İnsanı ayakta tutan, olumsuz olaylar karşısında dimdik ayakta durmasına vesile olan ana unsur, yaşam coşkusuyla birlikte azimle hayata sarılmasıdır. Hayatın her deminde, azimle yola çıkan insanlar eninde sonunda başarı meyvelerini toplayacaklardır. Başarı meyvelerini sepete doldurduktan sonra bütün kapılar sonuna kadar açılacaktır. Hayatında iğne ucu kadar bile karanlık, kirli bir nokta kalmayacaktır. Geçen günlerde, televizyonda izleyip de çok etkilendiğim olayı size aktarmaktan kıvanç duyarım. Seksen yaşında bir adam, üniversite sınavını kazanmıştı. Bu belki normal gelebilir fakat çarpıcı olan nokta bu kişinin ama olmasıydı. ( Gerçi bu ibretlik olay, on sekiz yaşında üniversite sınavını kazanamayanlar için ilginç ve başarılması zor bir durum gibi gözükebilir.) Evet, gerçekten takdirle karşılanması gereken bir durum. Üniversite sınavına hazırlanan kişiler veya ders çalışan öğrenciler benim kafam almıyor ne kadar ders çalışsam da kafama girmiyor diyebilir mi? Eğer diyorsa şunu çok iyi bilmelidir. Ruhunu tembellik ve miskinlik kaplamıştır. Ruhunu, bedenini tembelliğin ve miskinliğin kucağına bırakanlar günü geldiğinde ayaklar altında kalacaktır. Bir kişi babasından ve dedesinden kalan mirasa güvenip de üzerine düşen sorumluğu yapmıyorsa ben anlamam benim kafam çalışmaz deyip de yatağın içerisinde, o tarafa bu tarafa dönüp duruyorsa bilsin ki bu davranışlarının sonucunu çok acı öder. Nasıl öder diyenler olabilir. Evet, çevrenize bakın bu şekilde davranan kişilerin hayatını inceleyin. Arkadaşları, bu güzelim vatanımızda en güzel, en iyi üniversiteleri kazanırken kariyer yaparken, para kazanırken gündemi değiştirecek veya yeni gündeme farklı bir bakış açısı kazandıracak demeçler verirken; o miskin kişiler, bakın şuanda televizyon da açıklama yapan kişiyle ilköğretimde aynı sınıfta okumuştum. Hatta bu kişi benden kopye çekerdi. Bakmayın şuan ki durumuna çok tembel bir öğrenciydi. Bu duruma nasıl geldi anlayamadım. Diye hem şaşkınlığını belirtir hem de özdeşim kurar. Hayatın ilk safhalarından itibaren azimle hayata sarılanlarla, tembel tembel oturanlar arasındaki fark yaşam ilerledikçe çok açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bir kaç saat ders çalışıp da ben anlamıyorum dedikten sonra kitap ve defterlerini bir kenara fırlatıp sokaklara fırlayan bir öğrencinin neden ben başarılı olamıyorum? diye sorgulaması hangi mantığa sığar sizlere soruyorum.İzin verirseniz ben cevap vereyim. Bu şekilde de davranıp da başarı beklemek, akılsızlığın en açık göstergesidir. Hem azim ve kararlılıkla ders çalışmayacaksın hem de neden ben başarılı olmuyorum diye sorgulayacaksın.İnsan, yaratılışın gereği olarak bulunduğu ortamla birlikte yemek yediği, gezdiği, tozduğu kişilerden etkilenmektedir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda azimli, kararlı kişilerin çocukları da azimli ve kararlı olmaktadır. Tembel, miskin kişilerin çocukları da tembel ve miskin olmadan öteye gidemez. Tembel bir o kadar yaramaz olan bir insandan hiçbir fayda gelmez. Toplumun sırtından geçinen parazit kişilerdir. Bizlerde, öncellikli olarak başta kendimiz olmak üzere tembel ve miskinliği bir kenara bırakıp azimli, kararlı bir şekilde hayata sarılmalıyız. O zaman göreceğiz ki hem mutlu hem de başarılı oluruz. Hayat merdiveninde, adım adım çıkarken azim gıdasıyla beslenip, kararlı çeşmeden coşku suyunu içtikten sonra mutluluk ve sevinç yolunda emin adımlarla ilerlemeniz dileğiyle? ( Bütün mutluluklar sizin olsun)
Bu yazı 396 kere okundu.
|