Mustafa, orta gelire sahip bir ailenin tek çocuğuydu. Ailenin tek çocuğu olduğu için istediği her şeyi ailesi satın alıyordu. Mustafa, çok saf tertemiz duygulara sahipti. Okulda zengin olduğu halde diğer çocuklardan haraç alan üç kişi vardı. Üç kafadar Mustafa nın bu saf tertemiz duygularını bildikleri için Mustafa ya ?bir simit alacak paramız yok kantinden bize simit çay söyler misin?? Dediklerinde Mustafa, onlara acıdığı için hiç itiraz etmeden kantinden onların istediği şeyleri alıverdi. Üç kafadar Mustafa nın aldıklarını bir güzel afiyetle yediler. Bu hemen her sabah olurdu. Mustafa nın bu durumunu görüp üzülen arkadaşları ?bak Mustafa bu çocuklar seni kandırıyorlar aslın o çocukların aileleri çok zengin.? Mustafa, onlara hemen itiraz edip ?hayır siz bilmiyorsunuz onlar çok gariban çocuklar onların nasıl yalvardığını görseniz sizde cebinizde ki harçlığınızın son kuruşunu dahi verirdiniz.? Deyip arkadaşlarını tersledi. Üç kafadarın, sabah kahvaltılarını Mustafa dan yaptıkları yetmiyor gibi harçlıkları bittikleri zaman ?Mustafa, ekmek alacak paramız yok babandan bizim için harçlık istesene? diye yalvarmaya başladılar. Mustafa onlara çok acıdığı için akşam eve gider gitmez babasına ?baba bizim okulda çok gariban, fakir üç tane çocuk var ne olur baba onlara yardım etmek için bana biraz para verir misin ?? Babası tabi ki bizim maddi durumumuz çok iyide olmasa geçinip gidiyoruz.İnsan toplumsal bir varlıktır. Toplum içerisinde yaşarken gerçek anlamda yardıma muhtaç kişilere yardım etmeli. Bunu yapmadığı taktirde toplumları ayakta tutan yardımlaşma unsuru kayıp olur gider. Yardımlaşmanın, dayanışmanın olmadığı toplumlar yok olmaya mahkumdur. Mustafa nın bu duygulara sahip olması kendisini çok sevindirdi; fakat kafasında bir soru belirdi. Mustafa nın ellerini elleri arasına alıp ?sen onlara ne daha önce yardım ediyor muydun?? Mustafa, ?evet baba hemen hemen her gün simitlerini çaylarını ben ısmarlıyorum.? Babası, ?peki başka bu şekilde veya başka bir şekilde yardım eden var mı ?? Mustafa, ?hayır başka kimse yardım etmiyor. Hatta diğer arkadaşlar o arkadaşlara yardım etmemem gerektiğini söylüyorlardı. Güya o üç gariban çok zengin çocuklarmış beni saf buldukları için beni enayi yerine koyup kantinden simit falan ısmarlatıyorlarmış. Görsen babacığım ne kadar fakir gariban çocuklar.?Babası,? tamam oğlum sana inanıyorum. Peki okul müdürünüzün bu gariban ,fakir ,perişan çocuklardan haberi var mı?? ?Yok babacığım dedikten sonra babası, ?tamam oğlum yarın okula birlikte gidip o çocuklara gereken yardımı okul yönetimi vasıtasıyla yaparım. Sabah olduğunda Mustafa nın, kanadı olsa mutlulukta uçacaktı. Çünkü babasıyla birlikte gariban arkadaşlarına yardım edeceklerdi. Babasının elini tutup güle oynaya okula gittiler. Babası oğlum sen dersine gir ben müdür beyle görüşeyim teneffüste görüşürüz. Mustafa nın içi içine sığmıyordu sınıfa girdiğinde üç kafadarın yanına gidip ?arkadaşlar babam size yardım etmek için okula geldi şuan müdür beyle görüşüyor.? Üç kafadarda panik içerisinde neden