Sosyal bir varlık yaratılan insanın, tek başına yaşama şansı yok denecek kadar azdır. İnsanların bir arada yaşamaları bir çok hak ve hukuk gerektirmektedir. Bir komşunun diğer bir komşusuna karşı bir çok görevi vardır. Bu görevleri de yerine getirirken bazı noktalara dikkat etmesi gerekir. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan olaylar gelişebilir.Şöyle diyenler olabilir komşuma, yardım etmem onun iyiliğini gözetmem neden sakıncalı olsun? Tabi ki düşkün olan komşumuza, yardım edeceğiz. Yaratılış gereği erkeklere göre daha duygusal olan kadınlar, komşusunda ağlayan bebek sesi işittiğinde; hemen koşturup çocuk acıkmışsa ben emzireyim deyip çocuğu emzirir. Aslında bu gibi hareketleri, çokta gerekmedikçe yapmamak gerekir. Bir kadın, bir çocuğu emzirdiği zaman ailesini bu konuda bilgilendirmelidir. Süt kardeşi, olduğunu bilmeden farklı düşünceler aklından geçiren Zaferin hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeşilliğiyle ün salan, insanlar arasında ki muhabbet ve sevginin henüz bitmediği şirin mi şirin bir kasaba da; hayatlarını sürdüren iki komşu, arasındaki münasebetler diğer komşuları kıskandıracak seviyedeydi. Zafer, henüz altı aylıktı. Zafer, sürekli anne sütü emdiği için tombul, sevimli bir çocuk görünümü veriyordu. Zaferin doğumuyla mutluluktan uçan aile, komşularının on yıl aradan sonra bir kız çocuğuna kavuşmuş olmaları sevinç ve mutluluklarını bir kat daha artırdı. Zafer, gün geçtikçe kilo almasına rağmen yeni doğan komşu kızı Filiz hiç gelişmiyordu. Filizin annesi, Filizi sütten kestiğinden beri mamayla büyütmeye çalışıyordu. Fakat bu beslenme şekli, Filize pek yaramıyordu. Küçük, minicik bir o kadar cılız olan Filizi, annesi bahçelerindeki kamelyada mama vermeye çalışırken Zaferin annesi başında beliriverdi. ?Komşu, anlaşılan çocuk çok acıkmış. İstersen çocuğu bana ver de ben emzireyim.? Komşusunda, ?komşu sana zahmet olacak deyip? Filizi uzattı Filiz, karnını bir güzel doyurduktan sonra o simsiyah bilye gibi gözlerini açıverdi. Komşu kadın minnetle teşekkür ettikten sonra ?ara sıra çocuğu emzirmek için sana getirebilir miyim.? Dedi Zaferin annesi, ?tabi ki neden olmasın seve seve? dedi. Böylece zaferle birlikte Filizde gelişmeye başladı yanakları tombiş tombiş oldu. Birlikte beslendikleri gibi birlikte büyümeye başladılar. Zafer nereye gitse hemen Filize seslenirdi. arkta oynayacaksa Filiz kardeşim benim gel birlikte parkta oynayalım diyordu. Filizde, Zaferi kırmayıp hemen koşar adımlarla Zaferin yanına gelir kolundan tutar ve parkta oynamak için seke seke giderlerdi. İlköğretime başlayacaklardı. Artık onlar pırıl pırıl öğrenciler olacaktı. Onlar tertemiz gönüllerini bilgilerle donatacaktılar. Aileleri sürekli birlikte dolaşan bu iki süt kardeşi aynı sınıfa yazdırdılar. Okula, kayıtları yapıldıktan kısa bir süre sonra Zaferin öğrendiği bir haber kendisini çok üzdü. Babasının tayini çıkmıştı. Oralardan uzak diyara gideceklerdi Filizle artık oynayamayacaktı. Fakat yapacak başka bir şey yoktu. Zaferin gözyaşları, kurumuyordu. Annesi teselli etmeye çalışıyordu. ?Oğlum kardeşin gibi sevdiğin ve aynı zamanda süt kardeşin