Toplumların ana dinamikliğini sağlayan nesillerin ardın ardınca sürekli hale gelmesine vesile olan kadınların çağdaşlaştığımızı zannettiğimiz dönemimizde bile hak ettiği değeri bulamamıştır. Zaman zaman şahit olmuşsunuzdur. Minibüsle giderken genç, dinamik taşı sıksa suyunu çıkarak kişiler, yaşlı bir bayanda minibüse binse yer vermemektedir. Kadın, beden diliyle de olsa oturan kişiye bana yer verir misin? Demesine rağmen mesajını görmemek için başını diğer tarafa çevirir. Bulunan sosyal ortam gereği bu bir iş yeri olabilir, bir halk otobüsü olabilir veya iş yeri servisi olabilir. Bu ve bunlara benzer ortamlarda bayanlar varsa davranışlarımız daha farklı olmalıdır. Başka konumu yok diyenler olabilir. Fakat ince eler sık dokursak böyle diyenlerde bana hak verecektir. Bir devleti kendi devleti karşısında dize getiren, o ülkede yaşayan insanların alnını ak başı dik bir şekilde gökyüzüne doğru bakmasına vesile olan bir yöneticinin ilk acılarını bir kadın çekmiştir. Bir yetimin elinden tutan, onu adam eden varı yoğuyla onu yetiştirmeye çalışan bir hayırseverin karnını ilk doyuran bir kadındır. Kırsal kesiminin en ücra köşesinde susuz kalmış insanların, kilometrelerce uzaklıkta bir çeşmeden su getirmesine gönlü razı olmayan bir vatandaşın; bütün bürokratik engelleri aştıktan sonra dudakları susuzluktan çatlamış çocukların, avuç avuç suyla yüzünü yıkamasına vesile olan bu vatandaşı ilk emziren bir kadındır. Toplumu ayakta tutan sağlıklı ve zinde bedenlerdir. Hastalık geçiren bir çocuğun, baş ucunda saatlerce bekleyen hatta beklerken bir lokma yiyecek bir şey ağzına koymayan yeter ki çocuğum iyileşsin de ben aç kalsam da olur diyen bir kadındır. Çünkü sağlığına kavuşursa belki illerde hizmet edecek bir konuma gelirde vatanına milletine faydalı bir fert olur. Gül bahçesinde ki solgun, çelimsiz yaprakları dökülmüş bir gülün gül bahçesinin sadece görüntüsünü bozar. Tabi ki bir gül bahçesinde ki güllerin hepsi canlı olacak diye bir şey yoktur. Fakat güller ne kadar canlı olursa bahçe o kadar güzelleşir cazibesi artar. Bu ince fikirle bir çocuğun dahi hastalanmasını istemeyen yüksek ruha sahip olan bir kadındır. Bir taraftan evdeki sorumluğunu yerine getirirken diğer taraftan iş hayatına atılıp ekonomide verimliği artırma uğruna kendini hiçe sayan fedakar cefakar kadınları görmüyor musunuz ? Bu yüce ruha sahip olana kadınlarımızın bulunduğu ortam da nasıl biz olurda küfürlü konuşabiliyoruz. Onlar toplum için nasıl terbiyeli çalışkan, vatansever mert, cesur birey yetiştirebilirim düşünceleriyle kendilerini yoğururken terbiyesizlik edip küstahlık yapıp onların huzurunda küfürlü konuşabilir mi ? Hangi ortamda olunursa olunsun bu saygısızlığı yapan terbiyesiz man kafalının tekidir. Bir kız çocuğu, zaman gelecek bir anne olacak, zaman gelecek bir abla teyze hala olacak bir kız çocuğa bakarken bu şekilde düşünmek gerekir. Kadını cinsel bir obje olarak gören toplumlar teknolojide ne kadar ilerlemiş olursa olsun ne kadar ilim ve irfan da illeri gitmiş olursa olsun günün birinde tarihin tozlu sayfaları arasında yok olup gidecektir. Kurtuluş savaşı yıllarında kocasını şehit verdikten sonra bir çocuğuyla birlikte başkasının eline bakan ve onların verdikleriyle geçinen yüksek ahlaki değerle donanmış o kadına çevrelerindeki kişiler acımış olacak ki gel senin adına gerekli makamlara başvuralım da sana ve çocuğuna geçinmeniz için maaş bağlasınlar. Bu teklif karşısında donup kalan faziletiyle davranışıyla nicemize örnek olması gereken davranışıyla ?ben kocamı satmadım.? Ben yüceler yücesi şehitlik mertebesiyle ödüllendirilmiş kocamın ruhunu incitemem. Ben neyle olsa geçinir giderim. Deyip bu gibi tekliflerle karşısına gelinmemesini söyler.İşte size kadın işte size anne işte size önünde diz çökülecek eli öpülecek bir kadın. Böyle bir geçmişe sahip olan bizler nasıl bir kadını incitebiliriz Nasıl onun bulunduğu ortanda küfürlü konuşabiliriz. Nasıl onu cinsel bir obje olarak görürüz. Gene tarihten bir örnek vermek istiyorum. Biz millet olarak gurur duyacağımız bir tarihe sahibiz. Tarihten beslenmemizde gayet normal bir şey olduğu için kendimi tarihten koparamadığımdan oradan örnek vermek istiyorum.. Kurtuluş savaşının en hararetli en hızlı olduğu dönemde ve diğer savaşlarımızda sırtında bebeğiyle cepheye mermi taşırken yağmur yağdığında mermiler ıslanmasın diye sırtındaki bebeğin üzerinde ki örtüyü alıp; yeter ki mermiler ıslanmasın diye örtüyü mermilerin üstüne örten kadınlarımızı hatırladığımızda gözlerimiz yaşarmıyorsa kalbimiz burkulmuyorsa kendimizden utanç duymalıyız. Ve o zaman ki kadınların varisi olan şimdi ki kadınların kıymetini bilmiyorsak,onların huzurunda terbiyesizlik yapıp küfürlü konuşuyorsak günün birinde birisi çıkar sizin neneleriz bu kadar şerefli iken siz bu terbiyesizliği yaptığınıza göre kanınızda şüphe ederim derse bizim buna cevap verecek gücümüz olur mu ? Böyle bir durumda yer yarılsa da yerin dibine geçsem diye düşünmez miyiz? Aklı olan sağlıklı düşünen vatanını her şeyden çok sevdiğini iddia eden kişiler toplumda kadına gerekli önemi vermediği sürece varlık olarak hiçbir şey ifade etmez. Çocuk parkında oynayan bir kız çocuğu, gördüğünüzde burnu akan üstü başını kirleten parktaki çakıl taşlarını parkta bulunan diğer çocuklara fırlatan yaramaz bir çocuk olarak düşünürsek yanılmış olmaz mıyız. Ömrü oldukça Allah nasip ederse evlenecek çoluk çocuk sahip olacak.İşte bu kız çocuğu ülkenin kaderinde rol oynayacak kişiler yetiştirecek. Böyle bir kişiye sıradan önemsizmiş gibi sadece kadın deyip geçersek yanılmış olmaz mıyız. Bize düşen görev gerek annemiz,eşimiz gerekte kız çocuklarımız olsun onlara değer biçerken bu şekilde değer biçmeliyiz. Aksi takdirde toplumun köküne dinamit koymaktan başka işe yaramayız.
Bu yazı 792 kere okundu.
|