|
Dikkat ederseniz yazılı ve görsel basın, 10-15 gün arayla kendine değişik bir konu bularak ulusal düzeyde hemen o’nu işlemeye başlar ve toplumu haftalarca meşgul edecek yeni gündemi oluşturur.
Geçtiğimiz haftalarda Soma kendi günlük sorunlarıyla yaşarken yıllardır söylenegelen Santral satılacak söylemi yeniden dile getirildi. Biz de Somalılar olarak başta gazetemiz olmak üzere hepimiz konuya balıklama atladık.
Cumhuriyetimizin ilk çeyrek yüzyılında çok iyi iş görmüş, kalkınmada çok önemli görevler üstlenmiş devlet Kurumları yıllar içinde rekabet edemez konumda kaldığı için özelleştirme kavramına ayak uydurmak zorunda kaldı.
Devlete hiçbir katkısı olmayan kurumların gerçek değeri üzerinden hiç kimseye rant sağlamadan şeffaf bir şekilde ekonomiye kazandırılmasına kimse itiraz etmez. Zaman içinde devletin sırtında yük olarak kalmış, hatta atıl duruma sokulmuş kurumların kârlı hale getirilmesi için önlem alınması gereklilik arz eder. Hatırlayın; Bir zamanlar seçim kaybetmiş milletvekili adayları, eski milletvekilleri, emekliye ayrılmış generaller, eski parti yöneticileri işten anlasın veya anlamasın bu kurumlarının Yönetim Kurullarına atanırlardı.
Günümüzde bunun önüne kısmen geçildi belki ama şimdi özelleştirmeyi isteyenlerle istemeyenler garip bir şekilde karşı karşıya getirildiler. Sıkıntı verici ayrı bir olay da; kâr etmeyen veya ettirilmeyen başka kurumların, istisnasız tüm Soma ahalisinin göz bebeği olan ELİ ve SEAŞ ile aynı kefeye konulmak istenmesidir.
Buralar gözden çıkarılırsa 4c Soma için de kaçınılmaz olacaktır. Bu Kurumlar hakkında karar vermeden önce bunların son yıllardaki kârlılığı ve devlete artı değer kazandırıp kazandırmadığının iyi incelenmesi gerekir. Örneğin E.L.İ. her sene Türkiye’nin ilk 40’ına giriyorsa ve özerklik verilse ilk 10’u bile alacak bir kudretteyse bu Kurum neden özelleştirme çığlıklarına kurban edilsin ki Tam aksine, uydudan yaklaşık 700 km yukardan gözle görülen bir işyerine sahip olan E.L.İ. yatırımlarla desteklenmelidir.
Birçok ailenin Soma geçmişinde çok önemli yer tutan özel madenler 1979 yılında devletleştirildi. Aradan on yıllar geçince tekrar özel sektöre devredildi. O zaman mı yanlış yapıldı şimdi mi yanlış yapılıyor tartışması yerine, bugün pek çoğu kurumsallaşmış bu işyerleri Soma’da yüzlerce aileye ekmek kapısı olma görevlerini yerine getiriyorlar. Soma’da kazandıklarının ne kadarını Soma için harcadıklarını da kendileri sorgulamalıdır.
Diğer yandan gazetemizin yaptığı Santral anketine veya benim yazılarıma gelen yorumlar, sanki olası mağdurlar tarafından değil de bu işin Soma’ya getirisini götürüsünü hesaplamayanlar tarafından yapılmış izlenimini veriyor. Hele sivil toplum örgütlerinin sesleri şimdilik kısık çıkıyor. Elbette biz devlet malı deniz gibi ahlâksız ve edepsiz bir ilkeyi asla savunmuyoruz. Ard niyetli birkaç yaşanmışın dışında böyle bir ilke E.L.İ. ve SEAŞ bünyesinde barınmaz. Ayrıca burayı satmak isteyen önce Soma halkına ve bu kurumların çalışanına izahatını çok güzel yapmalıdır.
Kısa zamanda öyle bir hava oluşturuldu ki; sanki E.L.İ. ve SEAŞ bünyesinde çok yüksek maaşlar (!) ödeniyor. Buralarda çalışanların standartların üstünde yaşadıkları kabul edilebilir. Ama son yıllarda ciddi kârlar eden bu kurumlar bu çalışanlarıyla kâr elde etti. Eğer buna da yağcılık derlerse Soma halkına ekmek yediren işyerlerini yağlamaktan rahatsız olmam.
Çalışanının nispeten konforlu yaşamasını temin edip, bulunduğu yere artı değer kazandıran ve ses getiren, Türkiye’nin önünde lokomotif olan kurumların satılmasını istemiyorum. İki iki daha kaç eder dendiği zaman kaç etmesini istiyorsun demek yerine doğru da yanlış da olsa iki iki daha dört eder denmesinden yanayım.
Geçen haftaki gibi bu da tek taraflı oldu belki ama inandığına taraf olmak silik bir tarafsızlıktan iyidir.
Bu yazı 744 kere okundu.
|