Toplum olarak şikayet ettiğimiz konuların başında işsizlik geliyor. Bu şikayet ettiğimiz konu tabi ki yıllardır ekonomiyi kötü yönetenlerin verdikleri kararlardan kaynaklanıyor. Bu işsizliğinde çoğunu kalifiye olmayan kişiler oluşturmakta. Bu kişilerin temel felsefesi ne iş olsa yaparım yeter ki iş olsun gerisi önemli değil düşüncesidir. Hayatın acı bir gerçeği de ekonominin hayatın her safhasında büyük bir önem taşımasıdır. Çoğumuzun şahit olduğu hatta hayatımızın bir kesitini yansıtacak hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Güzel ülkemizin şirin bir kasabasında ekonomik şartlar el vermediği için liseyi bırakmak zorunda kalan Oğuz çiftçilikle uğraşmaya başladı. Oğuz çalışkan olmasına rağmen fiziki yapısı iş yapmak için yetersiz kalıyordu. Ailesi her koşulda Oğuzu desteklemelerine rağmen çevresinde ki diğer kişiler onun tembel, miskin olduğunu söylüyordu. Bu söylentiler Oğuzun kulağına her geldiğinde çok üzülüyordu. Bir gün babasına baba seninde gördüğün gibi çiftçilikle uğraşamıyorum. Seninde rızan olursa İstanbul a gidip çalışmayı düşünüyorum. Babası oğlum iki gözüm ciğerim benim burada kal yapabildiğin kadar gücünün yettiği kadar çalış. Sen diğer insanların dediklerine bakma yeter sen bizim yanımızda ol. Oğuz, gözünde akan gözyaşlarını sildikten sonra babacığım sizi çok seviyorum fakat başka işlerde başarılı olacağıma inanıyorum. Babası tamam oğlum başarılı olacağına inanıyorsan gidebilirsin. Valizini hazırlayıp Büyükşehir in yolunu tuttu. Otobüsle giderken dışarıyı seyreden Oğuz bekle beni İstanbul sana geliyorum. Umutlu, sevinçli günlerimi senin bağrında yaşamak istiyorum. Uykusuz geceleri seninle unutmak istiyorum. Nasırlı elimi parlayacağım işle unutmak istiyorum. (Oğuzu dinleyen biri olsa yüzyıldır görmediği sevgilisine kavuşacağını zanneder) Oğuz kendi çabasıyla bir ev kiralayıp iş aramaya koyulur. Oğuz günlerce iş aradı. Fakat her gittiği yerde kapı yüzüne çarpılıyordu. Oğuz artık yorulmuş, dökülmüş, bitmişti. İş başvuru formlarını doldururken hep tahsil kısmını hem de iş tecrübeniz ve mesleğiniz kısmını boş bırakıyordu. Bu kadar mücadelenden sonra kendisine bir ekmek kapısı açılmış. Artık her yerde hangi okulu bitirdin? İş tecrüben var mı? Hangi meslekte başarılısın? Gibi sorularla karşılaşmayacaktı. Bu sorular karşısında Oğuzun verdiği cevapta ağabey ne iş olursa olsun ben yaparım. Yeter ki iş olsun. Bir mesleği olmamasına rağmen Oğuzun en sevdiği özelliği koşullar ne kadar zor olursa olsun kendisine saygısını kaybetmediği gibi hiçbir zaman pes etmemesidir. Oğuz bir lokantada komilik yapmaya başlamıştı. Güleç yüzüyle kibar sesiyle gelen müşterilerin takdirini kazanmıştı. Geçen zamanla birlikte çevresindeki herkes Oğuzun ne kadar temiz, çalışkan bir çocuk olduğundan bahsediyordu. O lokantanın sürekli müşterisi olan iş adamlarından Mustafa bey Oğuza ?oğlum sen çok iyi bir çocuksun sana yardım etmek istiyorum. Bir meslek sahibi olsan çok güzel olur.? Oğuz, ?Mustafa Bey ben ne iş olsa yaparım.? Mustafa Bey, ?tabi ki kendine güvenmen çok güzel bu takdirle karşılanması gereken bir davranış. Bak bana ben bu yaşıma kadar imalat dahil bir çok işle uğraşmama rağmen sürekli kendimi yeniliyorum, okuyorum kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Ayda hiç okumasam üç dört dergi okuyorum. Günlük gazetemi okumadan başımı yastığa koymuyorum.? Oğuz doğru söylüyorsunuz. Bu işe girmeden önce her iş başvurusunda ben her işi yaparım dediğim halde kimse beni işe almadı. Mustafa oğlum sen liseyi Açık Öğretime devam ederek bitir. Lokantadan sonrada seni kursa gönderip Bilgisayar Sertifikası almana vesile olmak istiyorum. Oğuz biraz mahcup aynı zamanla minnettar bir şekilde boynunu büktü. Mustafa Bey Boynunu bükmen gerekmiyor. Eğer şuanda sana yardım etmek istiyorsam bu senin dürüst kişiliğinde kaynaklanıyor. Oğuz Mustafa Beyin maddi ve manevi desteğiyle birlikte liseyi bitirdi. Liseyi bitirdikten sonrada devam ettiği bilgisayar kursunu bitirip sertifikasını aldı. Mustafa Bey Oğuzun kolunda tutmaya kararlıydı. Oğlum gel sana yardım edeyim de bir dershaneye devam edip güzel bir üniversite kazan. Oğuzda okumayı çok istiyordu. Mustafa Beye siz bilirsiniz dedi. Oğuz lokantadan ayrılıp dershaneye devam etti. Mustafa Bey, gerekli maddi ve manevi desteği verdikten sonra Oğuza sadece ders çalışmak kalıyordu. Oğuzda üzerine düşeni yapıyordu. Var gücüyle ders çalışan Oğuz üniversite sınavını kazanıp istediği bölüme gitti. Mustafa Bey desteğini devam ettiriyordu. Yıllardır gitmediği kasabasını ziyarete giden Oğuz kendisine tembel, miskin diyenlere ders vermek istiyordu. Hayatında neler yaşadığını bilmeyen kasabalılar o bizim miskin Oğuz gelmiş diyordular. Oğuzu gördüklerinde imalı bir şekilde çalışkan Oğuz hoş geldin deyip kıkırdayarak uzaklaşıyordular. Oğuz artık onların bu söylemlerine aldırmıyordu. Ailesine başından geçenleri anlattı. Babası ve annesi göz yaşları için de onu dinliyordu. Oğuz bir süre kaldıktan sonra okula başlamak üzere kasabasından ayrıldı. Oğuz okulda derslerine çalıştığı gibi parttaym iş yapıyordu. Okulu dereceyle bitiren Oğuz mezuniyet töreninde Mustafa beye şükranlarını belirtti.İş hayatına atılan Oğuzun hayatı çok yoğun geçmekteydi. Sürekli kendini yenileyen yetiştiren bir insan haline geldi. Artık ben her iş yaparım demiyordu. Kendi yeteneklerine uygun bir işte uzmanlaşmıştı. Değişen ve gelişen günümüzde ben her işi yaparım yeter ki iş olsun söylemlerinin yetersiz olduğunu gördük. Bu hikaye vesilesiyle ben işsizim diyenlere seslenmek istiyorum. Bir mesleğiniz yoksa mutlaka imkanları zorlayıp bir mesleği öğrenmeye çalışın ki. İş başvurusu yaptığınızda göğsünüzü gere gere ben bu mesleği yapıyorum diyesiniz. Kendi sahanızda kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz dileğiyle?
Bu yazı 463 kere okundu.
|