olan Filizi zaman zaman gelip ziyaret edebilirsin. Müsait olduğumuzda arabamıza atlar geliriz. O zamanda sen hasret gidermiş olursun.? Zafer, göz yaşlarını sildikten sonra tüm saflığıyla söz veriyor musun anne dedi. Annesi ?söz oğlum yeter ki sen üzülme?. Zaferin ailesi, komşularıyla vedalaştıktan sonra eşyalarını yükleyip gittiler. Zafer, yeni yerleştikleri mahallede bir çok arkadaş edinmişti. Bazen Filizi hatırlamıyor değildi. O zaman ?anne Filizi görmeye ne zaman gidebiliriz? diyordu. Annesi, ?yakında gideriz diye cevap veriyordu. Akan zamanla birlikte ayrı şehirlerde biri tığ gibi bir delikanlı oldu. Diğeri fidan boylu bir genç kız olmuştu. Zafer, derslerine çok çalıştığı için üniversite sınavını kazandı. Filizde aynı çabayı, aynı çalışkanlığı gösterdiği için o da üniversite sınavını kazanıp okula kaydını yaptırdı. Hayatın cilvesi olsa gerek Filizle Zafer bu sürede ne kadar görüşmek istediyseler de görüşemediler. Zafer, okulunun bitirdi. Doğduğu kasabanın bağlı olduğu ilde çalışmaya başladı. Filizde okulunu bitirmişti. Fakat henüz bir işe girememişti. Bir çok işyerine başvurmuş; fakat kendisine olumlu bir cevap veren olmamıştı. Filiz, bir gün kasabasının bağlı olduğu ilde dolaşırken ihtişamıyla göz kamaştıran bir iş merkezi gözüne ilişiverdi. Acaba iş başvurusunda bulunsam mı diye düşünürken ayakları onu iş merkezine doğru götürüyordu. Farkına varmasa da, birinci katta bulunan danışmada kendini buluverdi. Danışmada ki görevli, Filizi İnsan Kaynakları Departmanına doğru yönlendirdi. Filiz, İnsan Kaynakları Müdürünün açık olan kapısını tıkladığında birden durdu. Sanki bu müdürü bir yerden tanıyordu. Filizin kapıda şaşkın bir şekilde beklediğini gören İnsan Kaynakları Müdürü Zafer, genç kızı içeriye buyur etti. Zafer de Filizin bu durumundan etkilendiği gibi kanı kaynamaya başlamıştı. Hala bekar olan Zafer, acaba aşık mı oluyorum? Diye düşünmeye başladı. Filizde kendisine gösterilen yere, oturduktan sonra kendisini tanıttığı gibi Zaferin uzattığı formları doldurmaya başladı. Bu arada Zafer, hayaller kuruyordu. Bu kızla evlensem çok mutlu olurum diye düşündü. Bu düşüncelerle meşgulken Filiz, formları doldurduğunu söyledi. Zafer, formu inceledi. İsme baktı. Doğum tarihine ve yerine baktı. Şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. Bir süre sonra babasının, annesinin ismini sordu ve aldığı cevaplarla biraz önceki düşüncelerinden utandı. Neden diye sorarsanız; çünkü bu kız süt kardeşi olan Filizden başkası değildi. Kendini tanıttıktan sonra süt kardeşi olduğunu söyledi. Şaşkınlıklarını yenip. Birbirine sarılıverdiler. Zafer, biraz önceki düşünlerini düşündüğünde az kala bir hataya düşecektim dedi. Çünkü bir kişi bir kadının sütünü emmiş ise o emen kişi o aileye haram olur. Diğeri de sadece emen kişiyle kardeş olur. Ailenin diğer fertleriyle evlenebilir. Bu düşünceler içerisinde kardeşiyle birlikte dışarı çıktı. Bu gibi durumları yaşamamak için annelerin çok uyanık olması gerekir. Acıdığı her çocuğu, emzirmemesi gerekir.( Böyle bir zamanda hiç kimse başka bir çocuğu emzirmez diyenler olabilir. Bizim ki sadece hatırlatma)
Bu yazı 517 kere okundu.
|