babana söyledin deyip Mustafa nın kulağını çektiler. Mustafa neye uğradığını şaşırdı. Bu davranışlarına bir anlam veremedi. Sesini çıkarırsa dayak yiyeceği kanısına vardığından sırasına sessizce oturdu. Mustafa nın babası okul müdürünün kapısını vurup içeri girdi. Mustafa nın babası, olduğunu okulda yardıma muhtaç üç çocuğun olduğunu söyleyip eğer gerçek anlamda fakirlerse onlara yardım etmek istiyorum.? Dedi Okul müdürü, duyarlılığından dolayı kendisine teşekkür ettikten sonra okulda tabi ki muhtaç çocuklar var; fakat okulda diğer çocukları sıkıştırıp onlardan para alan üç kişide var biz onlara gerekli cezaları verdik fakat zaman zaman şikayetler alıyoruz. Hemen Mustafa yı çağırtıp bir sorun varsa çözelim. Mustafa hala arkadaşlarının neden kızdıklarına bir anlam veremeden Müdürün kendisini çağırdığını söylediler dersteki hocasından izin alıp düşünceli bir şekilde okul müdürünün kapısını çaldı.İçerden sevecen bir o kadar kibar bir ses gel dedi. Mustafa, içeri girdiğinde müdür oturacak yer gösterdikten sonra birde çay söyledi. Mustafa, saf temiz duygulara sahip olduğu gibi derslerinde de başarılı olduğu için herkes Mustafa yı çok seviyordu. Müdür ?Mustafacığım bu yardım ettiğin arkadaşların kimler dedikten sonra Mustafa yardım ettiği arkadaşlarını söyleyip her gün onlara simit ve çay söylüyorum. Bugünde babamın onlara yardım etmek için okula geldiğini söylediğimde bana kızdılar neden babana söyledin dediler bende sesimi çıkarmadım. Müdür bak Mustafa sen çok iyi niyetli bir çocuksun fakat bütün arkadaşlarını kendin gibi bilmemelisin. Nefes aldığımız sürece imkanlarımız dahilinde başkasına yardım etmeliyiz. Yardım yaparken gerçek anlamda ihtiyacı var mı yok mu ona bakmalıyız? Bunun aksini düşünürsen faydam dokunsun dediğin halde zararın dokunur. Hazıra alışan kişi ne kendisine faydası olur nede bir başkasına üstelik kendisine yardım edenlere ne kadar çok enayi var bu enayiler olmasa nasıl geçiniriz. Okul müdürü Mustafa nın yanına gidip başını okşadıktan sonra işte böyle Mustafa hayatta daima insanları tanımaya çalış insanları tanırsan ona göre tedbir alman gerekiyorsa önlemini alırsın.Şimdi git o üç arkadaşını çağır Mustafa okul müdürüne tamam öğretmenim dedikleriniz kulağıma küpe olacak dedikten sonra odadan ayrıldı. O üç arkadaşının yanına gidip sizi müdür bey çağırıyor dediğinde sen bizi şikayet ettik dedikten sonra kendilerine her fırsatta çay söyleyen Mustafa yı bir güzel dövdükten sonra okuldan kaçarcasına ayrıldılar. Mustafa ağzı burnu kan içinde Müdürüm odasına gitti. Okul müdürü ve babası hemen ayağa fırladı. Mustafa o çocukların kendisini dövdüğünü söyledi. Okul Müdürü gerekli pansumanı yaptıktan sonra Mustafa ya ?işte insanları kendin gibi saf temiz olarak kabul ettiğin için şimdilik bu bedeli aldın. Umarım bundan sonraki yaşamında insanlara karşı yaklaşımını değiştirirsin? dedikten sonra Mustafa ve babası okuldan ayrıldı. Okul müdürü de çocuklara üç gün uzaklaştırma verdi. Azda olsa onlar da yaptıklarının karşılığını almış oldu.
Bu yazı 384 kere okundu.
|