Toplumları ayakta tutan unsurların başında bizi bin bir zorlukla yetiştiren, emek veren anne ve babamıza gereken saygıyı göstermemiz gelmektedir. Çekirdek ailenin, hakim olduğu günümüzde maalesef gün geçtikçe Huzurevlerinin sayısı artmaktadır. Bu gibi kurumların olması, o duruma düşen vatandaşlarımızı sokaklarda kalmasını önlemektedir. Fakat gönül ister ki bütün hayatını bize feda eden anne ve babamızı, bu kurumlara muhtaç duruma getirmemektir. Şöyle diyenler olabilir. Annem, eşimin bütün işlerine karışıyor. Mutfaktaki eşyaların yerini değiştirip duruyor. Eşim, bir koyduğu eşyayı aynı yerde bulamıyor. Çocukların giyimine karışıyor. Çocuklar, şunu giysin bunu giymesin deyip başımızı ağrıtıyor. Bir misafirliğe gitmek istediğimiz zaman o da gelmek istiyor eşimde bu durama üzülüyor. Tek başımıza bir yere gidemeyecek miyiz? diyor.İkisinin arasında bocalayıp duruyorum. Birinin dediğini yapsam diğeri üzülüyor. Ben nasıl başa çıkacağım. Anneme bir ev tutsam, evde tek başına yemek yapamaz kendine bakamaz en iyisi devlet kucak açmış bu kişilere orada daha huzurlu olur ben annemi Huzurevine götüreyim. Hele sormayın babam, deseniz burnunu bütün işlerime sokuyor. Bir yatırım yapacağım zaman sanki piyasayı biliyor da yok şu yatırımı yap yok bu yatırımı yap deyip duruyor. Evde tembel tembel oturuyor. Benim emekli maaşım bana yeter deyip duruyor. Tamam emekli maaşı olabilir fakat insan biraz rahatsız olur boş boş evde oturmaz. Yemek, biraz geç hazırlansa yemeğim nerde kaldı tembel herifler bir yemeği bile hazırlayamıyorsunuz diyerek eşime fırça çekiyor. Sanki eve bir ekmek getiriyor. Yemeğe oturunca da bir de yemekleri beğenmez bu davranışı beni çileden çıkarıyor. Kış gecelerinde, tam uyuyacağımız zaman boğazını temizlemesi, öksürmesi cinleri tepeme çıkarıyor. Hafta sonları evde kaldığımda eşimle baş başa kalmak istiyorum fakat evden çıkmadığı için eşim bir köşede oturuyor ben bir köşede gel de çıldırma. Babam, bir çocuktan farksız olmuş eşime sinirlensem hemen üstüne alınıyor. ?Siz beni istemiyorsunuz? diyor. Eve hep yaşlı arkadaşlarını davet ediyor. Bazıları, oturduğu yerde uyuyor bazıları gelişi güzel oturuyor baba eve adam getirme diyorum o, benim arkadaşlarım sana ne istediğim kişiyi misafir ederim. Bu cevaplar karşısında kim olsa keçileri kaçırır. Bütün bunlar yaşanırken madalyonun diğer yüzünü çevirelim. Dokuz ay karnında taşıdığı süre içerisinde, bir yük olarak görmeyerek günlerce çocuğunun doğumunu dört gözle bekleyen bir annenin, son günlerini Huzurevinde değil de evinde huzur içerinde geçirmesi hakkı değil midir? Gece yarılarında, uykunun en tatlı yerinde uyandığı halde yüzünü dahi ekşitmeden; çocuğu emzirip yatırdıktan sonra yatan bir annenin, son günlerini aile içi kavgalarla geçirmesi doğru mu? Evde yangın çıktığında, odada kalan çocuğunu kurtarmak için kendi canını hiçe sayarak; yangının içine dalıp çocuğunu yangında kurtaran bir anneye, sen başımızın belası mısın nedir senden çektiğimiz denilebilir mi? Sokakta çocuğum düşerde, bir yerine bir şey olur deyip; saatlerce çocuğun peşinden ayrılmadan en ufak bir zarar gelmesini istemeyen bir anneyi, Huzurevine götürüp bırakırsak gece yatağa yattığımızda rahat uyuyabilir miyiz? Konu komşu, sahilden sahile dolaşırken kendisi örgü örüp sattıktan sonra parasını okuyan çocuğuna gönderen bir annenin, fedakarlığının karşılığı Huzurevimi olmalı? Gecesini gündüzüne katıp çalışan, cebindeki son kuruşunu çocuklarına harcayan bir babanın, Huzurevine layık görülmesi vicdanları rahatsız etmez mi? Çocuklarım, mert kişilere dahi muhtaç olmasın deyip bir kışı bir gömlekle geçiren bir babanın huzur bulacağı yer Huzurevimidir. Bakkala gittiğinde çocuklarına çikolata götüremediği gün kahrolan bir babanın, son günlerini gamsız, kedersiz geçirmesi gerekirken Huzurevinde huzur bulması mümkün mü? Burada şunu hatırlatmak istiyorum. Eden bulur. Bizler anne ve babamıza sokakları veya Huzurevini layık görürsek emin olunki bizim çocuklarımızda aynısını bize yapacaklardır. Anne ve babamıza sahip çıkarken, çocuklarımız bize bu davranışı yapar diye onlara iyi davranmamalıyız. Biz, sadece bizim ebeveynlerimiz oldukları için onları sevmeli, saymalı baş tacı etmeliyiz. Toplumların, güçlü olması aile bağlarının ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır. Çünkü devletin ana dinamikliğini aile oluşturmaktadır. Aile, derken de çekirdek aile tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Toplumumuzu, diğer toplumlar karşısında başı dik alnı açık bir şekilde durmasını istiyorsak ebeveynlerimize sahip çıkmalı. Onların son anlarını bizim yanımızda veya gözetimimizde huzur içinde geçirmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bütün güzellikleri hak eden ebeveynlerinizi baş tacı etmeniz dileğiyle?
Bu yazı 412 kere okundu.
|