biraz kendime geldim burada yığılıp kalırsam üvey annem eşek sudan gelinceye kadar beni döveceğini biliyordum. Ayaklarımı süre süre odadan çıktım. Diğer gün okula gittiğimde sınıf öğretmenim hani annen gelecekti dediğin de boynumu büküp annemin işi vardı müsait olduğunda gelecek dedim. Öğretmen yanımda ayrıldıktan sonra kendi kendime mırıldanarak üvey annemin yüzünden yalanda söyledim bu duruma üzülsem de başka zaman yalan söylemeyeceğime dair söz verdim. Bu zorluklara rağmen hiç pes etmeden okul birinciliğine oynuyordum. Çalışma odasında çalışmam yasak olduğundan mutfakta ders çalışıyordum. Ders çalışırken de kitaplarım farkına varmadan dağılmıştı. Tam ders çalışmaya motive olmuştum ki tekmeyi karın boşluğuma yedim. Neye uğradığıma şaşırdım daha toparlanmadan bir tekme daha yedim. Artık mutfakta da ders çalışmam yasaklandı. Tam da yazılıların başladığı vakitti. Akşam babam onlar yattıktan sonra defter kitaplarımı toplayıp sokakta yanan sokak lambasının altına gidip ödevlerimi yaptıktan sonra yazılılarıma çalışırdım. Biraz soğuk olduğu gibi tam yazıları okuyamıyordum. Ama olsun en azında bana kızan bağıran çağıran yoktu. Bu şekilde devam etmekle birlikte dönem sonunda okul birincisi olduğum için okul yönetimi aileme teşekkür mektubu gönderdi. Teşekkür mektubunu okuyan üvey annem mektubu alıp bir kenara fırlatıverdikten sonra dudak büküp, birde okul birincisi olmuş dedikten sonra odadan çekip gitti. Lisede aynı başarıyı gösterdim; fakat gençliğin verdiği bir şey olsa gerek üvey annemin söyledikleri biraz zoruma gidiyordu. Zaman zaman tartışsak da söylenen hiçbir şeyi kafama takmıyordum. Üniversiteyi kazandıktan sonra burslarla idari edip okulumu bitirdim. Endüstri sektöründe kendini ispatlamış bir firmadan işe başladım. Belli bir süre çalıştıktan sonra okul arkadaşlarımdan ticarete atılan arkadaşım, bana ortaklık teklif etti. Teklifini kabul edemeyeceğimi gerekli sermayemin yeterli olmadığımı söyledim. Arkadaşım bu mazereti kabul etmedi. Beni şirketine ortak etti bende canla başla çalıştım.Şuanda bizim şirketimiz ihracatta ön sıralarda. Anlatırken göz yaşlarına boğulan iş adamı gazetecilerin kendisiyle birlikte ağladığını gördü.İş adamı göz yaşlarını sildikten sonra sözlerine şöyle başladı : Başarının temel prensiplerinden bir tanesi de engeller ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun hiç pes etmeden hayatına devam etmendir. Engellere takıldığında eline başarı adına hiçbir şey geçmez. Soru soran gazeteciye bakıp birazda takılarak sorduğunuz soruya cevap aldınız mı? Gazetecide biraz gülümseyerek fazlasıyla dedikten sonra teşekkür etti
Bu yazı 565 kere okundu.
|