Futbolun şiddetle beraber anılması çok kötü bir olay gibi gözüksede maalesef bu iki olgu birbiriyle iç içe yaşamaya çalışmaktadır.Şiddetin en büyük kaynağı ve beslenme nedenide fanatizm olarak gözükmektedir.Ülkemizde az gelişmişliğin olumsuz sonuçları ne yazıkki futbolda şiddete dönüşmektedir.Bunun nedenlerinden biride sosyo-ekonomik nedenlere dayanmaktadır.Her az gelişmiş ülkeler gibi bizde yolsuzlukların,hırsızlığın,kapkaç gibi çeşitli suçların kol gezdiği yiyenin yanına kar kaldığı ortamda futbolda şiddeti yaşamamız gayet normaldir.İnsanların büyük çoğunluğunun açlık ve sefalet içinde gezdiği,zenginle fakirin arasının bu kadar açıldığı zaman doğal olarak sokaktaki suç işleme stadlara da şiddet olarak yansımaktadır.İnsanlar ömür boyu ulaşamayacakları şeyleri önce kıskançlıkla sonrada çeşitli eylemlerle onda var bende niye yok hesabı yakıp yıkmaya çalışmaktadır.Tabiki bunlar herkes için geçerli değil ama açlık ve sefaletin insanlara her şeyi yaptırabileceğini unutmayalım.Stadlara bu düşünceyle gelenler kalabalık grup olmanın ve tribünde dokunulmazlık edasıyla her şeyi yapmayı kendine görev kabul ederek zarar vermeye başlıyor. Futbol, tabiati geregi bir tür siddeti içinde tasir. Vücut vücuda mücadele edilen erkek sporudur... Milyonlarca insanin kendisine bir kimlik buldugu takim rekabetine dayanir... Bu yaniyla, hayatin baska alanlarinda yenilmis olanlara kazanmanin firsatini sunar vb. Isin teorik yani daha da uzatilabilir. Buna gerek yok. Çünkü, sadece Türkiye degil, dünya futbol tarihine bakildiginda da, siddetin basrolde oldugu uzun bir hikaye yazmak mümkündür. Bu gerçegi, yasadigimiz ülkenin kendine özgü gerçekleriyle üstüste getirdigimizde tablo daha bir netlik kazaniyor. Sayisiz arastirma, son 10 yilda ülkenin muazzam bir suç patlamasi yasadigina isaret ediyor. Issiz, bes parasiz, milyonlarca genç insan, kendi ülkesinde bir baska toplum kesimine mensup yasitlarinin, esine az rastlanir bir tüketim ve eglence curcunasi içinde yasayip gittigine taniklik ediyor. Bu kosullar altinda, içindeki nefreti, öfkeyi disa vuracagi yegane kamusal alana yöneliyor. Yani, tipki kendisi gibi yenilmislerle bulustugu tribünlere... Sesini orada yükseltiyor, çünkü sesi orada daha gür çikiyor. Orada küfür ediyor, çünkü topluluk olmanin verdigi güce yaslaniyor. Orada dayanisiyor, orada dögüsüyor. Simdi, bazi akli evveller çikip, bu durumu olumladigimiz sonucu çikarabilir. Her an siddete dönüsme potansiyeli tasiyan kör bir öfkenin, nefretin onaylanacak yani yok. Ama sorunu çözmeye niyeti olan varsa (görüldügü kadariyla bu isin talibi çok), önce sorunu anlamak zorunda. ?Bu adamlar stada alinmasin? diyorlar... Tamam, alinmasin... Nerede seyredecekler maçi? Meyhanelerde, kahvelerde, barlarda... Ardindan gelecekleri hemen söyleyeyim: ?Bu adamlar meyhanelere, kahvelere, barlara alinmasin!? ?Bu adamlar bu ülkeye alinmasin? deyin de olfutbol artık milyonlarca dolarlık bir endüstri ülkemizde. Ancak bu endüstri ve ona gönül veren milyonları yanlış yönlendiren, rakibine taş, çakmak, cep telefonu atmaya yönlendiren insanlar var.Küfürü veri kabul eden, anlayış gösteren bir anlayış var.Tribün terörüne kendine yakın kulüplere ayrı, karşı kulüplere ayrı ceza uygulayan bir yönetim anlayışı var.Oysa eğer şiddeti, terörü bu topraklardan kovmak, yok etmek istiyorsak, şiddet atmosferini ortadan kaldırmamız gerekir. Futbol kulübü yöneticileri, tribündeki şiddetin sonunda başka amaçlara yönlendirilebileceğini gözden uzak tutmamalı. Baska konularda bulusmak dilegiyle saglikli ve sevgiyle kalin.
Bu yazı 711 kere okundu.
|